Yeşilist.com Logo
20151112_102928

Paris’te fırtına kopacak, kaderimizi sokaklardaki mücadele belirleyecek

by / 57 Yorum / 57 Okunma / 13 Kasım 2015

“Paris’te fırtına kopacak, kaderimizi sokaktaki mücadele belirleyecek”. Ömer Madra’nın bu sözleri ile açılan İklim Forumu Boğaziçi Üniversitesinde 12-13 Kasım tarihleri arasında 60’a yakın oturum, Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen 150’yi aşkın konuşmacı ile düzenleniyor.

İlk günün başlangıcını Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Başkanı Prof. Jeffrey Sachs, 350.org’un kurucusu Bill McKibben gibi katılımcılarının açılış konuşmaları oluşturdu.

Türkiye’de politik bir hareketin zor olduğunun farkında olduğunu belirten Bill McKibben, iklim mücadelesinin her türlü mücadelenin parçası olduğunu bu yüzden insanlığın bugüne kadarki en büyük krizi olarak kabul edildiğini belirtti.

Dünya’nın artık iklim değişikliğinin etkilerini yavaş yavaş anladığını belirten McKibben, ABD’nin ve Avustralya’nın bile kömürü azaltmaya başladığını, bu örneği, Polonya, Almanya, Endonezya gibi ülkelerinde takip ettiğini söyledi. McKibben, Türkiye’nin kömür politikaları ile kendine en zararlı, 19. yüzyıl kafası ile bir adımın seçildiğini, kömürün gerçek maliyetinin onlarca çocuğun ciğer hastalıklarına yakalanması olduğunu belirtti.

Bill McKibben, Türkiye’nin 19 ve 20. yüzyıl sistemini devam ettirmek yerine yerine yenilenebilir enerjiye yönelmesini gerektiğini ve aktivistlerin bu gibi sorunların yüzünden kalbinin kırılmamasını, tam tersine bizi güçlendirmesi gerektiğini belirtti.

Prof. Jeffrey Sachs ise 2009’da da Kopenhag’da liderlerin bir anlaşmaya varamadığını ve bunun büyük bir hayal kırıklığı olduğunu belirtti. O yüzden bir kaç hafta sonra olacak Paris İklim Zirvesi’nin çok önemli olduğunu belirten Sachs, iklim değişikliği ile mücadelede zaten çok geç kalındığını söyledi.

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Başkanı Prof. Jeffrey Sachs, Paris’in bizim son şansımız olduğunu söyledi ve iki derece sıcaklığın altında kalmak için hemen dekarbonizasyona yani karbonsuzlaşmaya geçilmesini önerdi.

Sachs, bunun için de fosil yakıtlar yani kömür ve petrolden vazgeçilmesi gerektiğini belirtirken, yenilenebilir enerji sistemleri içinde alternatifler üretilmesi gerektiğini söyledi. Mükemmel bir enerji sistemi olmadığını,hepsinin riskleri olduğunu belirten Prof. Jeffrey Sachs, Türkiye’nin rüzgar, güneş ve su potansiyeli yüksek, hatta nükleer enerji ihtimali olduğunu belirtti.

Açılış konuşmasından sonra UN-SDSN Youth (Birleşmiş Milletler Küresel Kalkınma Çözüm Ağı Gençlik Yapılanması) toplantısına katılan Sachs, Sürdürülebilir Kalkınma Çözüm Ağı’nın Türkiye’de sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasında büyük yardımı dokunabileceğini belirtti.

20151112_130800

Gençlerin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini bilmesi gereken ilk kişiler olması gerektiğini söyleyen Sachs, daha iyi bir ekonomi, adil bir toplum ve çevre ideallerinin ulaşılmasında, 30 yıl sonrasını düşünemeyen politikacıları zorlayacak; gençliğin kritik bir rol taşıdığını belirtti.

Gençler için önemli olan şeyin sevdikleri alanı takip etmesi olduğunu söyleyen Prof. Jefrrey Sachs, kalplerinde Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri olduğu sürece geleceğin güvence altında olacağını belirtti.

