Avrupa’nın kömür lideri Türkiye!

Cumhuriyet’in 100. yılı olan 2023 yılında tüm yerli kömür kaynaklarını kullanmak isteyen bir hükümetiniz bulunuyorsa, Avrupa’daki 112 kömür santrali projesinin 75’inde Türkiye’nin imzası bulunduğuna şaşırmamanız lazım.

30’dan fazla Avrupa ülkesinde 120 organizasyonun üyesi olduğu Avrupa İklim Hareketi Ağı, kömür yatırımlarının azalan gidişine tezat giden, Avrupa’nın kömür santrali yatırımı yapan ülkelerini inceleme altına aldı.

Yayımlanan raporda bizi asıl şaşırtan ise diğer ülkelerin ortalama olarak sadece 2 kömür santrali projesi bulunurken, Türkiye’nin tüm ülkelerin toplam proje miktarının iki katından fazla projeye sahip olması.

201510191243

İklim Hareketi Ağı’nın da özellikle belirttiği gibi kömür yatırımları azalmakta ve buna bağlı olarak kömür sektörü giderek güçsüzleşmekte. Rapor, bu projelerin ülkelerisürdürülemez ve ekonomik olmayan kömüre onlarca yıl bağımlı hale getireceğini belirtiyor.

Türkiye’nin hızlı gelişimi ve bölgede “lider” olma isteği, İklim hareketi Ağı’na göre Türkiye’nin kömür santral projelerinin arkasındaki en büyük nedenler. 75 projenin hepsinin birden yapılmasının ihtimal dışı olduğunu belirten rapor, projelerin hepsinin gerçekleştirilmesi halinde şebekeye 65 gigawatt elektrik sağlayacağını ve Türkiye’yi kömür kullanımında dünyanın en büyük üçüncü ülkesi yapacağını belirtiyor.

Türkiye’deki projelerinin detaylarına bakıldığında Avrupa’nın en büyük 10 kömür santralinden 5’inin Türkiye’de olacağı öngürülüyor. Böyle bir durumda Türkiye’nin yıllık karbon salımı; 1990’lardaki 21.5 milyon tonluk seviyesinden, 2023’de 200 milyon tona fırlayacak.

İklim Hareketi Ağı’nın hesaplamaları, tüm projelerinin gerçekleşmesi durumunda bölgede karbon salımının 16 milyar ton artacağını gösteriyor. Bu rakamı tüm Avrupa Birliğinin şu an ürettiği 3,7 milyar tonluk karbon salımı ile karşılaştırdığımızda olayın ciddiyeti daha da ortaya çıkıyor.

kömür santrali

Buna rağmen rapor, bu projelerinin çoğunun gerçekleşmeyeceğini belirtiyor. Geçmiş yıllarda, Avrupa Birliğinde nihayete eren her 1 adet kömür santrali karşı, 7 adet proje iptal olmuş. Bunun nedeni ise daha önce de belirttiğimiz gibi kömürün giderek ekonomik olmayan bir enerji kaynağına dönüşmesi.

Tüm AB genelinde, elektrik ihtiyacı ve fiyatları düşmüş, yenilenebilir enerji kaynakları ise artık fiyat/enerji üretimi bakımından fosil yakıt alternatiflerine karşı seçenek olmuş durumda. Türkiye’nin kömür projelerine yatırım yapmasının en büyük sebeplerinden biri,ülkemizdeki kömür kullanımının %80 oranında ithal kömüre bağımlı durumda olması. Bu yeni projelerin neredeyse hepsi yerli linyit kaynaklarına bağlı santraller.

Buna rağmen WWF’in de son raporunun da belirttiği gibi yeni yapılacak yatırımların kömür yerine yenilenebilir enerji yatırımlarına odaklanması, aynı masrafa daha temiz bir enerji ağının kurulması da mümkün. Zira kömür endüstrisi ağırlıkla devlet tarafından işletilen şirketler olduğundan, devlet desteğine bağımlı durumda. Yapılan hesaplamalar gösteriyor ki, bu yardımların olmaması sektörü iflasa yöneltiyor.

