İstanbul’un 5 köyüyle tanışın

İstanbul’un köyleri olduğunu hiç aklınızdan geçirdiniz mi? Ele alınacağı zaman ilçeleri, semtleri, şehir merkezindeki eski mahalleri ile anılan İstanbul’un 151 tane köyü var. Bir zamanlar Avcılar, Arnavutköy, Kağıthane, Pendik, Tuzla, Başıbüyük ve Dudullu’nun da köy olduğunu düşündüğümüzde bakış açımız değişmeye başlıyor.

Gelin, henüz tanışmadıysanız 5 İstanbul köyü ile tanışın.

Baklalı

Arnavutköy ilçesine bağlı olan Baklalı adından da anlaşılacağı üzere baklanın çok yetiştirildiği bir yermiş ‘zamanında’. Geçmişte İstanbul’un bakla ihtiyacını karşılayan bu köy artık neredeyse nostaljik olarak bakla yetiştirecek duruma gelmiş. Köyün ne zaman kurulduğu kayıt altında olmamasına rağmen sözlü tarih çalışmalarıyla 500-600 yıllık bir tarihi olduğu bilgisi ediniliyor. Karadeniz nüfusunun ağırlıklı olduğu köyün en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılık. Köyde mısır, arpa ve ayçiçeği üretimi ile besicilik yaygın. Besicilerin manda sütünden yaptığı yoğurdun lezzeti de meşhur. İşsizliğin tahmin edileceği üzere oldukça etkili olduğu köyün sakinleri Hadımköy‘de çeşitli sanayi kollarında çalışarak gelir elde ediyor.

42184232

Köyde 1 adet ilköğretim okulu var, gençler orta eğitim için Arnavutköy ve Durusu’ya gidiyor. Sağlık hizmeti veren bir kurum ise bulunmuyor, bu hizmetten faydalanmak için de köy sakinleri yine en yakın ilçelere gidiyorlar. Köyün öne çıkan mekanı ‘piknik alanı’! Köyün ulaşım imkanı özel halk otobüsleriyle sağlanıyor, ancak köy içindeki durağa uğramayan otobüsler nedeniyle köylüler sık sık mağduriyet yaşıyor.

Akbaba

Beykoz ilçesine bağlı olan köy 1500’lü yıllarda kurulmuş. Poyrazköy ve Anadolu Kavağı ile komşu olan köyün adı bir rivayete göre İstanbul’un fethinde büyük fedakarlık gösteren Ak Baba Mehmet Efendi‘den gelmektedir. Köyde Ak Baba Mehmet Efendi Türbesi bulunuyor ancak kayıtlarda bu isme dair bilgi yer almıyor. Canfeda Hatun tarafından yaptırılan hamam ve sebil ile Can Feda Hatun Camii köyün tarihi eserleri. Köy tarih boyunca beyaz kirazı, kestanesi ve özellikle cevizi ile nam salmış. Evliya Çelebi, kiraz ve kestane mevsimlerinde İstanbul’da ‘safa ehli’ insanların Akbaba Sultan’a giderek çadırlar kurduğunu, türlü sohbetler yapıldığını ve ‘kestane ve kiraz faslı’ adı verilen mesire faaliyetlerinin 2-3 ay sürdüğünü kaydetmiş.

456(3)

Bir zamanlar yoğurthaneleri bulunan köyün günümüzde esas uğraşı kestane ve ceviz üretimi. Köyde 1 adet ilköğretim okulu bulunuyor, sağlık ocağı ise yok. Bahçe tarımı ve ticaret köyün temel geçim kaynağı. Çiçek yetiştiriciliğinin de önemli olduğu köyde lale, gül ve fulya öne çıkıyor. Yılda 10 ton kadar reçellik gül yetiştirilen, elma ağacının yaygın olduğu köyde arıcılık da yapılıyor. Köyde kestane çubukları, kazma ve kürek sapı ile baston, küfe ve sandık çemberi yapılıyor ve ülkenin her yanına dağıtılıyor. Bununla birlikte köyün bir tarafı yemyeşilken bir yanı adeta şantiye halinde.

Kızılcaali

Çatalca ilçesine bağlı olan Kızılcaali köyünün kuruluş tarihine dair net bir bilgi olmamakla birlikte köy mezarlığında 1700‘lü yıllara ait mezar taşlarına rastlanmaktadır. İlk yerleşimin Karaman’dan getirilen 7 hanenin oluşturduğu ‘çiftlik’ biçiminde olduğu ifade ediliyor. Adını ise geçmişte bölgede yetiştirilen kızılcıktan aldığı, ‘Kızılçalı’ olan adının zaman için ‘Kızılcaali’ye dönüştüğü belirtiliyor.

