Şehir yaşamına dokunan kolektif: İPK

“Yemyeşil, doğaya karşı değil doğa ile birlikte, iyi, güzel, adil olana inanların sayısının artacağı bir dünya dileği ile” yola çıkan İstanbul Permakültür Kolektifi’yle, çalışmalarına ve buluşmalarına hız kesmeden devam ederken henüz tanışmamış olanlarla tanıştırmak, güncel çalışmalarını sizlerle buluşturmak için söyleştik.

1234(2)

İstanbul Permakültür Kolektifi’ni bize kısaca tanıtır mısınız? Nasıl kuruldu, uluslararası ağın bir parçası mı?

İstanbul Permakültür Kolektifi 2013’te aynı zamanda permakültür tasarımcısı olan iki arkadaş tarafından kuruldu. Dilek, kimya mühendisi ve İşletme İktisadı mezunu bir anne olarak “Çocuğumu nasıl doğru beslerim?” sorusuna cevap ararken önce Slow Food Fikir Sahibi Damaklar ile tanıştı ve oradaki bir yazışma sayesinde de ‘permakültür’ü araştırmaya başladı. Seda ise İşletme mezunu bir finansçı, aynı zamanda serbest kaya tırmanışçısı iken “Doğada neler yanlış gidiyor, biz insanlar doğaya ne yapıyoruz?” sorularına cevap ararken permakültür ile tanıştı. Bu iki arkadaşın, hayata dair ortak dertlerinin olması, aynı ortamlarda bulunması kolektifin kuruluşunu hızlandırdı. Şu anda permakültür ve sürdürülebilirlik üzerine atölyeler, kurslar, konferanslar tasarlıyor, yurtiçinden ve yurtdışından işinin uzmanı hocaları davet ederek seminerler, film gösterimleri yapıyoruz.

unnamed

Tüm bunları yaparken kolektif bir çalışma içerisindeyiz. Hem arkadaşlarımızla hem hocalarımızla işbirliği yapıyoruz ve en büyük desteği de bize ev sahipliği yapan, organizasyonlarımızda yardımcı olan Halka Sanat Projesi ailesinden alıyoruz. Aile diyoruz, çünkü orada kendimizi aile sıcaklığında hissediyoruz. İstanbul Permakültür Kolektifi kendi başına bir oluşum. Herhangi bir ağın parçası değil ancak daha önce de belirttiğimiz gibi benzer organizasyonlar, yurtiçi ve yurtdışındaki arkadaşlarımız, hocalarımızla koordinasyon kurarak çalışıyoruz. Bizler eğitimlerimizi Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü’nden aldık. Her ikimiz de uluslararası permakültürcülerin bulunduğu Permaculture Global Network‘e üyeyiz ve İstanbul Permakültür Kolektifi de topluluk oluşturma üzerine proje olarak bu ağa kayıtlı.

1507872_297977240359682_1385317991_n

Ne gibi faaliyetler düzeleniyor ve düzenlenirken neler gözetiliyor?

Şu anda iki tip atölye düzenliyoruz. İlki tamamen permakültür odaklı, permakültüre dair eğitimi olmayıp öğrenmek isteyenler için ya da daha önceden permakültür eğitimi almış olup kendini bu konuda geliştirmek isteyenler için Tasarım ve Permakültür atölyeleri. Kompost, doğal arıcılık, permakültüre giriş kursu, pratik ev permakültürü kursu, şehirde permakültür atölyeleri bunlardan bazıları. İkincisi ise şehirde yaşayan ve bir ucundan tutarak sürdürülebilir yaşamı deneyimlemek isteyen, kendi kendine yetmek isteyen, çok uluslu şirketlerin köleliğinden çıkmak isteyen insanların katılmak isteyecekleri atölyeler ve çalışmalar. Bunlara da sabun, ekmek, maya yapımı, reçel yapımı, gazlı içecekler yerine şerbet ve şurup yapımı atölyeleri örnek verilebilir.

Özel olarak geliştirdiğiniz projeler var mı? Projelerinizde iş birlikleri içinde bulunurken neleri gözetiyorsunuz?

