Yeşilist.com Logo
TOG20LOGO203

Toplum Gönüllüleri’nde yeni bir soluk: Ekoloji

by / 0 Yorum / 27 Okunma / 10 Kasım 2014

Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) bir süredir ‘Ekolojik okuryazarlık Eğitimi’ veriyor. Bu eğitimi farklı kılan talebin gönüllülerden geliyor oluşu ve iki senedir yapılan eğitimlerde, eğitmenlerin ülke çapında verebilecekleri maksimum eğitimi vermesi.

30 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında Şirince’de TOG aracılığı ile gerçekleşen Anadolu Arıları ve Sürdülebilir Yaşam Projesi‘nde Türkiye’nin pek çok yerinden genç bir aradaydı. Organizasyon da katılımcılar da oldukça heyecan vericiydi.

123486

TOG eğitmenlerinden Sinan, bir süredir aktif olamadığı için bu organizasyonda bulunmaktan son derece heyecan duyuyor, Nazlı ise yoğun bir eğitmen eğitiminin hemen ardından dahil olduğu organizasyonda kendisini ‘çalışıyor’ gibi hissetmiyordu. Başka bir enerjiyle hem eğitimlere katıldılar hem de koşturdular. O koşturmacanın arasında da TOG’lu gençleri, projeleri, eğitimleri ve daha pek çok şeyi konuştuk.

Sizin yollarınız TOG’la nasıl kesişti?

Sinan Avşar: 2007 yılında yerel atak dediğimiz bir şeyle ilk kez katıldım Toplum Gönüllüleri’ne. Atak dediğimiz tamamen gençlerin bir sorunu görüp onun üzerine hareket etmesini anlatan bir kavram. Bir köy okulunun yenilenmesi gerekiyor ve gençler ayni yardımlarla o yerelden kaynakları toplayıp köy okulunun onarılması için gerekli olan malzemeleri topluyorlar. Benim ilk katıldığım toplantı o proje için insanların bir araya geldiği son toplantıymış. İşin organizasyon kısmındalar, “Boyayla ilgilenmek isteyen var mı?” diye sordular. “Ben daha önce boyamıştım,” dedim. “Tamam o zaman, sen al o sorumluluğu,” dediler, direkt dahil ettiler. Gittim orada herkes bir işin ucundan tutuyordu, çok hoşuma gitti. Öyle başladım. O zamandan beri 3 sene boyunca sürekli projelerle ilgilendim. Daha sonra kendi çevremdeki örgütlenmelere bir nevi deneyim aktarımında bulunduğum bir dizi iş yaptım 2 sene boyunca. Sonra yönetim kuruluna girdim vakfın. Gençler de giriyor TOG’un yönetim kuruluna. 1 sene boyunca yönetim kurulu üyeliği yaptım.

Aradan 1,5 sene geçti ve bu projenin haberini aldım. Yine gönüllü bir şekilde yönetecek birini arıyorlardı. Balıklama atladım! Bu proje de aslında hem arılar hem de sürdürülebilirlik açısından benim çok ilgimi çekti. Arılarla ilgili pek fazla bilgim yoktu, araştırmaya başladım. Araştırdıkça cidden olayın ne kadar kapsamlı bir hal aldığını gördüm. Sürekli “Küresel ısınma geri dönülemez noktaya geldi,” diyoruz ya, aynı şekilde bu konuyla ilgili de ortada bir sorun var. Bu sorun geri dönülemez noktaya gelmeden önce bir şeylerin yapılması gerektiğinin farkındayım. Ben de o noktada faydalı olabilirsem diye dahil olmak istedim.

