Doğal sit alanlarına HES yapımının önü mü açılıyor?

Resmî Gazete’de yayınlanan Doğal Sit Alanlarında Planlanan Hidro Elektrik Santralleri (HES) Projelerinin Gerçekleştirilmesine Yönelik İlke Kararı akıllarda soru işareti yarattı. Yayınlanan İlke Kararına göre neredeyse doğal sit alanlarına HES yapılması mümkün olmadığı imajı çizilmesine itiraz edenlerden biri de HES projelerinde karşı verilen hukuki mücadelelerin başlatıcılarından avukat Yakup Okumuşoğlu. Okumuşoğlu’nun konuyla ilgili açıklamasını sizlerle paylaşıyoruz.

12 Ağustos 2014 gün ve 29086 sayılı Resmi gazetede yayımlanan İlke kararı ile “doğal sit alanlarında hes yapmanın önünü kapatılmış” algısı yaratılmıştır. Gerçek bunun tam tersidir. Doğal sit alanlarında HES yapabilmenin önünü açmak daha önceleri 2000’li yıllarda da denenmişti. O dönemde de bir ilke kararı alınmış ve ilke kararında “ İlgili bakanlığın kararı ve gerekli haritalara işlenmek sureti ile 1.,2. ve 3. derece doğal sit alanlarında enerji santrali yapılabilir” denmişti. Bu ilke kararına dava açılmış ve Danıştay 6. Dairesi tarafından iptal edilmişti. Bu tarihten sonra da normal prosedürler uygulanarak pek çok doğa alanı doğal sit alanı olarak da ilan edilmiş ve doğal sit alanı korumasından yararlanmıştı.

Doğal sit alanlarını turizm nedeni ile yapılaşmaya, enerji üretme gerekçesi ile de HES’lere açma girişimi 10 yıldır Tabiatı Koruma Kanunu’nun durmadan değişen çeşitli tasarıları ile gündemde tutulmuş, söz konusu yasa tepkiler nedeni ile bu güne kadar tasarı halinde kalmış ise de 2010 yılında 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kanunu’nun 8.maddesine 4. Fıkra olarak eklenen “Milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ile tabiatı koruma alanlarında, muhafaza ormanlarında, yaban hayatı geliştirme sahalarında, özel çevre koruma bölgelerinde ilgili Bakanlığın, doğal sit alanlarında ise ilgili koruma bölge kurulunun olumlu görüşü alınmak kaydıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinin kurulmasına izin verilir” hükmü ile ilk olarak doğal sit alanlarına ve milli park alanlarına “aynı kanunun tanımı ile yenilenebilir enerji sayılan!HESlerin inşa edilebilmesinin önü açılmıştı.

234567

Tam da bu dönemlerde herkesin bildiği gibi İkizdere Vadisi Kültür Bakanlığı’na bağlı Koruma Kurulu aracılığı ile doğal sit alanı ilan edilmiş, doğal sit alanı ilanı edilmesi nedeni ile o tarihte planlı 22 adet HES projesinin bu vadiye inşa edilemeyeceği gündeme gelince gerek Başbakan, gerek Çevre ve Orman Bakanı ve Enerji Bakanı tarafından gösterilen tepkilerle ilan edilen doğal sit kararı o tarihten bu yana tescil edilememiş ve nihayet 2011 yılında Çevre ve Orman Bakanlığı’nın yerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kurularak doğal sit alanı ilan etme kararı Kültür Bakanlığı’ndan alınıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı kurulan Tabiatı Koruma Genel Müdürlüğü’ne devredilmişti.

Bu tarihten sonra ilk olarak Trabzonspor’un inşa etmek istediği Uzungöl HES için Trabzon Çevre İl Müdürlüğü doğal sit alanında kurulmak istenen HES projesinin sit alanına zarar vermeyeceği gerekçesi ile doğal sit alanında HES için ilk kararı vermiş, neticede bu karar da yargıya taşınmıştı.

12/08/2014 tarihli ilke kararı ile de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı uzun süredir üzerinde düşündüğü doğal sit alanlarını enerji projelerine açma girişimini başlatmış oldu. Ortaya koyduğu ilke kararı ile doğal sit alanlarında HES projelerine izin vermenin sistematiğini ortaya koymuş oluyor.

Bu sistematik “Jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan” alan özelliğine sahip olduğundan yani zaten ender özelliklere sahip olduğundan doğal sit alanı ilan edilen alanlarda ekstra özellikler arayarak, bu ekstra özelliklerin sipariş üzerine hazırlanacak bir rapor ile sorgulanıp, bu raporun sözüne göre bu ekstra özellikler yoksa daha önce ender özelliklere sahip olduğundan doğal sit alanı edilmiş alanlarda HESlere izin vermenin yolunu açmış oluyor.

İlke kararının dili koruma algısı yaratıyorsa da HES yapılmaması için aranan ekstra özelliklerin çok sınırlı sayıdaki alanı koruyabileceğini, bu alanların da ancak jeolojik veya morfolojik ender özellikleri nedeni ile korunabileceğini, bunun dışında, ilke kararı ile gelen ekstra ekosistem ve türler açısından özellik arayışına gidilirse örneğin Karadeniz de hiçbir doğal sit alanı korunamayacağını söylemek mümkün. Zira Doğu Karadeniz’in bir vadisinde bulunan ekosistem ve tür çeşitliliği bu bölgenin tüm vadilerinde gözlenebilecektir.

 

aksu-028

Dolayısı ile ekosistem ve türler, yayılım, tehdit altında olma gibi kriterlerle örneğin bu bölgedeki doğal sit alanlarında koruma sağlama mümkün olamayacaktır. Zira tür ve ekosistem özellikleri tüm Doğu Karadeniz’e yaygındır. Yani bir tür ya da ekosistem sadece belli bir doğal sit alanında vardır denemez. Denemeyeceği için de doğal sit alanı korumadan yararlanamayacak ve HES’lere açılmış olacaktır.

Yani anlaşılacağı üzere ilke kararı ile sözde doğal sit alanları korunmaya çalışılıyor ve sanki bu alanlarda HES yapılmasının önüne geçilmek isteniyor gibi bir algı oluşuyor ise de tam tersine zaten ender oldukları için sit alanı ilan edilmiş alanlarda bu sefer “üstün ekolojik özellikler” arayarak, bulunmadığında koruma dışına almanın sistematiği kurulmuş oluyor.

Av. Yakup Okumuşoğlu

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, İklim Değişikliği, Yenilenebilir Enerji
İklim değişikliğinin ‘doğal’ sonuçları

Hızlı sanayileşme ve kontrolsüz büyümenin sonuçları sadece Türkiye'de değil tüm dünyada yaşanan doğal felaketlerin artışına neden oluyor.

Kapat