Sindirim sistemi bakterileriniz ve akıl sağlığınız arasındaki bağ sizi şaşırtacak

Heyecanlanınca midenizde kelebekler uçuyor, kötü bir haber öğrenince içiniz sızlıyor, stresli olunca karnınız kaskatı kesiliyor… Ama hiç aklınıza geldi mi bu terimleri niye kullanıyoruz?

Aslında sadece özdeyişten ibaret gibi görünen bu deyimlerin gerçeklik payı olduğu ortaya çıktı. Araştırmalar, sindirim sisteminiz ile beynimizin karmaşık bir yapıda bütünleştiğini gösteriyor. Bu o kadar güçlü bir bağ ki, bazı biliminsanları zaten ikinci beyin olarak adlandırdıkları sindirim kanalını oluşturan bakteriler ile beyni tek bir sistem altında adlandırabileceğimizi belirtiyor.

Bu bağ, vagus (onuncu) sinir ile beraber beynin direkt olarak sindirim kanalı ile nöronal bir bağlantı kurması ile oluşuyor. İşte bu yüzden, şu anki araştırmalar biliminsanlarını bu çiftyönlü iletişim kanalının oluşturduğu sindirim kanalı-beyin eksenine yönlendirmiş durumda.

34536475867

Sindirim kanalının o an yaşanan sinir, stres, heyecan, üzüntü ve endişe gibi duygulara oldukça duyarlı olduğu durumları birinci elden de yaşamışsınızdır. Bu özellikle stres ve basklı altında bulunduğunuz zaman, vücudunuzun girdiği “kaç ya da savaş” modundan kaynaklanıyor.

Bu durumda sindirim yavaşlayıp hatta durma noktasına gelebilir. Vücudumuz “kaç ya da savaş” modunda sindirime harcanacak olası bir enerjiyi, o an daha önemli gördüğü beyin ve kaslara yönlendirmekte. Büyük bir tartışma sırasında, bir iş görüşmesi öncesinde, hatta sınav notlarınızın açıklanırken yaşayabileceğiniz mide ağrıları, sindirim sorunları hatta ishal gibi belirtiler hep “kaç ya da savaş” modunun etkileri.

Psikoterapinin bir kolu olan Bilişsel Davranışçı Tedavi (CBT), rahatlama terapileri ve hipnoz gibi tedavilerin, irritabl bağırsak sendromu gibi fiziksel bir sebebi olmayan, yapısal sindirim hastalıkları geçiren kişilere yardımcı olduğunu ortaya çıkardı.

34253647

13 araştırmanın 10’unda, sindirim problemleri geçiren ve psikoterapi tedavilerini uygulayan grupların hastalıklarının etkilerini geleneksel ilaç kullanan gruplara göre daha çok azalttığını ortaya çıkarıyor.

Bir başka diğer araştırma ise , sindirim kanalımızda bulunan, topluca mikrobiyom ismini verdiğimiz yararlı bakterilerin sağlığımızla bağının düşündüğümüzden daha kuvvetli olduğunu ortaya çıkardı. Her bir hücremize karşılık 10 kat daha fazla bakteri ile, ki bu 100 trilyon bakteri demek, beraber yaşadığımızı düşünürsek, midemizde yaklaşık 3 kiloya yakın bir ağırlığı bulunan bu bakterilerin sağlığımıza etkisi olduğunu duymak gerçekten ilgi çekici.

Ama araştırmalar mikrobiyomun sindirim sistemimize olan etkisinden daha öte bir şey keşfetmiş durumda. Bağışıklık, metobolizm ve akıl sağlığımız bu bakteriler ile iç içe geçmiş olabilir. Giderek daha fazla biliminsanının katıldığı bir çok araştırma mikrobiyomun nasıl düşündüğümüzü, hissettiğimizi ve hareket ettiğimizi, hatta bazı nörolojik durumlar ile beynimizi etkilediğini ortaya çıkarıyor.

CILTEP-brain-health

Örnek vermek gerekirse, beynimizdeki nöronların kendi arasında iletişim kurmak ve ruh halimizi düzenlemek adına salgıladığı, dopamin, serotonin içeren aynı maddeleri bağırsaklarımızda bulunan bazı bakteriler tarafından da salgılandığı belirtiliyor.

Aynı zamanda şu an oldukça desteklenen bir hipotez bu bakterilerin endişe ve depresyonu da etkileyebileceğini tartışıyor. Kanada’da bulunan McMaster Üniversitesi, farelerde normal bakteri dengesini bozmanın, endişeye benzer durumlara yol açtığını belirtiyor.

Bu değişim özellikle bir salgı proteini olan ve az miktarlarda endişe de depresyonu tetikleyen beyin türevli nörotrofik faktör (BDNF) seviyelerinin artmasını ile farkedilmiş. Bir başka araştırmada, endişeli hareket etmeye yatkın olan bir farelerin bağırsak bakterileri, sakin davranış sergileyen bir farelere aktarıldığından, bu farelerin de endişeli hareket etmeye başladığı tespit edilmiş.

Bakterilerin oluşturduğu mikrobiyomların akıl sağlığımıza etkisini araştıran çalışmalar daha emekleme çağında olsa da, sindirim ve akıl sağlığımızın birbiri ile bağlantılı olduğunun keşfedilmesi, geliştirelecek tedavilerin geleneksel tedavilerden oldukça farklı olacağını gösteriyor.

Siz en iyisi bu arada probiyotik besinler ile mikrobiyomunuzu canlı tutun.


Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.

Yeşilist Patreon Destek Ol

Önceki yazıyı okuyun:
Turşu Aşkına! Atölyesi 13 Şubat’da

Turşu sevenler kaçırmasın! Turşu Aşkına atölyesi 13 Şubat’ta Ek Biç Ye İç 'te.

Kapat