Nazlı Avcılar: Benim TOG’la tanışmam zaten TOG’un ekolojiye yaklaşması ve bununla ilgili bir şeyler yapmaya başlamasıydı. Ekolojik Okuryazarlık Eğitmen Eğitimi duyurusu açıldığında ben de başvuranlardan biriydim. Öncesinde zaten doğa koruma üzerine çalışıyordum, kuş gözlemcisiydim. Bir hobiden öteydi benim için; veri toplayalım, bilimsel bir çalışma çıkaralım, gerçekten koruma adına bir şeyler yapabilelim istiyordum. Dolayısıyla ekolojik okuryazarlık gibi bir başlıkla açılan eğitmen eğitimi tabi ki benim için önemliydi. Ardından da TOG’da eğitmen olarak görev yapmaya başladım. Herhangi bir TOG örgütlenmesinden değildim, dışarıdan katılımcıydım bakıldığında. Aslında TOG’da ekolojiyle ilgili uzun zamandır bir şeyler yapılmak isteniyormuş. Yuva Derneği‘nin de ortaklığı ve desteğiyle o istek de hayata geçmiş oldu diyebiliriz. Buradan çıkan eğitmenler gidip TOG’un çeşitli örgütlenmelerinde ekolojik okuryazarlık düşüncesini, algısını yaratma ve yaymaya çalıştılar. Bu sene ikincisi açıldı eğitimin. Şimdi yeni bir eğitmen kitlesi var, yani havuz gittikçe kalabalıklaştı.

10387616_790957850951204_3919999120656326112_n(3)

Aynı zamanda çevreyle ilgili projeler yapmak isteyen örgütlenmelerimiz var şu anda. Ve aslında biraz da eğitime paralel olarak bu algının, ekolojiye dair bir yönelimin de oluştuğunu gördük. Bu eğitim de bir eğitmen eğitimi olmamasına rağmen farklı yollardan bilginin yaygınlaştırılması açısından ya da bunun üzerinden bir proje çıkarılması açısından önemli bir eğitim. Anlaşılan o ki devam etmek istiyoruz. Buna dair bir ihtiyaç olduğunu görmüşüz, eksikliği, geri bildirimi bize gelmiş ve bunun için bir şeyler yapmaya devam etmek istiyoruz. Ben saha koordinatörü olarak çalışıyorum. Bana bağlı çalışan 21 tane örgütlenme var. Onlara da, tabi ki hepsiyle ayrı ayrı severek ilgileniyorum ama ekolojiyle ilgili bir şey yapmak istediklerinde içerikle ilgili destek de olabiliyorum. Yaygınlaşan bir kültür haline geliyor yavaş yavaş.

Yerel örgütlenmeleriniz kendi ihtiyaçlarına göre mi eğitim belirliyor şu durumda?

N.A.: Eğitim talep edebiliyorlar. Eğitmen eğitimi dediğimiz şey aslında bunun için yapılıyor, bir konuyla ilgili eğitmenler yetiştiriliyor. Sosyal haklar, demokrasi ve haklarımız ya da sağlık olabilir. Pek çok konuda eğitimleri var TOG’un ve bunlardan bir tanesi de ekoloji. Bununla ilgili bilgilenmeye ihtiyaç duyan, proje yapmak isteyen, atak yapmak isteyen örgütler eğitimini talep ediyor.

S.A.: TOG gençlere eğitimler veriyor ama bu verdiği eğitimlerin hemen hepsi akran eğitim modeli üzerinden ilerliyor. Bu modelde eğitmen eğitimi başvuruları açılıyor, toplum gönüllüsü gençler başvuruyor. 8-9 gün hem temel eğitmenlik eğitimi alıyorlar hem de konuyla ilgili bilgilendiriliyorlar. Daha sonra eğitmenler olarak toplanıyorlar. Mesela toplum gönüllüsü gençlerden oluşan 21 tane ekoloji eğitmeni vardı. TOG eğitimlerinin hepsi gençler tarafından gençlere verilen eğitimler. Ekoloji eğitimleri de bu anlamda hem eğitmenleri bilgilendiriyor hem de onlar vasıtasıyla sahayı bilgilendiriyor, çarpan etkisi söz konusu.

