Yeşilist.com Logo
A field sowed with transgenic soybeans is harvested near Galvez, Santa Fe, some 470 northwest of Buenos Aires on April 11, 2012. Transgenic soy, corn and wheat plants, resistant to the drought and salinity were created by a team led by Dr. Raquel Chan at the vegetable biotechnology lab of the Universidad del Litoral. AFP PHOTO / Juan Mabromata (Photo credit should read JUAN MABROMATA/AFP/Getty Images)

Tarihin en kapsamlı GDO araştırması yayında

by / 627 Yorum / 647 Okunma / 17 Ekim 2016

Son 20 yılda, tüm dünyada tarım alanındaki en çarpıcı gelişme genetiği değiştirilmiş mahsullerin üretimi ve yaygınlaşması oldu. Geçtiğimiz yık ABD’de üretilen soya fasülyesinin %94’ü, mısırın ise %93’ü genetiği değiştirilmiş tohumlar kullanılarak üretildi. Küresel tarımın bu yeni teknolojiye geçişi de beklenenden hızlı oldu. Tanıtımı ilk kez 1996’da yapılan genetiği değiştirilmiş, glisofat toleranslı soya fasülyesi çeşitleri 2003’ten bu yana ABD’de soya fasülyesi ekili alanların %80’inde kullanılır hale geldi. Glisofat toleranslı (GT) ve/ya böceklere dirençli mısır üretimi de 2008’den bu yana ekili alanların %80’ine yayıldı.

Genetiği değiştirilmiş mahsüllerin çevre ve insan sağlığına etkileri konusunda bugüne kadar yüzlerce araştırma ve çalışma yapıldı. Bu çalışmaların çoğu yalnızca son birkaç yıllık verileri kapsadığı için ‘genetiği değiştirilmiş gıda’ konusu gelecekte doğacak sonuçları yansıtmadığı söylenen argümanlar arasında, belirsiz bir düzlemde kaldı.

TIKLAYIN: GDO’lu gıdalardan uzak durmak için 10 neden

thinkstockphotos-479625598_header

Yakın zamanda yayınlanan yeni bir araştırma 1998-2011 yılları arasında 5.000’den fazla mısır ve soya fasülyesi üreticisinden topladıkları verileri değerlendirmeye alarak bu tabuyu kırdı. Kansas State University, University of Virginia, Michigan State University ve Iowa State University’den dört araştırmacının yayınladığı çalışma, genetiği değiştirilmiş tohumları (mısır ve soya fasülyesi) kullanan çiftçilerin kimyasal madde kullanımını inceledi. Bu tohumların genlerinde iki değişiklik yapılmış; biri tohumu yiyen böcekleri öldürmek, diğeri de tohumun herbisitlerin ana maddesi olan glisofata tolerans kazanmasını sağlamak. Araştırma sonucunda GDO’lu tohum kullanan üreticilerin uzun dönemde eskiye göre daha fazla yabani otları öldürücü kimyasal (herbisit) kullandıklarını ortaya çıkmış. Glisofat toleranslı soya fasülyesi ekilen alanlardaki yabani otlar glisofat direnci geliştirdiklerinden bu alanlardaki herbisit kullanımı %28 oranında artmış. Böceklere karşı dirençli mısır tohumu ekilen alanlarda ise böcek ilacı kullanımı %11 azalmış.

Böcek ilacı kullanımındaki düşeşü rağmen, herbisit kullanımındaki bu büyük artış; GDO’lu tohumlarla yapılan tarımın çevresel etkileri konusunda ciddi şüphe ve tehlike oluşturduğuna dikkat çekiyor. Tarımda bu kadar yoğun herbisit kullanılması biyoçeşitliliğin azalmasına, su ve hava kirliliğinin ise artmasına sebep olabilir.

Araştırmanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.




Site: http://www.yesilist.com
E-mail: deniz@yesilist.com
Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Yazarı Sosyal Medya Üzerinden Takip Edin!
twitterfacebooklinkedininstagram

Benzer yazılar


Önceki yazıyı okuyun:
maxresdefault-1
Türkiye’nin ilk ekolojik çocuk yuvası Kadıköy’de açılıyor

Yağmur suları toplanıyor, güneş enerjisinden yaralanıyor, permakültür yapılıyor, çocuklar ekolojik yaşamı öğreniyor.

Kapat