Yeşilist.com Logo
CANADA ALBERTA FORT MCMURRAY 19JUL09 - View of smoke plumes emitted from the Syncrude upgrader plant north of Fort McMurray, northern Alberta, Canada.

‘Türkiye’de kömürlü termik santraller bizi hasta ediyor’

by / 74 Yorum / 80 Okunma / 4 Haziran 2015

Senelerdir kömürün insan sağlığına zararlarından ve de yarattığı iklim değişikliği ve hava kirliliğinin hayatımızı negatif etkilediğinden bahsediyoruz. Ancak bugüne kadar Türkiye’ye dair net verilere sahip olmadığımız için bu konuda dış kaynaklı bilgileri baz alıyorduk. Türk Tabipleri Birliği, Çevre için Hekimler Derneği, İş ve Meslek Hastalıkları Uzmanları Derneği, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği ve Türk Torak Derneği’nin destek ve katkılarıyla ‘Ödenmeyen Sağlık Faturası-Türkiye’de Kömürlü Termik Santraller Bizi Nasıl Hasta ediyor.’ raporu yayınlandı. Rapordaki bazı veriler çok çarpıcı.

Ülkemizde kömürden elektrik üretimi için 80 yeni santral kurulması bekleniyor, ve bu bizi dünya çapında Çin ve Hindistan’dan sonra kömürlü termik santrallere en çok yatırım yapan 3. ülke yapıyor. Bırakın iklim değişikliği gibi elle tutamıyor, gözle görmüyoruz diye bir kenara bıraktığımız gerçekleri, kömür bizi hasta ediyor. Avrupalı solunum hastalıkları uzmanlarının ‘görünmez katil’ adlettiği kömürün bize ve çocuklarımıza maaliyeti:

2.876 Her yıl erken ölüm

3.823 Yetişkinlerde civarında yeni kronik bronşit vakası

637.643 kayıp iş günü

7.976.070 hasta geçirilen gün

Kömür hem hava kirliliğine hem iklim değişikliğine sebep oluyor. Bilhassa hava kirliliği hem ülkemizde hem Avrupa’da halk sağlığı açısından en önemli çevresel etken olarak saptanmış.

Türkiye’de kentsel nüfusun %97.2‘si dış ortam havasından sağlıksız düzelerde hava kirliliğine maruz kalmaktadır. Bunu biraz daha açmak gerekirse il il bakmak doğru olacaktır. Kömürlü termik santraller büyük miktarda parçacıklı madde olarak bilinen sülfür dioksit ve dolaylı olarak ozon oluşumuna neden olan nitrojen oksit salımında bulunur. En endişe verici olan küçük parçacıklı maddelerdir.

termiksantral2

2014 yılında küçük parçacıklı madde konsantrasyonu olarak en fazla Iğdır‘da yer almış ve onu Batman ve Afyon takip etmiştir. Aynı yıl Ankara ve İstanbul’da yaşayanlar Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği yıllık ortalama değerlerin iki kat ve üzeri değerlerde hava kirliliğine maruz kalmışlardır.

Aşağıda detaylıca bulabileceğiniz bu raporda kalp ve damar hastalıklarının Türkiye’de ölümlerin %40’ını oluşturduğu görülmektedir.

Hükümetin kömür yatırımlarına desteğine bakıldığında, belki de göz önüne alınması gereken en çarpıcı gerçeklerden biri kömürün sağlığımıza etkilerinin ekonomik maliyeti. Madem rakamlarla konuşmamız gerekiyor, o takdirde kömür ülke ekonomisine yarardan çok zarar getiriyor.

Yine aynı rapora göre kömürün sağlık üzerindeki etkilerinin ekonomik maaliyeti ise 2,9-3,6 milyar avro arasında tahmin ediliyor.

Belki artık kâr odaklı hükümet politkalarını değerlendirirken bu ekonomik durum da işin içine katılabilir.

Kömürün hep ne zararı var diyenlere, ya da temiz kömür vardır diyenlere bu raporu okumalarını tavsiye ediyoruz. Kömür maalesef insan sağlığını tehdit ediyor ve bu rakamlarla verilerle destekli. Başka bir şey dememize gerek var mı?

Not: Ekteki raporda, hava kirliliğinin sağlık etkileri ile ilgili güncel bilimsel kanıtların bir derlemesini içermektedir. Raporda, Türkiye’deki kömürlü termik santrallerin HEAL tarafından yaptırılan sağlık etki değerlendirmesi çalışmasının sonuçları paylaşılmaktadır. Bu çalışma, bu santrallerden atmosfere salınan kirleticilere atfedilebilen sağlık maliyetlerini hesaplayan Türkiye için yapılmış ilk ekonomik değerlendirmedir. Türkiye’de halk sağlığı için çaba harcayan saygın sağlıkçıların ve uzmanlık derneklerinin kömür ile ilgili endişelere de bu raporda yer verilmektedir.




Site: http://www.yesilist.com
E-mail: ergem@yesilist.com
İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Yazarı Sosyal Medya Üzerinden Takip Edin!
twitterfacebooklinkedin

Önceki yazıyı okuyun:
sıcakbiryaz
Sıcak bir yaz değil, iklim değişikliği!

İnsan eli ile yaratılan iklim değişikliği, artan sıcaklıklardan, ısınan denizlerden ve seviyelerinden, mevsim anormallerinden maalesef çok daha fazlası

Kapat