İklim Forumu ilk gününde 23 adet oturumla akademiden, sivil toplum kuruluşuna, politikacılardan gazetecilere kadar çok geniş bir kitleyi bir araya getirdi.

“Karbon Ayakizini Hesaplamak” oturumuna katıldığımız Yeryüzü Derneği Kolektifi’den Dr. Akif Pamuk,aslında yapabileceğimiz şeyler satın alma yolunda çok fazla karbon ayak izimizi büyüttüğümüzü ve bunun önüne geçmek için ekolojik ürünler atölyeleri düzenlediklerini belirtti.

20151112_152201

Karbon ayak izini küçültmenin en güçlü yollarından birinin, kendinizi merkezine koyduğunu 150 km’lik bir alandan tüm ihtiyaçlarınızı karşılamak olduğunu söyleyen Pamuk, aslında Türkiye’nin böyle bir şekilde kendi kendine yeten 26 havzası olduğunu belitrtti.

Ulaşım, elektrik, ısınma ve gıda hakkındaki karbon ayak izi etkinizi siz de ölçmek için Kişisel Karbon Ayak İzi Rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Bir sonraki oturumda “Değişen İklimlerde Fosil Yakıt Teşviklerini Anlamak” konu başlığını Küresel Teşvik Girişimi direktörü Peter Wooders, Climate Action Network (İklim Hareket Ağı)’den Elif Gündüzyeli ve İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nden Sevil Acar tartıştı.

Sevil Acar, 2013 yılında 730 milyon dolar’ın Türkiye’de kömür santrallerine teşvik olarak iletildiğini belirtti. Acar bu rakamın aslında daha da fazla olduğunu çünkü bu rakamın direkt teşvikler üzerinden hesaplandığını, direkt olmayan yollarla gelen teşviklerin hiç de küçümsenmeyecek rakamlar olduğunu belirtti.

20151112_165737

Peter Wooders ise, artık bir geçiş döneminde olduğumuzu, kömürün artık yenilenebilir enerji alternatifleri ile karşılaştırınca ucuz olarak kabul edilmediğini belirtti. Zaten bu rakamın, teşvikleri, kirliliğin yol açtığı sağlık faturası ile daha da arttığını, uzun dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarının daha kârlı olduğunu belirtti.

Wooders, aktivistlere parayı takip edip, teşviklerin kamuoyu tarafından bilinir hâle getirilmesini önerdi. Kendisine bir kaç soru sorma olanağı bulduğumuzPeter Wooders, sorularımızı şöyle cevapladı.

Yeşilist: Kömür artık Birleşmiş Milletler tarafından kötü bir strateji olarak kabul edilse de, Prof. Jeffrey Sachs ile yaptığımız röportajda kendisi nükleer enerji santrallerinin desteklenebileceğini belirtti. Bu konudaki yorumlarınız nelerdir?

Wooders: Nükleer Enerji konusunda şimdiye kadar çok az bir bilgi vardı. Son yıllarda ise şunu keşfediyoruz ki nükleer enerji hem orta dönemde kârlı bir yatırım değil, hem de yatırım giderleri çok ama çok fazla. Uranyumun çıkarılmasından, nükleer enerji santralinin inşaasına ve elektrik üretimine kadar bu yatırım devlet teşvikleri olmadan varlığını sürdüremiyor. Güvenlik ve doğaya verdiği etkileri saymıyorum bile.

Yeşilist: Yaptığınız sunumda geçiş döneminde olduğumuzu ve destekçilerinden bahsettiniz, size karşı gelen gruplardan biri de Enerji Santralleri Çalışanları Sendikası idi. Bunun ne için olduğunu düşünüyorsunuz.

Wooders: Geçiş döneminde tabii ki etkilenecek aktörler var, işçilerde bunlardan biri. Ama bu geçişi nasıl bir fırsata dönüştürebiliriz diye düşünenlerde var. Kömür ile beraber çalışan kişiler ve şirketlerin, yenilenebilir enerji ile nasıl çalışabileceğini düşünen projeler gelişmekte.

İklim Forumu’nun son saat oturumlarından en ilgi çekeni ise Yeşil Düşünce Derneği ve Yeşil Avrupa Vakfı’nın düzenlediği İklim Politikaları oturumuydu.

