İklim değişikliğinin Türkiye’de hissedilen etkileri

DünDün Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleşen IPCC İklim Değişikliği AR5 Sentez Raporu Bilgilendirme Toplantısı’nda iklim değişikliğinin geleceğimize ve Türkiye’de hissedilen etkileri konuşuldu.

İklim değişikliğinin insanlık tarafından etkilendiğinin artık kabul edilebilir bir gerçek olduğu ve iklim değişikliğini ne kadar çok etkilersek, sonuçlarının bir o kadar şiddetli, yaygın ve geri dönülemez olduğu toplantıda belirtilirken, bununla beraber, insanlığın artık iklim değişikliğinin etkilerini azaltabilecek ve karbon gaz salımını durdurabilecek teknoloji ve bilgiye sahip olduğu da toplantının ana mesajlarından biriydi.

Yeşilist’in de aralarında bulunduğu pek çok İklim Ağı paydaşının, sivil toplum örgütlerinin ve bazı devlet yetkilerinin bulunduğu bu toplantıda, konuyla ilgili en öne çıkan paydaşlardan biri olan Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün de toplantıda temsil edilmemesi dikkat çekti.

Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin periyodik olarak yayınladığı raporlar, hükümetlerin ve özel sektörün iklim değişikliğinin etkilerini azaltma ve karbon gazı salımını durdurmak için yapılabilecekleri önerileri sunuyor.

33432233333

Fosil yakıt kaynaklarından, çimento üretim sektöründen, gaz yakımın artışı ve aynı zamanda ormanların kesilmesi ve tarım alanları için açılması ile salınan karbon gazının etkileri metan, nitro oksit ve hidroflorokarbon gazlarının salımı ile son 10 yılda sıcaklığı ortalama %2 oranında arttırdı.

Kutuplardan tropik bölgelere, kıtalardan okyanuslara, zengin ülkelerden fakir ülkelere kadar herkesi etkileyen bu sorun, Türkiye’de de etkisini hissetiriyor..

  • Türkiye ve Akdeniz’e sınırı olan ülkelerde görülen 1970’lerden beri sayıları artan ve sıcaklığın artması ile sayıları daha da artacak orman yangınları, iklim değişikliğinin en büyük etkilerinden biri.
  • 2012 ile 2014 yılları arasında görülen, hem Türkiye’yi hem de bölgeyi etkileyen kuraklık, iklim değişikliğinin gelecekte de su fakiri olan bölgemizi çok daha ağır şartlara sokabileceğini gösteriyor.
  • İklim değişikliği hakkında herhangi bir şey yapılmazsa küresel sıcaklığın 3,7 ile 4,8 derecelik bir artışını, Türkiye 7 dereceye varan sıcaklık artışları ile en ağır hissedebilecek ülkelerden biri.
  • Bu sıcaklık artışında Akdeniz daha fazla asitlenerek, deniz türlerinin %30’a varan kayıplar vermesi bekleniyor.
  • Kutupların erimesi ile artacak deniz suyu seviyeleri, tarım ve turizme yapacağı etkiler ile ekonomiyi %7 oranında etkiliyor.
  • Kuraklık ve azalan tarım üretimi, Türkiye’de tarımsal ürünlerin fiyatlarının ortalama %50 oranında artmasına yol açıyor.

Rapor her ne kadar iklim değişikliğini durdurmanın artık imkansız olduğunu söylese de, küresel ısınmayı 2 derecelik bir ısınma ile sınırlandırmamızın mümkün olduğunu belirtiyor. Yalnız bunun içinşimdi harekete geçmemiz lazım.

987654334567

Geç kalınması durumunda iklim değişikliğine uyum ve karbon gazını azaltma gibi projelerin masrafları %60 oranında artabileceği öngörülüyor. Böylelikle sadece iklim değişikliğinin şiddetli etkileri değil, ona karşı üretilen projelerin başarısızlık oranı da artıyor. Bununla beraber 2 derecelik bir ısınma için salınması gereken 3,9 gigatonluk karbon bütçemizin de 2,9 gigatonunu harcamış bulunmaktayız. Bu konu ile ilgili yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

IPCC, özellikle Kasım ayında Paris’te düzenlenecek COP 21 İklim zirvesi öncesinde, daha önceden yapılmış Cancun antlaşmasının da ötesine geçip, hükümetlerin ve özel sektörün hedefinin karbon gazı salımını 2050 yılına kadar %50 oranında azaltmasını, 2100 yılında ise, her ne kadar tartışılabilir olsa da, biyoyakıt ve karbon sıkıştırma yöntemleri ile karbon gazı salımını net sıfıra çekmeyi öneriyor.

Bunun, ancak iklim değişikliğine uyum ve karbon gazını azaltma projelerinin bir arada ilerlediği projeler ile yapılabileceğini belirten IPCC raporu, bu projelerin sorumluluğunun da endüstriyel devrim ve fosil yakıtı kullanımından en çok faydalanmış ülkeler tarafından daha fazla üstlenilmesi gerektiğini belirtiyor.

124325665432

IPCC İklim Değişikliği raporu, bazı projelerin halihazırda herhangi bir masrafı olması gerekmediğini sadece devlet tarafından verilen yardım ödeneklerinin daha akıllı kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Bununla beraber, hükümetler ve şirketlerin haricinde, gittikçe büyüyen küresel orta sınıfın da sorumluluğu paylaşmasını, net sıfır karbon salımı olan bir geleceğe uyumlu bir yaşam stili seçmesini öneriyor.


Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.

Yeşilist Patreon Destek Ol

Önceki yazıyı okuyun:
Şehir bahçeciliğinin yükselişi: Plant This Movie

2011 yılında kitle fonlaması sayesinde çekilebilen bu belgesel de Küba’dan, Amerika’ya, Hindistan’dan, Peru’ya farklı ülkelerde tarım anlayışını gözler önüne serecek.

Kapat