Glifosat ve kanser tartışmaları: Monsanto Roundup ile ilgili raporları etkiledi mi?

Monsanto’nun imza ürünü, Roundup markası altında satılan yabani ot öldürücü glifosat, dünyanın en geniş çapta ve en fazla kullanılan kimyasalı ünvanına sahip. Türkiye’de de son 10 yılda bolca kullanılmaya başlanan bu ot öldürücünün sağlığımıza olan etkileri ise halen bir tartışma konusu.

Glifosat ile ilgili tartışmalar yeni değil. Ürünün eski bir çeşidi olan Lasso’nun Fransız çiftçi Paul Francois’ın sağlık sorunlarının kaynağı olduğunu Fransız mahkemelerce kanıtlandığı ve Monsanto’nun Francois’yı zehirlendiği ve şirketin tüm zararlarını karşılamasının gerektiği doğrultusunda alınan karar ana akım medyada geniş yer bulmuştu.

Yaklaşık iki sene önce ise Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yaptığı araştırmalar ve dünyanın önde gelen 17 kanser araştırmacısının ortak karar ile WHO adına aldığı karar ile glifosat “insanlar için muhtemel kanser yapıcı madde” olarak kabul edilmişti. Araştırmalar, her ne kadar limitli kaynaklar üzerinden olsa da, hodgkin dışı lenf kanserinin sebebi olarak glifosatı gösteriyordu.

Fransa’daki dava ve özellikle Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna dayanarak Nebraska’da bulunan 3 hodgkin dışı lenf kanseri hastası ve uzun yıllardır Roundup kullanan çiftçi ise geçtiğimiz günlerde Monsanto’ya dava açtılar.

Roundup ürününü satan Monsanto çalışanlarının ürünü “içilebilecek kadar sağlıklı” olarak tanıttıkları belirten çiftçiler, toplumu yanılttıkları ve sağlık sorunlarınından bahsetmedikleri için Monsanto’dan tazminat talep ediyorlar.

Ama bu çiftçilerin başvurusu yeni çıkan bir araştırma yüzünden tehlikeye girmiş olabilir. Monsanto’nun başvurusu üzerine Dünya Sağlık Örgütü’nün bu sefer Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü ile yaptığı yeni araştırma glifosatı temize çıkarmış gibi gözüküyor.

Şimdiye kadar yapılmış en geniş araştırma olarak yansıtılan bu rapor, Dünya Sağlık Örgütünün daha önceki raporuna ters düşer bir şekilde glifosatın kanser yapıcı bir madde olmadığını belirtiyor. Birleşmiş Mİlletler Tarım ve Gıda Örgütü’nde bulunan Harry van der Wulp ise araştırmaların sadece beslenme konusunda olduğunu belirtti.

Özellikle bu ayrımın üstünde duran van der Wulp, bu raporun glifosat konusunda kesin bir karara varmadıklarını, Roundup’ın hâlâ tarım işçilerinin üzerindeki etkileri konusunda ellerinde tamamı ile güvenilir bir araştırma olmadığını belirtiyor.

Glifosatın etkileri belki besinler yolu ile tarım işçilerinde ve bu bölgede yaşayanlarda gözükmemiş olabilir ama, özellikle Roundup kullanılan tarım alanlarında yeraltı suları ve toprağa karışan glifosat, bu kimyasal ile direkt temas etmeseler bile insanların ve hayvanların vücutlarında ve idrarlarında, normalin 17 katına kadar çıkan miktarlarda rastlanılmakta.

1234235465

Kanada’da yapılan bir araştırma ise annelerin ve bebeklerinin kanlarında bu tarz kimyasalların bulunduğu yönünde. Araştırma özellikle anne karnındaki bebeklerin, doğal olarak üretilmeyen bir kimyasal maddeye verecekleri tepkilerin tam olarak bilinmediğini belirtiyorlar.

Glifosat sadece insanlar için değil, hayvanlar ve özellikle arı, kelebek gibi doğal polen taşıyıcı canlıların da tarım alanlarında barınmasını zorlaştırıyor. Bu da doğal polinizasyona güvenen tarım ürünlerini zora sokuyor.

Bununla beraber glifosatın etkileri genetiği değiştirilmemiş tarım ürünlerini de ağır bir şekilde etkilemekte. Mansanto’nun ürettiği genetiği değiştirilmiş ürünler, glifosatın etkilerini azaltacak şekilde laboratuvarda tasarlanmış.

1996’dan bu yana genetiği değiştirilmiş soya, mısır ve pamuk bitkilerini çiftçilere düşük fiyatlar ve uzun dönemli anlaşmalar ile veren Monsanto, bu ürünlerin yanında glifosat vermeyi de ihmal etmemiş. Böylelikle tarlalarda Monsanto’nun ürünlerinden başka bir ürün yetişmiyor ve hatta glifosat toprağa ve suya da bulaştığından bu durum başka tarlaları da etkileyebiliyor.

23456543234(1)

Öyle görünüyor ki, glifosta konusundaki tartışmalar her ne kadar ürünün kullanımı devam etse de devam edecek gibi. Ama Hollanda şimdiden Roundup’ın da içinde bulunduğu tüm glifosat içeren ot öldürücü kimyasal kullanımını yasaklamış durumda.

Bu kararı Fransa ve Brezilya’nında takip etmesi bekleniyor. Zaten daha önceden GDO’lu ürünler, İlk önce İskoçya, sonra Almanya, ondan sonra da Yunanistan, Letonya, Venezüalla ve Nijerya’da yasaklanmıştı.

Monsanto gibi çok güçlü bağlantıları olan küresel bir devin başvurusundan sonra Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarının değişmesi umarız politik değil sadece bilimsel bir süreçtir. Yoksa bu durum Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler gibi iki güvenilir kurumun verdiği bilgilere de güvensizlik oluşturacaktır.

Kaynaklar:

The Guardian

Newser

The Detox Project

The Healthy Home Economist

Önceki yazıyı okuyun:
Bademli ve kahveli vegan brownie

Brownie sever misiniz? Peki ya kahve? O zaman bu tarif tam size göre!

Kapat