Faaliyetlerimizi düzenlerken tamamen Permakültür İlkelerine özen göstererek ve çalışacağımız kişilerin de bunu gözetip gözetmediğine bakarak atölye tasarlıyoruz. Ayrıca ücret kısmında bu atölyeye biz olsak ne kadar verebiliriz insanlar ne kadar verebilir şeklinde düşünüyoruz o yüzden yurtdışında alternatif ekonomileri deneyimleyen arkadaşlarımızın da kullandığı bir sistem olan, bedel aralığı öneriyoruz . Atölyelerimizde kâr gözetmiyoruz, ücretli atölyeler ücretsiz atölyelerin masrafları için kullanılıyor ve elbette şehirde yaşadığımız için yol ücreti, yiyecek ücretimiz gibi şeyleri finanse etmiş oluyor, sürdürülebilirliğimizi sağlayabilmek amaç. Zira şehirde yaşamanın bir bedeli var. Elimizden geldiğince burs vermeye çalışıyoruz ve tamamen ücretsiz etkinliklerimiz de var. Armağan kültürü ve topluluğumuz bizim için her zaman ilk planda.

23(4)

Beraber atölyeleri gerçekleştirdiğimiz Halka Sanat Projesi ekibinin her bir ferdi de Permakültür eğitimi aldı ki aynı dili konuşabilmemiz adına bizim için çok önemliydi. İşbirliklerimizde genellikle permakültür projeleri olan arkadaşlarımıza destek olmak istiyoruz ki, atölyelerden elde edilen gelir onların projelerinde kullanılabilsin, katkımız olabilsin. Keza aynı şekilde ekolojik yaşam ve adil gıda üzerine çalışmalar yapan arkadaşlarımızla bir araya geliyoruz. Slow Food Balkon Bahçeleri grubu ile birlikte tarhana yapıp Toprak Ana Günü’nü (Terra Madre) kutladık Aralık ayında.

Çocuklarla atölyeler yapmaya çalışıyoruz, ağaç yaşken eğilir diyerek. Bu konudaki çalışmalarımız ilerleyen süreçte hız kazanacak ve önerilere açığız. Şu anda Halka Sanat Projesi projelerine kafe işletmeyi de dahil etti ve burada hiçbir şeyin ücreti yazılı değil katılımcılar içlerinden ne geliyorsa onu armağan olarak bırakıyorlar. Birlikte yol aldığımız arkadaşlarımızın bunları kendilerinin düşünmesi bizi mutlu ediyor.

123456789(3)

Mayıs ayı için Amerika’dan bir eğitmen arkadaşımız gelecek. Kendisi permakültür ile ilgili hemen hemen tüm eğitimleri almış ve aynı zamanda da bu eğitimleri veriyor. Onunla birlikte Bütüncül Yönetime Giriş Atölyesi, Dönüm Hattı Tasarım Yönetimine Giriş Eğitimi ve Şehirler ve Kırsal Bölgeler için Yağmur Suyu Hasadı eğitimleri yapacağız ve ağustos ayına da büyük bir kurs için hazırlıklarımız devam ediyor.

Kimler nasıl etkileşimde bulunabilir, katkı sağlayabilir?

Bizlere katkı sağlayabileceğini düşünen, yeni fikirleri olan ve konuyu permakültür bağlamında düşünebilecek olanlar ya da üzerinde çalıştığımız konulara dair soruları olanlar bizlerle e-posta adresimiz üzerinden iletişime geçebilirler. İletişim için bizlere Facebook sayfamızdan ulaşabilirler. Duyurularımızı devamlı oradan yapıyoruz; ayrıca konumuzla bağlantılı değişik haberler elimize geçerse onları da paylaşıyoruz. Atölyelerimizi anlattığımız bir blogumuz var oradan aynı zamanda etkinlik takvimimizi de görebilirler. Yapım aşamasında olan bir web sitemiz var.

 

Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Önceki yazıyı okuyun:
Antibiyotiklere direnç artık küresel bir tehdit

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yayınladığı rapora göre, bakterilerin antibiyotik direnci kazanması artık dünya çapında kamu sağlığına ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Kapat