Yeşilist.com Logo

Çiğ beslenmeye yeni başlayanlar için 5 tüyo

by / 248 Yorum / 458 Okunma / 12 Şubat 2015

İster tamamen çiğ beslenin ister yarı-pişmiş gıdalar tüketin, gerçekten de çiğ beslenme (raw food) hareketi besin değeri yüksek gıdaları tüketmenin alternatif bir yolu olarak gittikçe daha fazla insan tarafından benimseniyor.

Peki yola çıkmak için nelere ihtiyacınız var? Çok satanlar standından edineceğiniz bir kitap ve her işi başarabilen mutfak aletlerinden çok daha fazlasına. Evet, belki de mutfak aletlerinizi yeni beslenme biçiminiz için gözden geçirmenizde fayda var ama şunu da unutmayın yeni katı meyve sıkacağınız ihtiyacınız olan tüm besleyici gıdaları sağlayamaz.

1. Acele etmeyin

Yemek rutininizi değiştirirken aklınızda tutmanız gereken belki de en önemli şeylerden biri kendinizi değiştirmek için zamana ihtiyacınızın olduğu. Vücudunuz harika bir makine gibi çalışıyor olabilir ama bu onun bir açma kapama düğmesi olduğu anlamına gelmiyor. Diyetinizi çiğ beslenme prensiplerine göre yeniden düzenlemek istiyorsanız bunun bir dönüşüm süreci olduğunu unutmayın.

Peki neden? Çiğ beslenme vücudunuzu arındırmasıyla ünlü bir nevi ‘eskiye dönüş’; yiyeceği ilk öğrendiğimiz şekliyle, pişirmeden tüketmeyi tekrar keşfettiğimiz bir yolculuk. Her ne kadar sağlığınız için birçok getirisi olsa da bu arındırıcı beslenmeye ani bir geçiş yapmak, kendinizi daha ‘hafif’ hissetmenize rağmen sizi yorabilir.

Evet, %100 çiğ beslenme vücudunuz için şahane bir detoks ama başlamak için en iyi yol olduğu da söylenemez. Pişirilmiş gıda ile geçirilen bir ömürden sonra, sebze ağırlıklı beslenmeye alışkın bile olsanız ‘çiğ beslenme’ zorlayıcı olabilir. Bu durumda yapabileceğiniz en iyi şey planlı bir yol izleyerek tükettiğiniz pişirilmiş gıdaları günden güne, hatta daha da iyisi haftadan haftaya azaltmak olabilir. Böylece vücudunuz da adaptasyon yeteneğini size göstermiş olacak. Kabızlık, şişkinlik, uzun süren baş ağrıları ya da diğer sindirim problemleri eğer kısa sürede çiğ beslenmeye geçiş yaparsanız karşılaşabileceğiniz sıkıntılardan bazıları. Onun yerine her öğününüze bir çiğ gıda ekleyerek bu sürece başlayabilirsiniz.

2. Yeterince yiyin

Çiğ beslenmeye başladığınızda yapabileceğiniz en muhtemel hata sadece meyve, sebze ve yeşilliklerle beslenmek. Evet, bu besinler oldukça zengin, ama yine de vücudunuzun ihtiyacı olan her şeyi sağlayamaz. Vücudunuzu dengede tutabilmek için sağlıklı yağlara ve daha yoğun protein kaynaklarına ihtiyacınız var. Haşhaş, chia çekirdeği, keten tohumu, avokado, hindistan cevizi, badem ve kaju, yağ ve protein ihtiyacınız için başvurabileceğiniz bazı kaynaklar. Tüketmeyi sevdiğiniz bazı tahılları çiğ olarak alıp, daha kolay bir sindirim için akşamdan ıslatabilirsiniz. Kalori açısından zengin olan bu besinler, ihtiyacınız olanı size sağlar ve besin yoksunluğu nedeniyle sağlık problemleri yaşama ihtimalinizi düşürür.

3. Meyve ve kuru yemişleri abartmayın

Meyve ve sert kabuklu yemişler sağladıkları şeker ve yağ ile çiğ beslenme için oldukça önemli bir yerde duruyor. Ama aklınızda tutmanız gereken bir şey var: yağ ile şeker bir araya gelince… Bu iki besin grubunu bir araya getirmek ve fazlaca tüketmek hem sindirim sorunlarına yol açar hem de kilo almanıza neden olabilir. Protein ihtiyacınız için sadece kuruyemiş tüketmek yerine, protein değeri yüksek olan tohumlar, yeşillikler ve tahılları da beslenmenize ilave edebilirsiniz. Gün içinde küçük porsiyonlarla tükettiğiniz meyve ve sert kabuklu yemişler, sebze ve yeşil yapraklıların yerini almadığı sürece bir sorun yaratmıyorlar.