Bununla beraber Avrupa Birliği’ndeki kirliliği azaltmaya yönelik, son teknoloji santrallerin inşaa edilmesini zorunlu tutması, 2010 yılından beri bazı çoğu büyük aktörün borsadaki değerlerinin dibe vurmasına yol açtı. 2014 yılında, dünyanın en büyük enerji yatırım şirketlerinden biri olan E.ON 3,2 milyar Euro kayba uğradı ve Almanya’nın ikinci büyük enerji üreticisi RWE 4,4 milyar Euro’luk zarar gösterdi.

mitchell_2009-1

Türkiye’de ise amaç her ne kadar dışa bağımlılığı azaltma yönünde olsa da, kömürü bir çözüm ve kurtarıcı olarak görmek Türkiye’de kömür sektörünün güvensizliğini göz ardı etmemize yol açıyor. Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) raporuna göre, 100 milyon ton kömür üretimi başına düşen ölüm sayısı ABD’de 1 ile 6 arasında değişirken, Türkiye’de bu sayı yıllara göre 900’ü dahi aşıyor.

1941’den bugüne kadar Türkiye’nin birçok bölgesinde yer alan kömür ve diğer maden ocaklarında yaşanan, pek çoğu grizu patlaması, göçük ve yangından kaynaklı olmak üzere iş kazalarında 3 binden fazla işçi hayatını kaybetti. Bu kazalarda 100 bini aşkın kişi ise yaralandı.Türkiye İstatistik Kurumunca yayınlanan ve iş kazalarının sektörel dağılımının yer aldığı rapora göre, Türkiye’de iş kazalarının en fazla yaşandığı sektör, “maden ve taş ocakçılığı” olarak belirlendi.

Özellikle, 13 Mayıs 2014’te Türkiye’nin Manisa ilinin Soma ilçesindeki kömür madeninde çıkan yangın nedeniyle 301 madencinin ölümüyle sonuçlan madencilik kazası Türkiye’nin en fazla hayata mal olan kazası olarak tarihe geçti. Bu kaza ile birlikte madencilerin güvenliğini sağlayacak teknolojilerinin “masraf” olarak görüldüğü ortaya çıktı.

Maalesef bu kadar güvensiz bir ortamda çalışan madenciler için kazalar bu işin fıtratında yok. Madenlerde meydana gelen ölümler doğal bir felaket değil, “tatlı bir ölüm” hiç değil. Bu kazalar ihmallerden ve bunlara karşı güvenlik önlemi almayan şirketler yüzünden ortaya çıkıyor.

23454321

Sadece madenlerde değil, Türk Tabipler Birliği’nin de bulunduğu sağlık uzmanları kömür santrallerinin her yıl; 2.876 erken ölüm, 3.823 kronik bronşit vakasına yol açtığını ve637.643 kayıp iş gününe ile 7.976.070 hasta geçirilen güne sebep olduğunu belirtiyor. Kömürün sağlık üzerindeki etkilerinin ekonomik maaliyeti ise 2,9-3,6 milyar Euro arasında tahmin ediliyor.

Raporlar bu kadar kesin iken, biz Türkiye’nin dünya lideri güneş, rüzgar ve hatta jeotermal enerji potansiyelini kullanmak yerine insan sağlığına, çevreye ve ekonomiye bu kadar zarar veren bir yatırım olan kömür santrallerinin Cumhuriyet’in 100. yılına hedefi olarak gösterilmesini bir utanç olarak kabul ediyoruz.

Önceki yazıyı okuyun:
Kış hastalıkları hakkında bilmeniz gereken 6 gerçek

'Belini ört', 'Önünü kapat', 'Bereni tak', 'Atkını iyice sar' mevsimi kapıda. Sonbahar ve kış mevsimlerinin ilk soğuk algınlıkları başladı. Adına...

Kapat