İğneada longoz ormanlarına nükleer tehdidi

Biz hayatı durdurken, nükleer enerji ile aşk yaşayan Enerji Bakanlığımız, 3. nükleer santral için çalışmalarını kesmiyor, hatta planlanan alan olarak Avrupa’nın en büyük, dünyanın da 3. en büyük longoz ormanlarının bulunduğu, dünyanın sayılı ekosistemlerinden birine sahip olan İğneada’yı hedef gösteriyor.

Aslında 2011 yılından beri “uygun alan” olarak tanımlanmış İğneada, deprem riski düşük bir bölge olduğu için Enerji Bakanlığının hep hedefinde. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alaboyun’un açıklamalarına göre İğneada’ya nükleer enerji santrali projesine Çinliler ile Amerikalıların Westinghouse firmasının ve Japonların da ilgisi var.

Buna rağmen, enerji üretimi için İstanbul’a üç saat uzaklıkta bulunan ve içerisinde sayısız canlı türü barındıran bu alanın seçilmesi akıl ve mantık sınırlarımızı zorluyor.

Longoz ormanlarının içerisindeki lagün, göl ve dere gibi alanlarda 8’i Bern Sözleşmesinde “korunması gereken tür” ilan edilen 30 balık türü, sayıları giderek azalan yaban kedisi, kızılgeyik, ağaçsansarı, su samuru ile beraber Türkiye’deki kuş türlerinin neredeyse yarısını içeren 194 kuş türü bulunmakta.

Orman içi açıklıklarda ise Dünya Doğal Kaynakları Koruma Birliği’nin koruma altına aldığı 2 türün de bulunduğu 310 böcek türü ile beraber, yine Bern Sözleşmesi ile koruma altında bulunan kum incisi, peygamber çiçeği, akyumak ve kum zambağı da bölgede bulunan nadir bitkilerden.

Tüm bu ekosistemi bir araya getiren ormanlarda ise gerek Avrupa’da gerekse Türkiye’de nadir bulunan, dişbudak, kayın, saplı meşe, sapsız meşe, ova akaçaağacı, çınar yapraklı akçaağaç, üvez, ıhlamur, kızılağaç, mürver, kızılcık, karaağaç ve gürgen gibi ağaçların oluşturduğu karışık bir flora bulunmakta.

201510141327

 

CNNTürk televizyonuna bir demeç veren Yeşil Doğa programının yaratıcısı Güven İslamoğlu, nükleer santralin bu alanın dışına yapılmasının bile bölgeye etkisinin geri dönülmez bir etki yaratacağını belirtiyor. Çünkü bu ekosistem tüm bölgeyi, hatta Bulgaristan sınırlarını geçen bir alanı kapsıyor.

Öyle ki, kendi sınırlarındaki longoz ormanlarını alternatif turizm alanı haline getiren Bulgaristan’ın yetkilileri, kendilerine gelecek zarardan korktukları için Türk yetkililer ile görüşmeler düzenlemekte.

Güven İslamoğlu, özellikle bölgeyi doğal bir harika olarak tanıtan ve bir çivi bile çaktırmayan Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bir açıklama yapmasını beklese de, nükleer santral söz konusu olduğunda kimsenin o bölgedeki doğayı görmediğini belirtiyor.

Nükleer enerji santrali projesi haricinde, aynı bölgede termik santral ve bir çimento üretim limanı kurulmasının planlarının yapıldığını belirten İslamoğlu, bölge halkının bu projelerin hiçbirini istemediğini ve bölgenin sadece Türkiye değil, tüm dünya için mutlaka ve mutlaka korunma altına alınması gereken bir yer olduğuna dikkat çekiyor.

Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı, Trakya’nın Karadeniz sahilinde yer alan ve 22 kilometrelik bir sahile sahip olan İğneada, İstanbul’a yaklaşık 3 saatlik mesafede. Nüfusu, 2082 olan kasabanın nüfusu yaz aylarında turizmin etkisiyle 10 bini geçiyor. Bölgenin geçim kaynakları ise ormancılık, balıkçılık ve pansiyon işletmeciliğinden oluşuyor.

3456765432333

 

Nedense, şimdiden bu kadar turizm potansiyeli olan ve doğaya dayalı bir ekonomisi bulunan bölgede, bizim de komşumuz Bulgaristan gibi alternatif turizme dikkat çekmemiz gerekirken, doğanın bize sunduğu bu nimeti; hafriyatı, açılacak yolları ve inşaatı ile geri dönülmez bir değişime sokacak, enerji kaynaklarında dışarıya bağımlılığımızı artıracak bir nükleer enerji projesi ile heba ediyoruz.

Bununla beraber daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi nükleer enerji santrallerinde problemler sadece deprem ile oluşmuyor. Fukişima’da olduğu gibi basit bir elektrik kesintisinde santralin durmasıyla beraber reaktörleri soğutan sistemler de durdu ve santral saatli bir bombaya dönüştü. Sürekli olarak ısı üreten reaktör kısa süre sonra erimeye ve nükleer sızıntı yapmaya başladı.

“Trafoya giren kedilerin” bile onlarca saat süren elektrik kesintilerine yol açtığı ülkemizde böyle bir tehlikeden korkmamak mümkün mü?

Siz de bizim gibi düşünüyorsanız, Change.org’da başlatılan bu kampanyaya destek vererek sesinizi duyurabilirsiniz.


Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.

Yeşilist Patreon Destek Ol

Önceki yazıyı okuyun:
Tabağınızdaki yüzle tanışın!

Ağzımıza aldığımız lokmaların arkasındaki kararlar

Kapat