Yeşilist.com Logo
3(30)

Kazova işçileri: Patronsuz, yerli ve organik!

by / 492 Yorum / 494 Okunma / 20 Mayıs 2015

Geçtiğimiz ay ODTÜ Tiyatro Şenliği’nde Kazova emeçileriyle söyleşi vardı. Söyleşi alkışlarla birlikte bittiğinde ‘beyaz yaka’lığa alışmamaya kararlı olan beynim, iki hafta kafa izni almışım da doğada inzivaya çekilip etraftaki sesleri dinlemekten başka iş yapmamışım gibi rahatlamıştı. Hislerimi tarif için coşku, mutluluk, sevgi, samimiyet yetmiyor belki ama bir fikir veriyordur diye umuyorum.

Neler yaşanmış, ne kadar çok yol alınmış ve şu anda ne kadar güzel şeyler oluyor… Kazova Emekçileri, 2013 yılının başından beri yürüttükleri mücadeleyi Rami’deki her gelene açık atölyelerinde yine en güzel kendileri anlatır elbet ama ben de bu yazıyı yazmadan edemedim çünkü hatırladım ki birileri türlü meselelerle algımızı istediği şekilde yönlendiriyorken en esaslı direniş alanı kendi gündemimiz.

4(21)

“Artık Patron İstemiyoruz!”
2013 yılının Ocak ayında, Kazova Tekstil’in patronları, dört aydır maaş ödemediği tekstil işçilerine bir hafta izinli olduklarını ve döndüklerinde maaşlarıyla tazminatlarını alacaklarını söylüyor. İşçiler bir hafta sonunda fabrikaya döndüklerinde onları üç gün üst üste işe gitmediklerine dair tutanakla fabrikanın avukatı karşılıyor ve işçiler kıdem ve ihbar tazminatları gasp edilerek işten çıkarılıyor. Kazova işçilerinin mücadelesi de böyle başlıyor.

İlk günler, toplu halde işine son verilmiş 94 işçi hangi adımı atmaları gerektiği konusunda kararsız kalıyor. Bir grup işçi fabrikayı işgal etmeyi öneriyor, ama bu fikir fazla destek görmüyor. Bir kısmı korkuyor, bir kısmı içinse bu adaletsizliğe başkaldırmak bir lüks; hayat devam ediyor, geçinmek gerek.

Yollar ayrıldığında, direnmeye karar veren 30 kadar işçi var ancak fabrikayı işgal etmek için de geç kalınmış. Fabrikanın patronları 100.000 adet kazağı, 40 ton ipliği ve pahada ağır küçük makinaları kaçırmış, taşınması zor büyük makinaların da çalışmasını sağlayacak parçalarını alarak işçilerin fabrikada kendi başlarına üretim yapmasını imkânsız hale getirmişler.

İşçiler, olan biteni anladıklarında fabrikanın daha fazla yağmalanmasını engellemek için fabrika önüne çadır kurmaya karar veriyor, fabrikanın bulunduğu bölgede (Şişli Bomonti) yürüyüşler yaparak mücadelelerine dikkat çekmeye çalışıyorlar.
İlerleyen günlerde, eski patronları fabrikadan mal kaçırma suçlamasıyla işçilere dava açıyor, birkaç adam peyda olup işçileri fabrikanın önünden ayrılmaları için tehdit ediyor. İşçiler direnç gösteriyor, eylemlerine devam ediyor ama eski patronlar ortadan kaybolmuş, karşılarında bir muhatap yok. Basın açıklamaları yapıyor ancak seslerini sınırlı bir çevrede duyurabiliyorlar. 1 Mayıs 2013’ten itibaren Taksim’de eylemlerin yasaklanmasının ardından, işçiler her Taksim eyleminde polisin gazlı ve coplu saldırısına uğruyor. Ancak mücadelenin gidişatı bundan tam 1 ay sonra, Gezi Direnişi’nin başlamasıyla birlikte değişiyor. Bu ülke çapındaki ayaklanma, işçilere de umut oluyor.

1(48)

Gezi Direnişi boyunca ve sonrasında Kazova işçileriyle dayanışma sürüyor. Binlerce insan fabrikanın önündeki işçilere destek olmak için geliyor; işçilerse eylemler sırasında yaralanan, fenalaşan ya da dinlenme ihtiyacı olanları çadıra alarak eylemcilere yardımcı oluyor.

Gezi direnişiyle birlikte Türkiye’nin pek çok bölgesinde yapılan forumlarda Kazova işçilerinin mücadelesi konuşuluyor, tartışılıyor ve işçiler arasında, bir sonraki adım olan fabrikayı işgal etme fikri kuvvetleniyor. İşgal ediyorlar etmesine ama fabrikada düzenli üretim yapılamaz durumda. Onlar da çatıda buldukları bir kısım tamamlanmamış ürünü onarıp forumlarda satıyor ve böylelikle ellerine geçenle fabrikadaki aletlerin eksiklerini tamamlayarak üretim yapmaya çalışıyorlar. Pek çok aktivist ve araştırmacı dünyadaki diğer işçi eylemlerinden hareketle ne yapılması gerektiği konusunda fikir üretiyor, bir grup insan da işçilerin yasal haklarına kavuşmaları için mücadele yürütüyor. Bu süreçte bir dayanışma kooperatifi olma fikri doğuyor. Artık Kazova İşçileri –maalesef tüm bu zaman boyunca pek çok işçi mücadeleyi bırakmak zorunda kalıyor– kendi üretim biçimlerine kendileri karar verecek!