Eski CHP Milletvekili Melda Onur, Eski Diyarbakır Bağlar Belediye BAşkanı ve HDP Milletvekili Yurdusev Özsökmenler, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, ve Finlandiya’nın ilk Türk milletvekili Finlandiya Yeşiller Partisi’nden Ozan Yanar’ın katıldığı oturum oldukça aktif geçti.

20151112_181939

Eski CHP Milletvekili Melda Onur, çevre adına bir talep olmadığı için uzun zaman boyunca bu konun siyasi olarak düşünülmediğini ama özellikle Gezi Direnişi sonrası bunu söylemenin mümkün olmadığını belirtti.

Türkiye’de çevre direnişi denilince HES’lerin akla geldiğini belirten Onur,bunun sebebinin HES’lerin çevre konusunda ilk en büyük mağduriyet olduğundan olduğunu belirtti. Oysa bunun bir enerji problemi olduğunu belirten Onur, bu konuya mağduriyetten dolayı bir talep olduğunu söyledi.

İklim Hareketi’nin daha geniş kitlelere yayılması için panda ya da balina gibi yabancı sembollerin değişmesini söyleyen Onur, İklim Değişikliği’nin aynı bölgenin aynı sorunu olduğunu belirten bir sembole ihtiyaç olduğunu, bunun bir örneğinin de Greenpeace aktivisti Gizem Akhan’ın olduğunu belirtti.

HDP Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, iklim değişikliğinin gelecekte oluşacak bir problem olmadığını, şu anda da etkilerini gördüğümüzü belirtti. Kerestecioğlu, 3. sanayi devriminin en önemli ayaklarından bir tanesi yerelde üretilen, yerele yeten temiz enerji sistemleri olduğunu belirti ve dünya ekonomisinin gidişatına karşı çıkmadan, ekolojik gidişatı değiştirmenin mümkün olmadığını belirtti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Mİlletvekili Sezgin Tanrıkulu ise siyasilerin aslında çevre konusunda en son konuşacaklar olduğunu, siyasetin çevreyi kirleten sebeplerden biri olduğunu belirtti. Siyasileri çevre ve diğer konularda sıkıştıracak, en korktukları silah sosyal medya olduğunu belirten Tanrıkulu, böylelikle çevre ve iklim denince sırtını dönen siyasilerin dikkatini çekebileceğimizi belirtti.

Eski HDP Mİlletvekişi Yurdusev Özsökmenler ise ekolojik olarak etkilenen topraklar üzerinde kararları etkilenenlerin kendilerinin; yaşayanların vermesini istediklerini belirtti. Yetkiyi sadece kendi elinde toplayan bir devletin, merkezi karar verme mekanizma sistemi ile çalıştığını belirten Özsökmenler, yerelde verilecek kararların yoksulluğa ve iklimin etkilerine yönelik daha etkili olacağını çünkü sorunu yaşayan insanların sorunun detaylarını daha iyi bildiğini söyledi.

Finlandiya’nın ilk Türk milletvekili Finlandiya Yeşiller Partisi’nden Ozan Yanar ise Finlandiya’nın iklim hareketinden örnekler vererek, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel hareketlerinin verdiği en iyi hizmetin, bu konuların politikaya taşınmasını sağlaması olduğunu belirtti.

Avrupa’nın özellikle Finlandiya’nın değişen iklim politikalarını bir iş imkanı olarak gördüğünü, 2020’ye kadar kömürü sıfıra indirmeye yönelik yatırımlar olduğunu belirten Yanar, Türkiye’nin tam tersi kömüre yaptığı yatırımların kendilerini çok şaşırttığını belirtti.



Yazarı Sosyal Medya Üzerinden Takip Edin!
twitterfacebook

Önceki yazıyı okuyun:
pop-up-kadikoy-hafta-sonu-pazari-5785509
Bu Pazar: Ortaya Karışık Pop-Up Kadıköy

Her ay düzenlenen Kadıköy'ün yeni tasarım pazarı bu hafta sonu Muhit'te kurulacak.

Kapat