Artvin notları

Karadeniz İsyandadır Platformu ve Artvin Çevre Platformu’nun birlikteliği ile düzenlenen Ekoloji Kampı geçtiğimiz hafta sona erdi. Yaklaşık üç yüz kişinin katılımıyla gerçekleşen kamp oldukça keyifliydi.. Her gün açık hava söyleşileri yapıldı ve farklı atölyeler düzenlendi, geceleri meydan ateşi yakıldı, şarkılar söylendi ve danslar edildi. Bu arada Bandista ve Sambistambul da müzikleriyle kampa ayrı renk kattı.

Eğlenceli geçen zamanın yanı sıra Ekoloji Kampı’nın asıl gündem maddesi Artvin halkının doğa ve yaşam mücadelesine, yapılan maden araştırmalarının, HES’lerin ve barajların yarattığı tahribata tanık olmak ve ekoloji mücadelesinin devam etmesi için onlara destek vermekti ve öyle de oldu. Kamp süresince Artvin halkıyla dertleştik, konuştuk, tahrip olan yerlere gittik, talan edilen alanları ve sonuçlarını gözlerimizle gördük. Kampın son günü halkla beraber müzikli protesto yaptık ve ardından Artvin merkezde bulunan Atapark’ta bir forum düzenledik. Madene karşı, doğanın talanına karşı yanlarında olduğumuzu ve mücadelelerine her zaman destek vereceğimizi söyledik.

Artvin’nin madenle mücadelesi 1990 yılında başlıyor ve çevresel etkileri hemen hissediliyor. Hayvanlarının zehirlendiğini görüyorlar ve o havanların etlerini tahlil için Erzurum’a gönderiyolar fakat etler kayboluyor. İlk gelen Kominko Madencilik Şirketi’nin yapacağı faaliyete karşı on bin imza toplanıyor ve mahkeme kararıyla şirket geri çekilmek zorunda kalıyor. İkinci şirket ise halkın isyanları sonucu Artvin’i terkediyor. Şu anda üçüncü şirketle olan mücadeleleri devam ediyor. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı alıyor ve mahkeme şirketin toparlanıp geri çekilmesi için bir aylık süre veriyor. Ancak Artvinliler o süreçte bile sondaj çalışmalarının devam ettiğine dikkat çekiyorlar.

Artvinliler siyanürlü siyanürsüz madencilik faaliyetin Artvin’in doğasına ve kendilerine vereceği zararın farklında. Artvin dik bir yamaçta kurulu bir şehir olduğu için yukarıda yapılan çalışmaların zehiri zaten aşağıya şehir merkezine iniyor. Zaten maden sahalarının olduğu yerlerde insanlar evlerini terk etmek zorunda kalıyorlar diyorlar. Madenin özelikle siyanürlü yapılan madenciliğin toprağa ve suya karışması oradaki insanlar ve doğa için tam anlamıyla felaket. Suları ve toprakları zehirleniyor. Halk ‘Artvin’de bu şekilde madencilik yapılmaya devam edilirse buradan göç etmek zorunda kalacağız burada hayat bitecek’ diyor.

Yapılan ve yapılmak istenen tahribatlara karşı 1995 yılında kurulan Yeşil Artvin Derneği ilk kurulduğunda ‘yapılan madenciliğin zararlarını anlayabilmek için farklı dallardan bilim insanlarını Artvin’e davet ettiklerini gerekli çalışmaların yapılmasını talep ettiklerini, sonuç olarak bilim adamlarının “Tepenize kazma dahi vurdurmayın” dediklerini, Artvin’in kendi bildiklerinden daha zengin oldugunu ve yapılan çalışmalar sonucu Artvin’in iki bine yakın bitki çeşidi ve yüzlerce endemik türe sahip olduğunu öğrendiklerini’ söylediler.

Bugüne kadar ‘iki ayrı şirketin maden için Artvin’e geldiğini, halk direnişi ve hukuk yolu ile maden şirketlerini geri gönderdiklerini, tam rahat bir nefes alacakken maden ihalelerinin tekrar başladığını ilk ihalede Cerattepe ve Genya’nın yer aldığını gördüklerinde Enerji Bakanlığı’ndan randevu alıp gittiklerini ve sunumlar yaptıklarını söylediler. Vaşakların, ayıların yaşam alanı, yırtıcı kuşların göç yolu olan Cerattepe’de yirmi iki endemik türün olduğunu’ söyleyen Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan “Direnişe devam edeceğiz Artvin’in başka şansı yok”dedi.

Artvin’de kaldığımız süre boyunca madenlerin sebep olduğu talana,maden sahalarının saçtığı zehir sebebiyle terkedilmiş yerlere, yapılan barajlar yüzünden sular altında kalan köylere ve evlerini topraklarını anılarını zorunlu göç ile terketmek zorunda kalan köylülere, hidroelektrik santralleri yüzünden kuruyan ya da kurumasına ramak kalmış derelere tanık olduk. Tabiki bunlarla ilgili hukuksal mücadeleler veriliyor fakat hukuksal sürecin maddi boyutu da oldukça yıpratıcı.

Açık hava söyleşilerinden birine katılan çevreci avukat Yakup Okumuşoğlu “bir HES projesini davalarla tamamen durdurabilmek için 50-60 bin TL gerekiyor. Artık kurumların ve baroların menfaat yönünden dava açması da engellendi.Bir vadide bir tane HES yok ki. Solaklı Vadisi’nde otuz altı proje var. Köylünün gücü yeter mi?” diye soruyor.

TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Küçük Murgul ve Damar köylerindeki maden işletmelerinin çevreye verdiği zararlara ve buralardan göç etmek zorunda kalan insanlara dikkat çekerek “Cerattepe ve Genya’da olacakları hayal bile edemezsiniz. Bizim ülkemizde yapılan madencilikte çevresel tedbirler alınmamaktadır ve bizim ülkemizde sömürge madenciliği uygulanmaktadır. Sömürge madenciliğinde hem maden işletilir metal alınır gidilir, çevresel koşullarla ilgili hiçbir tedbir alınmaz, çevresel koşullarla ilgili tedbir alınamayan maden işletmeleri de coğrafyanın dört bir yanına yayılır. Aslında mühendis arkadaşlarımız önceden şunu yapardı. Biz burda bakır işleteceğiz bize su lazım önce burada ne kadar su varsa ona göre bir kapasite belirlemeye çalışalım biçiminde düşünürlerdi. Şimdi benim makinem ne kadar ve bu makineyle ne kadar cevher üretebilirim diye düşünülüyor. Ona ne kadar su lazımsa başka yerlerden taşınıyor ve insanlar düşünülmüyor. Sermayenin karlılık hırsı sebebiyle doğal kaynaklar talan ediliyor” dedi.

Artvin sadece Artvin’de yaşayanların değil hepimizin. Hepimiz doğadaki döngününün bir parçasıyız ve birimiz yok olursa bütün düzen bozulur.Ona sahip çıkmak hepimizin görevi. Artvin’in sesine kulak verelim ve onlara destek olalım.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Gündem, Kent, Topluluklar, Yenilenebilir Enerji, Yeşil alanlar
Belediye belediye İstanbul geri dönüşüm rehberi

Belediyelere göre geri dönüşüm imkânları dosyamızın ilk altı belediyelik kısmı bu yazıda

Kapat