Yeşilist.com Logo
2135656565

Ergene Havzası’nı kirletici parmak izi analizi kurtaracak

by / 38 Yorum / 38 Okunma / 18 Şubat 2016

Nüfusu 2 buçuk milyona yaklaşan, tarım ve endüstrinin 1980’lerden beri giderek büyüdüğü Trakya Bölgesi’nin Ergene Havzasında 3 yıl önceye kadar belediyelerinin atık su arırtma tesislerinin olmadığını biliyor muydunuz?

Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr Ulaş Tezel ile toplam alanı 12 bin 438.2km²’yi bulan ve önemli bir bölümü tarım arazilerinden oluşan ama plansız büyümeden dolayı su kalitesi 4. sınıf, yani çok kirlenmiş su kalitesinde olan Ergene Havzası için geliştirdiği projeyi (TÜBİTAK 115Y064) konuştuk.

Yeşilist: Bu projeyi nasıl yapmaya karar verdiniz?

Ulaş Tezel: Belki inanamayacaksınız ama Trakya bölgesinde 3 yıl önceye kadar hiç bir atık su arıtma tesisi yokmuş. Geçen yüzyıl başında İngiltere’de başlayan bu sistem, 1 milyona yakın nüfusları olan Tekirdağ ve Edirne gibi şehirlere 3 sene önce gelmiş ve ilk Lüleburgaza’a kurulmuş.
Ondan sonra Marmara neden öldü, Ergene’de eskiden balık tutuyorduk, neden şimdi tutamıyoruz diye sormak abes kaçıyor. Ergene’de şimdi neredeyse hiç bir canlı hayatı yok.

Ben de Lüleburgazlıyım, bölgede doğup, büyüdüm ama bu konulara Çevre Mühendisliği okuduktan sonra duyarlı oldum, çünkü bu konuları detaylı incelemeden, her belediyenin bir atık su tesisi vardır diye düşünüyorsunuz. Maalesef durum öyle değil, 1980’lerden sonra plansız bir şekilde endüstriyelleşmeye başlayan bölgenin, yer altı su kaynakları da giderek yok olma seviyesine yaklaşıyor.

Y: Evet, NASA ve Twente Üniversitesinin yaptığı bir araştırma da küresel seviyede bunu gösteriyor. Türkiye’yi de şiddetli kuraklık bölgesinde gösteriyorlar.

UT: İklim değişkliğinin Türkiye’yi daha tropik bir iklime sokup, su kaynakları üzerinden yararlı bir duruma getireceğini düşünenler var. Ama yağan yağmuru düzgün toparlayamadığımız, maksimum derecede faydalanamadığımız için bunun bize hiç bir yararı olmayacak gibi gözüküyor şu an.

Y: Ergene Havzası’nın durumunun oldukça kötü olduğundan bahsettiniz biraz daha açıklar mısınız bunu?

UT: Proje bölgesinde olan Ergene nehrinin debisi çoğu arıtılmadan bu nehire salınan atıksularla 6 katına ulaşmış durumda. Havzada üretilen günlük endüstriyel atıksu miktarı 460 bin metreküp. Buna evsel atıksu da eklendiğinde toplam atıksu miktarı 700 bin metreküpü bulmakta. Normalde atık su seyretilmek için yüksek debili nehirlere verilir. Ergene nehir yatağı şu an bir atık kanalı hâline gelmiş.

Bu atık suyun kaynağı ise yer altı sularından gelmekte. Plansız kullanımdan dolayı, yer altı sularının seviyelerinin azalıyor. Yüksek oranda yeraltından çekilen su etraftaki tuzlu su kaynağı olan Marmara ve Karadeniz’den tuzlu su girişimine yol açıp halihazırda var olan kaynağı da risk altına sokabilir. Bununla beraber, Ergene’nin oldukça kirli suyunun yeraltı suyuna sızması olasılığı da havzadaki temiz su kaynakğı olan yeraltısuyu için bir tehdit.

23243546576

Y: Siz projeniz ile neyi hedefliyorsunuz peki?

UT: AB yönetmelikleri hedef alınarak hazırlanan Ergene Havzası Koruma Eylem Planı kapsamında atıksu arıtma tesisleri kurulmakta, bölgede dağınık olarak faaliyet gösteren sanayi kuruluşları ıslah organize sanayi bölgelerine dönüştürülmekte, su kalitesi gözlem istasyonları kurulmakta. Bunların yatırımının bir kısmı AB’den gelmekte.

Yeni başlayan ve önümüzdeki 2 buçuk sene sürecek bu projede, kirletici kaynaklarının Ergene nehrine etkisini ve Eylem Planı Kapsamında yapılan geliştirmelerin su kalitesine katkısını düzenli olarak takip etmek için kullanılacak dünyada örneği olmayan bir yazılım geliştirmeyi hedefliyoruz.

Projede Boğaziçi Üniversitesi dışında, İTÜ, ODTÜ, Kocaeli Üniversitesi, Namık Kemal Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi ve Georgia Institute of Technology’den toplam 8 araştırmacı mevcut. Konu hakkında bilimsel deneyimi yüksek ekibimiz ile Fonksiyonel Entegre Coğrafi Bilgi-Yönetim Sistemi geliştireceğiz.