2013’ün Ekim ayında mahkeme icra yoluyla binada kalan makineleri, maaş ve kıdem tazminatları karşılığı, çalışanlara veriyor. Makineler daha sonra, satılmış olan fabrika binasından işçilerin üretim yapacağı Kağıthane’ye sonra da Rami’de bir iş merkezine taşınıyor. Bu sırada grup arasında ayrılıklar yaşanıyor, bir grup hazır kazak alarak satmaya karar veriyor; diğer grupsa işin ‘üretim’ kısmında yer alma konusunda direniyor ve yola “Özgür Kazova” olarak devam ediyor.

2(34)

27 Ocak 2015’te, üretim makinaları için yapılan açık artırmaya, alacaklılar adına bir Kazova emekçisi katılıyor. Eğer başka bir alıcı olmazsa tazminat olarak makinalar verilecek; doğal olarak işçiler makineleri sahiplenmeyi paralarını almaya tercih ediyor. Muhammen bedelle makineler alınıyor. Yürütülen kampanya sonucu makinaların harç bedellerini ve kurdukları fabrikanın sabit giderlerini de ödemeyi başarıyorlar ve böylece üretim araçlarının yediemini olmaktan kurtulup, sahibi oluyorlar.

Şu anda Özgür Kazova Kooperatifi’nde (mecburi olarak resmiyette “ticari şirket” olmak zorunda kalmışlarsa da) dört üretim makinesi ve her birini kullanacak dört de emekçi var: Serkan Gönüş, Aynur Aydemir, Yaşar Gülay ve Muzaffer Yiğit. Şenay Yamak da konfeksiyonda çalışmak üzere ekibe en son katılmış. Kooperatif, Türkiye’de örneğine pek rastlanmayan şekilde ‘kendi kendini yöneterek’ kazak üretiyor ve Kazova emekçileri bunu sürdürmeye kararlı. Ancak ülkede, hâlihazırda işleyen bir kooperatif örneği de bulunmadığından her şey çok kolay olmuyor. “Kendi kendinin patronu olmak, kararları demokratik yollardan almak” kulağa inanması zor derecede güzel gelse de bir fabrikada bu ilkeleri hayata geçirecek yeterli pratik henüz yok. İşleri rayına oturtmak, sabit bir satış rakamı yakalamak, emeklerinin karşılığını almak ve tam bir kooperatif olabilmek için zamana ihtiyaç var, farkındalar; onların da acelesi yok. Yola “haftada 5 gün, günde 6 saat mesai” diye çıkmışlar ancak ne geceleri var ne gündüzleri… Siparişleri yetiştirebilmek için durmaksızın çalışıyorlar ama çok mutlular. “Kendileri için üretmenin tadı başka ve zaten gün ortasında kimseden izin almadan oturup içilen bir bardak çay tüm yorgunluğa değiyor”.

Sömürülmeden üreten işçinin emeği olan o kazak da insanı soğuğa karşı sanki daha bir koruyor.

Patronsuz Kazaklar
Özgür Kazova’nın organik yünlü/pamuklu patronsuz kazakları İstanbul’da Souq Karaköy’de, Clandestino’nun Beyoğlu ve Kadıköy’deki mağazalarında, Muaf Beyoğlu’nda ve Kadıköy Son Gemi’de, Ankara’da ise Roxanne Pub’da satılıyor. Ayrıca [email protected] da ismini yaratıcından alan Aynur, Muzo, Ezgi ve Şenay modellerini sipariş edebilirsiniz (Yün kazaklar 50 TL, baharlık/yazlık pamuklu ürünlerse 40-45 TL). Ayrıca yaz ayları için tasarımını gönüllülerin yaptığı %100 pamuklu tişörtler de var, onların fiyatı da 25 TL.

Daha fazla bilgi için:
http://ozgurkazova.org/tr/
http://www.ozgurkazovaiscileri.com/
https://www.facebook.com/OzgurKazova

NOT: Kazaklar geçtiğimiz kasım ayından beri patronsuz patronsuz üretiliyor ama Kazova emekçileri kooperatifin açılışını daha yeni yapabiliyorlar. 29 Mayıs akşamı herkesi şarkılı türkülü bol muhabbetli açılışa bekliyorlar!

Adres: Hacı Eşref Sokak, No: 12, Kat: 4, İzi İş merkezi, Rami Otopazarı, Eyüp

Tarif: Metrobüsle Edirnekapı durağında inin. Tramvaya aktarma yapıp Rami durağında inin, A çıkışından çıkın. OPET ve Rami Otopazarı arasındaki yoldan girin, sağdaki ilk sokak Hacı Eşref sokak.

İletişim için: 0 543 976 18 48 – 0 535 722 85 82



Yazarı Sosyal Medya Üzerinden Takip Edin!

Önceki yazıyı okuyun:
Portrait of mother with son (6-7)
Çalışan anne ve kaliteli zamana dair

Konu çocuk yetiştirmeye gelince, genel olarak anneler ne kadar çocukla bir arada olursa, o kadar iyidir diye düşünüyoruz.

Kapat