N.A.: Bir konuda proje yapmak istendiğinde de önce eğitimi talep ediliyor. Eğitimin lojistiğini, gerçekleşeceği yerin ayarlanmasını yerel örgüt üstleniyor. Bahsettiğimiz havuzdan müsait olan bir eğitmeni yönlendirmek ise TOG’un işi. Eğitmenler birikim aktarımını gerçekleştiriyor ve ardından projeler geliştiriliyor.

S.A.: Tematik olarak ekoloji eğitimleri 2 senedir var, ama toplum gönüllüsü gençler, ben bildim bileli diyeyim, yaptığı bütün projelerde en basitinden geri dönüşüm konusunda hassastır. Çöplerin ayrıştırılmasına özen gösterir mesela. Ataklardan bahsediyoruz, diyelim ki bir atakta fırça kullanıldı; o fırçanın kullanım ömrünü uzatmaya özen gösterilir. Atak sırasında çevre de gözetilir. Yani biz merkeze almamış olsak da yerelde bu konuda geliştirilen projeler vardı.

1234(2)

Bu tip gündelik denebilecek müdahaleler konusunda da TOG’un bir bilinçlendirme faktörü mü söz konusu yoksa gençlerin genel bilinç düzeyinin bir getirisi mi?

N.A: TOG yerelde gençlerin istedikleri projeleri gerçekleştirebilmeleri için bir alan açma amacında. Gençler yerelde bir sorun olduğunu görüyor ve buna göre harekete geçiyor. Bu nedenle örneğin fırçaların yeniden kullanılması tamamen yerelin değerlendirmesi sonucunda atılan bir adım. Bunu daha etraflı bir şekilde ele almak isterlerse bu defa eğitim talep ediyorlar. TOG’da ihtiyaç tamamen sahadan doğuyor, ona yönelik eğitimler gerçekleşiyor.

S.A.: Ama akıllarda bu fikirlerin oluşmasını sağlayacak tohumlar da TOG’un altı ilkesiyle atılıyor. Yerelin katılımı, farklılıklara saygı, ekip çalışması, yaşam boyu eğitim, sosyal girişimcilik, şeffaflık ve hesapverebilirlik. Bu altı temel ilke toplum gönüllülerinin yaptığı her şeyin dayanak noktaları. Elbette sürdürülebilirlik bu haliyle bizim için çok önemli. Biz sürdürülebilirliği kelimenin birden fazla anlamını sahiplenerek ele alıyoruz. Yaptığımız projelerin sürdürülebilir olması da önemli, o projelerin sürdürülebilir yaşama katkısı da. İnsanlar bizimle ilk tanıştığında kendimizi anlattığımız bir eğitimimiz oluyor, orada sürdürülebilirlik yaklaşımımızı insanlara aktarıyoruz.

Amaçlarımızdan biri de gençlerin birbirinden öğrenmesi. Bu nedenle yerel ataklar kadar ulusal katılımlı eğitimler de önemli. Kendi yerellerindeki deneyimlerinden edindikleri bilgi ve birikimi de böylece birbirlerine aktararak etkileşime geçiyorlar. Bu yanıyla da yapılan tüm projelerin ötesinde Toplum Gönüllüleri’nin kendisi bir proje de diyebiliriz. Hedef toplumsal barışa katkı sağlayacak, daha farkında olan, aktivist gençler yetiştirmek.

Son zamanlarda da belli konularda belli alanlar oluşturmak gerektiğini fark ettik. Daha ikinci yılı olmasına rağmen ekoloji konusuna gençlerin adapte olması, vakfın onlara açtığı alan nedeniyle çok kolay oldu. Üstelik bu eğitimlere talep de oldukça yüksekti. 21 eğitmen verebileceği maksimum eğitimi verdi diyebiliriz. Tematik olması elbette güzel, ama inandığımız şey gençlerin bunu tüm yaşamlarına uygulayabildikleri bir bilinçle hareket etmesi. Hiçbir şey eğitimde kalsın istemiyoruz, hayatı boyunca uygulamaya çalışsın. En basitinden bir çöpü atarken geri dönüşümlü şekilde atsın ya da bir şeyi kullanırken onu nasıl nerede kullanması gerektiğini bilsin. Hedef o.