Bu proje kapsamında Ergene Nehri’ndeki mikrokirleticilere bakacağız. Ne kadar toksik, mutasyon-yapıcı, kanser-yapıcı, salgı-bozar kimyasallar var gibi verileri inceleyeceğiz. Her endüstrinin kullandığı kimyasalların, sonunda çıkan atık suyun, bu işleme ve kullanılan kimyasallara bağlı olarak oluşan bir mikrokirletici kompozisyonu var ve biz buna “kirletici parmak izi” diyoruz.

Kirletici parmak izi ile kimyasalların ve kirleticilerin takibi ile oluşturulacak bir veri bankası bu eylem planının içindeki aktiviteleri denetleyecek. Bu veriler ve denetleme ile atık su arıtma tesislerinin daha verimli hala getirilmesi hedefleniyor.

Yaptırım yapılması için düzgün kontrol ve denetleme olması lazım. Finansmanı oldukça yüksek olan Eylem Planının sadece atıksu arıtma tesisi yapılıp tamam denilmemesi, denetlemesi lazım. Çünkü o kaynakları kirtleten endüstrinin kendisi o kaynakları, üretimde, çalışanı ve hatta orada yaşayan müdürleri de kişisel yaşamlarında kullanılıyor. O suyu hepimiz içiyoruz, o havayı hepimiz soluyoruz, sürekli denetlenmesi ve veri sağlanması bu sorunu kesin olarak çözecektir.

Y: Siz de bölgeyi tanıyorsunuz aslında, sizce en büyük kirleticiler kimler olacak?

UT: Orası çok karışık, Tekirdağ, Çorlu ve Güneydoğu Trakya’da genelde tekstil ve gıda endustrisi bazlı fabrikalar var. Orta kısımda ayçiçek tarım alanları var. Tarım alanlarında kullanılan pestisitler yağmurla beraber nehre karışıyor.

Birçok belediyenin atıksu arıtma tesisilerinin olmaması nüfusun arttığı batı tarafında suya karışan antibiyotikler, kişisel temizlik malzemeleri; katı atık depolama tesislerinin eksikliğinden, sızan sular ile beraber ağır metaller, zehirli kimyasallar var. Gerçekten durum karmaşık ve kirliliğin boyutu orada yaşayan halk tarafından da oldukça sık dile getiriliyor.

Proje o yüzden oldukça karmaşık, ama bizim bakacağıız kimyasallar spesifik ve mikro düzeyde olduğu için ona göre oluşturulucak analiz sistemi ile bir profil çıkarmaya çalışacağız.

Y: Projenin türünün tek örneği olması ilgi çekici, bu projeyi başka bölgelerde de kullanmayı planlıyorsunuz o zaman?

UT: Biz bu projeyi Türkiye’nin Koruma Eylem Planı Hazırlanmış 11 havzasına da ulaştırmak istiyoruz. Bu denetim aleti diğer projelerde de kullanılır ve Orman ve Su işleri Bakanlığının kendi verileri ile de birleştirilince oluşacak analiz tablosu işleri oldukça kolaylaştırıcaktır.
Dünya literatüründe benzeri olmayan bu proje istediğimiz gibi başarılı olursa, Horizon 2020 bütçesi ile de uluslarası bir şekilde genişletmek istiyoruz.

İlk projede Ergene olabilir, çünkü Ergene’ye bağlı olan Meriç, onun bağı olduğu Tuna nehri, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ortaklığı ile büyük finansmanlı bir proje geliştirebiliriz.

8765432345

Y: Diğer havzalara örnek olması olduça önemli cidden, özellikle Türkiye’de çok bulunmayan veri ve analiz kültürüne katkısı çok büyük olacaktır.

UT: Bunda çok haklısınız. Türkiye’de %100 güvenilir veri bulmak neredeyse imkansız. Finansmanı olmasına rağmen, olanak olmasına rağmen altyapı, vasıflı teknisyen ve tecrübe eksikliğinden verinin güvenilirliği sorgulanıyor. Veri güvensiz olunca kullanılamaz hale geliyor.

Özellikle veri paylaşımı konusunda bizim projemizde hepimizin vergileri ile ödendiğinden, tüm vatandaşların bu bilgilere açık bir şekilde ulaşmasını sağlamayı hedefliyoruz. Bilgi Edinme Hakkımızı bu verilere kadar ulaştırmalıyız.

Bence, güncel projeler güvenli ve basit yapısından çıkarılıp, risk alan, sadece veriyi toplayabilecek projeler bile desteklenmeli. Bu gibi projeler, genelde finansman haricinde maalesef kurumsal ve bürokratik handikaplar yüzünden şekil almıyor.



Yazarı Sosyal Medya Üzerinden Takip Edin!
twitter

Önceki yazıyı okuyun:
Zero-energy-House-ZEB-1
Tükettiğinden fazlasını üreten 8 artı-enerji ev

Sıfır enerji evleri geçmişte kaldı, artık sıra artı enerji evlerde.

Kapat