Tabi şunu da unutmamanız lazım, size hangi besinin nasıl hissettirdiğini en iyi siz bilirsiniz. Çiğ beslenenler arasında ağırlığı meyveye veren ve kendini harika hisseden bir sürü insan olduğunu söylemeden de geçmeyelim. Eğer siz de benim gibi meyveleri baş tacı edenlerdenseniz, avokado, hindistan cevizi, çilek, ahududu veya böğürtlen gibi düşük şeker oranına sahip meyvelere ağırlık vermeyi deneyebilirsiniz.

4. Sindirim sisteminize kulak verin

Çünkü vücudunuzda neler olup bittiğini en hızlı öğrenebileceğiniz yollardan biri budur. Sindirim problemleri sadece şişkinlik ve mide sorunları ile sizi rahatsız etmekle kalmaz; iyi sindiremediğiniz ürünleri tüketmek uzun vadede yetersiz besin emilmesine bağlı yorgunluk ve baş ağrısı ile sizi keyifsiz bir moda da sokabilir. Kendinize bunu yapmayın ve vücudunuza kulak verin. Unutmayın çiğ beslenmenin esas vurgusu kilo vermekte değil, sağlıklı olmakta!

5. Çiğ beslenmeyi bir takıntı haline getirmeyin

Çiğ beslenmek ne kadar güzel olsa da, pişmiş besinleri tüketmekten korkmak pek de sağlıklı sayılmaz. Pişirilmiş gıdalar sizi öldürmez! Eğer sizi çiğ beslenmeye iten mükemmellik arayışınızsa, sizi hayal kırıklığına uğratmak üzereyim. Pişirilmiş olarak tüketilen gıdaların da sizin için faydalı olduğunu unutmayın. Maksimum besin değeri pişirildiği zaman ortaya çıkan besinlerin ve pişmiş haliyle daha kolay sindirilen yiyeceklerin de var olduğunu unutmayın. Vücudunuzun kolaylıkla sindirdiği yiyecekler aynı zamanda kolaylıkla besin değerlerini emmeyi başardığı yiyecekler. Karşınıza fırsat çıktığında pişmiş gıda tüketmekten korkmayın. Aslına bakarsanız çiğ beslenme hareketi sadece %100 pişirilmemiş gıda tüketimine dayanmıyor. 40 ila 45 dereceye kadar ısıtarak da besinlerinizi tüketebilirsiniz.

Bünyenizin kanser ve kalp rahatsızlıkları gibi hastalıkları geliştirmemesi için çalışan likopeni en çok barındıran besin domatestir. Peki domatesin vücudunuz için inanılmaz derecede yararlı olan likopeni açığa çıkarması için pişirilmesi gerektiğini biliyor muydunuz? Çeşitli araştırmacıların bulguları da katı bir çiğ beslenme diyetini benimseyen katılımcıların görece düşük likopen seviyelerine dikkat çekiyor.
Buharda pişirme ya da haşlama da pişirmek için sağlıklı bir alternatif olabilir. Kuşkonmaz, lahana, mantar, ıspanak ve havuç gibi sebzelerde antioksidan bakımından en yüksek verimi bu şekilde sağlayabilirsiniz.

Son olarak şunu da unutmayın, evet insanlar çiğ beslendiler ama ateşle yemeklerini pişirmede de onların üzerine yoktu! Aslına bakarsanız, çiğ beslenme de diğer tüm sağlıklı beslenme biçimleri gibi dengeli yemek yemeyi merkezine alıyor. Ayrıca sağlıklı beslenmenin tek yolu da değil. Kendiniz için en iyi olanı bulun ve bunu yaparken vücudunuzun uyarılarını görmezden gelmeyin.

Kaynak: onegreenplanet (a) , onegreenplanet (b)



Yazarı Sosyal Medya Üzerinden Takip Edin!

Önceki yazıyı okuyun:
agacyeni
Ağaç Okulu’na katılmak ister misiniz?

Seferihisar'da faaliyet gösteren ve kış aylarında da aktif olan Doğa Okulu, “İçinde bir ağacı olan herkes beri gelsin,” diyerek üç...

Kapat