Bu eğitimin diğerlerinden farklı olduğunu söylediniz. Nedir onu farklı kılan?

Sinan: TOG genelde bahsettiğimiz akran eğitim modeli üzerinden ilerler. onun dışında aldığımız eğitimlerin çoğu da vakıf çalışanlarının vermiş olduğu eğitimler. Bunun farklı olmasının en temel özelliklerinden birisi ekoloji okuryazarlığı dışında, ekoloji konusunda ulusal çapta yapılan ilk eğitimi TOG’un. En büyük farkı ise eğitmenlerin vakıf dışından olması.

N.A.: Aslında ekoloji konusunda diğer eğitimlerde de insanlar bizimle çalışıyorlar, ama danışmanlık şeklinde ilerliyor süreç genelde. Merkeze o eğitmenleri alıp, onların şekillendirdiği bir eğitim modeli olmuyor. Söz konusu eğitmen eğitimleri olduğunda ofis çalışanlarının dışarıdan danışmanlık desteği alarak verdiği eğitimler gerçekleşiyor. Yaygınlaştırma eğitimleri tamamen akran eğitim modelinin kullanıldığı bir yöntem.

9987

S.A.: Bu eğitimin sponsorları var bir de. Daha önce de Adım Adım koşusunda kendisine yapılan desteği vakfa bağışlayan Yonca Tokbaş, bu seneki koşusunda da sağlanacak destekle bu eğitimin sponsoru oldu. Nilfisk firmasıyla birlikte, arıların dünyasına dair bu eğitimin verilmesini sağladılar.

N.A.: Eğitimin desteklemelerinin en önemli nedeni elbette herhangi bir proje değil de ekoloji ile ilgili bir proje olmasıydı.

S.A.: Yonca Tokbaş özellikle arılarla ilgili bir çalışma yapılmasını istiyordu. Dolayısıyla bize bu eğitim önerisini getiren o oldu ve biz de seve seve kabul ettik.

TOG dışarıdan gelen bu tip eğitim projelerine de açık o halde?

S.A.: Tabi. Ben toplum gönüllüsüyüm diyen herkese kapımız açık.

Gençler projelerini nasıl paylaşıyorlar sizinle?

N.A.: Bir projesiyle gelenler var. Projesini anlatıp “Bunu sizinle yapmak istiyorum, alan yaratmama yardımcı olur musunuz?” diyen toplum gönüllüsü gençler var. Onları genellikle kendi yerellerindeki örgütlenmelere yönlendiriyoruz, bu çoğunlukla okudukları okuldaki örgütlenmeler oluyor. Ve işte onlarla projelerini paylaşıyorlar. Eğer kabul görürse ve örgütlenmeden hayata geçirmek isteyen birkaç kişi çıkarsa, ki illa ki çıkıyor, ekibi oluşturup proje yazımından kaynak arayışına kadar, projenin sürdürülebilirliğinin tartışılmasını da üstlenerek ofisten aldığı destekle yola çıkıyorlar. Bazen de sadece toplum gönüllüsü olmak isteyenler geliyor. “Bir projem yok, ama bir şeyler yapmak istiyorum,” diyorlar. Ve o anda orada yürüyen işlere katkı sunabiliyorlar veya içeride projelerini oluşturabiliyorlar.

Sizin eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

S.A.: Ben bir süredir aktif değildim, o yüzden ulusal ölçekte verilen böyle bir projede olmaktan heyecan duyuyorum. Nazlı da aslında bahsettiğimiz uzun süreli eğitmen eğitimlerinden birinden dün döndü ama bugün burada. Benzer bir heyecanı yaşadığını biliyorum. Aynı heyecanla yapacağımız daha çok şey var.

 



Yazarı Sosyal Medya Üzerinden Takip Edin!

Önceki yazıyı okuyun:
6a012875a5f096970c0133f03c6e5e970b
Tasarım Bienali’nde hafta sonu neler var?

Sürdürülebilir bir yaşam üzerine etkinlikler.

Kapat