90857973

Yörede temel geçim kaynağı tarım. Sebzecilik de yaygın olarak yapılıyor. 80 serada domates, biber, kıvırcık, nane yetiştiriliyor; bunun haricinde az miktarda buğday, arpa ve mısır ekimi yapılıyor. Bir orman köyü olmasına karşın köyde ormancılık yapılmıyor. Arıcılık ve kümes hayvancılığı da köy için geçim kaynağı. İstanbul’un çiçeklerinin Kızılcaali’den geldiğini söylemek mümkün. Fide halinde gelen çiçekler buradaki seralarda yetiştirilip İstanbul’un farklı bölgelerine gönderiliyor. Bir dönemde yaklaşık 4000 çiçek yetiştiriliyor. Köyde okul yok, sağlık ocağı yok ve köy halkının ifadesine göre köyde tarım ve hayvancılık yapan son nesil günümüzde yaşamakta, köyün gençleri ise fabrika işçiliği ile geçimini sağlamaktadır.

Reşadiye

Çekmeköy ilçesine bağlı Reşadiye Köyünün kuruluşu 1893 sonrasıdır. Kurucuları Batum muhacirleri olan köyün statü alma çalışmaları Sultan Reşat döneminde başlamış, 1911 yılında tüzel kişilik kazandığında da ‘Reşadiye’ adını almış. Tüzel kişilikle birlikte köy sakinlerinin ilk istedikleri şey ‘okul’ olmuş ve köy neredeyse 1900’lerden beri okullu, fakat sadece ilköğretim okulu bulunuyor. Sağlık hizmeti ise haftanın belirli günlerinde gelen aile hekimlerinin tetkikleri ile sağlanıyor, sağlık ocağı bulunmuyor.

ilginarastirmalari_ilgin_bogazkent_koyu_01

Köyde ön plana çıkan geçim kaynakları nakliyecilik, taş ocağı ve maden işletmeciliği. Tarım alanında ise daha çok arpa, buğday yulaf ve mısırın yanı sıra fasulye, patates ve pırasa gibi sebzelerle hemen her çeşit meyve yetiştiriciliği yapılıyor. Gözde meyve ise kiraz. Her yıl köyde kiraz festivali düzenleyerek köyün en iyi kiraz yetiştiricisi seçiliyor. Hayvancılık, kendilerine yetecek kadar yapılıyor. Geleneksel yemeklerin yapımı ise sürüyor. Karalahana, bir tür mayasız ekmek olan “pita”, “gelibey” denilen pide, taze fasulye-bulgur ve kırmızı biberden yapılan bir yemek olan “nekey”, un, ceviz ve baldan yapılan bir tatlı olan küme köyün en çok sevilen yemekleri arasında.

Gümüşdere

Sarıyer ilçesine bağlı Gümüşdere köyü, iç kısımlarda yer alan oldukça eski bir yerleşim bölgesi. Köy Rumlar tarafından kurulmuş, ancak mübadele sonrasında Müslüman Türkler’e mesken olmuş. Hala Yunanistan’dan Gümüşdere’ye gelerek hasret gideren Rumlar olduğu köy halkı tarafından dillendirilmektedir. Köy, doğa güzellikleri ve plajıyla İstanbul nüfusunun yaz aylarında oldukça ilgisini çekiyor.

78923694(3)

Köy halkının başlıca geçim kaynağı bahçe tarımı. Gümüşdere sakinleri köy kurulduğundan bu yana bahçecilikle uğraşmış. Rumlar zamanında üzüm bağları ile bilinen köy mübadelenin ardından bahçecilikle anılır olmuş. Öyle ki Sarıyer ve civar ilçelerin de ihtiyacını karşılayacak kadar sebze üretilir hale gelmiş. Dilediğiniz mevsim sebzesini tazelikle bulabileceğiniz Gümüşdere seralarının karşı karşıya olduğu yıkım tehlikesi ve verilen mücadeleyi de hatırlatmakta fayda var. Köyde kum, kireç ve taş ocaklarında üretim yapılmakta. Köyün 1 ilköğretim okulu ve 1 Polis Meslek Yüksek Okulu var, ancak sağlık ocağı bulunmuyor.

Kaynak: İstanbul’un Köyleri, T.C. İstanbul İl Özel İdaresi Yayınları, 2011.

 

Önceki yazıyı okuyun:
Yenilenebilir Türkiye

Dünyayı daha yaşanabilir bir yer yapmak adına başka enerji politikları mümkün. Seçim yapmak gerekirse siz hangisini seçerdiniz?

Kapat