Yeşilist.com Logo
126

Dinmeyen açlık hissiyle nasıl başa çıkılır?

by / 1.166 Yorum / 1920 Okunma / 8 Nisan 2015

Sürekli bir şeyler mi yemek istiyorusunuz? Bu isteğiniz kimi zaman ‘atıştırma’ kimi zamansa sonsuz bir yeme arzusu şeklinde mi kendini gösteriyor? Ya gerçekten açsınız ya da psikolojik bir açlığın pençesindesiniz.

Böyle bir yeme bozukluğu durumu ile karşılaştığınızda öncelikle sağlık kontrolünden geçmenizi öneriyoruz. Herhangi bir sağlık sorunu ile karşı karşıya olmamanıza rağmen duyduğunuz açlık hissi geçmek bilmiyorsa öncelikle bu açlığın kaynağını bulmaya çalışalım. Bu fiziksel bir açlık mı yoksa duygusal mı? Ayırt edebilmeniz için birkaç ipucu:

1- Aniden ortaya çıkan açlık duygusal açlıktır, fiziksel açlık ise kademeli olarak hissedilir.

2- Fiziksel açlık durumunda bu kademeli halden dolayı en son besin tüketiminin üstünden 3 – 4 saat geçmiştir; ancak duygusal açlıkta kısa bir süre önce yediğiniz öğüne rağmen açlık hissiniz geçmemiş olabilir.

2427_700x

3- Duygusal açlıkta canınız semizotu salatası çekmez ya da daha doyurucu yiyeceklere yönelmezsiniz. Genellikle abur cubur diyebileceğimiz cips, çikolata, bisküvi gibi yiyecekler hedefinizde yer alır.

4- Fiziksel bir açlıktan dolayı bünyenize gıda aldığınızda mideniz dolduğunda ‘doygunluk’ hissedersiniz, ancak duygusal açlıkta böyle bir his oluşmaz, yedikçe yersiniz.

5- Fiziksel bir açlığı dindirmek için bir şeyler yedikten sonra kendinizi kötü değil iyi hissedersiniz, çünkü bedeninizin ihtiyacı olan gıda aldığınız için yenilenmiş olursunuz; ancak duygusal açlıkla sonu gelmeyen bir gıda tüketimine gidildiğinden kendinizi genelde kötü hissedersiniz.

Ve diyelim ki açlık hissiniz tamamen duygusal bir açlık, öncelikle yalnız olmadığınızı bilin. Yazık ki 7’den 77’ye hemen her yaş grubundan insanın stres altındayken, kendisini iyi hissetmediğinde, soruna odaklanmaktan kaçınmak için bu açlık hissine neredeyse sığındığı biliniyor. Önemli olan bunun kontrol edilebilir ve tamamen iradi bir şekilde değiştirilebilir bir davranış olduğunu kabullenmek ve adım adım ilerlemek. Unutmayın, yalnızca kendiniz için değil bir yakınınızın beslenme düzeni oluşturmasını sağlamak için de yol gösterici olmak adına bu adımları izleyebilirsiniz. Çocukları yeme bozukluğu yaşayan annelerin de özellikle dikkatine!

Duygusal açlıkla mücadele etmek için:

1- Stres altındayken mutfaktan ve abur cuburlardan uzak durun. Oturup stres kaynağınıza odaklanın demiyorum, yiyerek uzaklaşmak yerine alternatifler geliştirin. Yürüyüş yapmak bu derdinize derman olabilir. Özellikle günışığında yapılan yürüyüşlerin mutluluk hormonu olan serotonin ve endorfini yükselttiği biliniyor. Hem sıkıntınızı atarsınız hem de bu zamana kadar aldığını birkaç fazla kiloyu enerji harcayarak bünyenizden atmak için harekete geçmiş olursunuz!

2- Tabi ki mutfaktan uzak durarak çözüme ulaşmak mümkün değil. ‘Doğru beslenme‘ye özen göstermeniz gerekiyor. Öğün atlamayın, buna belki de canınız hiçbir şey yemek istemediği için atladığınız kahvaltı da dahil! Vücudunuzu uzun süre aç ve susuz bırakmaktan kaçının. Su içmek hem iyi hissetmenizi sağlayacak, vücudunuzun sağlıklı döngüsüne katkıda bulunacak hem de tokluk hissi yaratacak.

femeie_cu_broccoli

3- Bir liste ya da günlük tutun. Burada hangi duyguların sizi nasıl bir beslenmeye teşvik ettiğini yazın, fiziksel açlığınızla duygusal açlığınız arasındaki farkı gözlemleme imkanı da elde etmiş olursunuz. Bir noktadan sonra beslenme düzeninizi hislerinize teslim etmenizi önlemek için de önemli bir yol gösterici olacaktır.

4- Duygusal açlık anında arayacağın abur cuburlar elinizin hemen altında olmasın, hatta mümkünse erişebileceğiniz sınırlar içerisinde yer almasın. Böyle açlık anlarını illa ki bir şeyler yiyerek geçirmek istiyorsanız bir kase haşlanmış lahana yaprakları veya leblebi yemeyi deneyin, işe yaradığını göreceksiniz.

5- Kriz anlarınızda buzdolabından sizi uzak tutacak notlara ne dersiniz? Herkes için olmasa da bazıları için böyle küçük notları uzak durmak istedikleri şeylerin üzerine iliştirmeleri olumlu bir etki yaratabiliyor. Ne yazacağınız ise tamamen sizinle buzdolabı arasında!

6- Belki de en önemlisi: Kendinizi sevin. Kendinize değer verdikçe çevrenin sizi strese sokan, üzen yorum, düşünce, hal ve tavırlarına o kadar da önem vermezsiniz. Değişecekseniz kendiniz için değişin.

Hadi şimdi adım atma zamanı!

 



Yazarı Sosyal Medya Üzerinden Takip Edin!

Önceki yazıyı okuyun:
83677
Kanser: Tanıyın, korkmayın, mücadele edin

Kansere dair aklınızdaki sorular ve cevapları.

Kapat