Çevreci tatil anlayışı: Eko-turizm

Son yıllarda daha çok duymaya başladığımız sözcüklerden biri de ‘ekoturizm’… Ekoturizm deyince akla ucuz tatil, ekonomik tatil gibi şeyler gelse de, bu sözcük aslında üzerinde yaşadığımız gezegenin geleceğini doğrudan ilgilendiren, ucuz tatilden çok daha fazlasını anlatan bir kavram… Kısaca tanımlamak gerekirse ekoturizm doğanın ve yerel kültürlerin güzelliklerini tanıtırken bir yandan da çevreyi koruyan, çevre bilinci aşılayan, düşük ziyaretçi etkisi bırakan ve turizm öznesi durumundaki bölgenin yerli halkını da sosyo-ekonomik olarak sürece dahil eden bir turizm anlayışını ifade eder.

Sürdürülebilir turizm, sorumlu turizm ya da yeşil turizm gibi isimlerle de anılan ekoturizm, turizmin doğal, kültürel ve çevresel bağlamda olumsuz etkilerini en düşük düzeye indirip, olumlu etkileri sürdürülebilir biçimde en yüksek düzeye çıkarmayı amaçlar.

Günümüzde doğal güzelliklere sahip alanlarda çalışan turizm işletmelerinin neredeyse hiç biri ekoturizm anlayışını benimsememiştir. Çünkü ekoturizm bünyesinde doğayı koruma, eğitim, sorumluluk ve bölgesel halkla bütünleşme prensiplerini barındırır. Yani tatilcilerin alışık olduğu kumsalda yatış ve sınırsız tüketim içerikli tatil anlayışıyla taban tabana zıt bir yaklaşımdır. Peki ekoturizmin temel nitelikleri nelerdir?

Ekoturizm düşük ziyaretçi etkisi ve bilinçli turizmi hedefler.

Bu noktada öncelikle ziyaretçi etkisi kavramına göz atmak gerekir. Kısaca açıklamak gerekirse ziyaretçi etkisi, turistlerin tatillerini geçirmek için gittikleri bölgede bıraktıkları ekonomik, çevresel ve kültürel etkilerin tümüdür. Akdeniz’de bir köy yakınlarında kurulan bir tatil köyünü ele alalım. Bu tatil köyünün çalışması için tarım veya orman arazilerinden yollar geçecek, köy halkının en azından bir kısmı doğal, tarımsal üretimi bırakıp turistlere yönelik küçük işletmeler açacak ve dışarıdan gelen turistleri memnun etmek adına bölge işletmelerinin tipik kültürel yapısını değiştirip küresel kültüre uygun bir hale getireceklerdir.

Büyük bir tatil köyünün çevre üzerinde bırakacağı olumsuz etki de bunlara eklendiğinde, bölgedeki ziyaretçi etkisi ‘çok yüksek’ düzeye ulaşacaktır. Ekoturizm uygulamaları ise bölgenin doğal yapısını olduğu gibi koruyup, doğal yapıyı bozmadan geliştirme amacı güder. Bu sayede ziyaretçi etkisi en düşük düzeyde tutulur ve bölgenin doğal güzelliklerinin torunlarımız tarafından da ziyaret edilebilmesi amaçlanır.

Ekoturizm yerel kültürlere ve biyoçeşitliliğe karşı duyarlıdır.

Önceki tatil köyü örneğinden devam edelim. Yerli halkın bir kısmının tarımsal üretimi bırakması ve orman arazilerinden yol, elektrik, kanalizasyon gibi hizmetlerin geçirilmesi şüphesiz ki bölgede yaşayan canlı türleri üzerinde olumsuz bir etki bırakır. Modern çağın getirdiği bu gibi değişikliklere bağlı olarak bölgeye özgü bir çok canlı türü barınak ve yiyecek bulma zorluğuyla karşı karşıya kalır. Sonucunda da bölgeyi terk eder. Aynı konuya yerli kültür açısından bakacak olursak, tarımdan ticarete geçen halkın yaşayış biçimi de yeni düzene uygun olarak değişir, ki bu da başlı başına kültürün değişmesi anlamına gelir. Ekoturizm anlayışı ise bölge ekosistemi ve kültürünü olduğu gibi korumayı amaçlar ve yerli halkın bölgenin kültürel ve ekolojik özelliklerini sürdürülebilir hale getirebilmesini destekler.

Ekoturizm bölge halkı için sürdürülebilir kazancı hedefler.

Doğal güzellikleri ile ünlü bir bölgeye devasa turizm işletmeleri açmak kısa vadede yüklü miktarda kar getirir. Fakat uzun vadeli düşünülmezse zaman içerisinde görülecek bir doğal güzellik kalmayacaktır. Doğal yapıyı korumak, yerel kültüre sahip çıkmak zor ve bazen de masraflı bir iş olabilir, evet, fakat bu zorluklara göğüs germek ve ekoturizm anlayışını benimsemek bölgenin doğal ve ekonomik yapısını korur ve nesiller boyunca bir turizm merkezi olarak kalmasını sağlar. Hem yerli halk yıllar boyu turizm geliri elde eder, hem de doğa güzelliğinden hiç bir şey kaybetmez. Sürdürülebilir turizm bir ‘kazan-kazan’ yaklaşımıdır.

Ekoturizm bölge halkının fikirlerini ciddiye alır.

Daha öncede söylediğimiz gibi sürdürülebilir turizm bölgesel kültürü korumayı amaçlar. Bu nedenle bölge halkının yaşayışına, geleneklerine, ifade biçimlerine saygı göstermek zorundadır. Bunun da en kolay yolu sürdürülebilir turizm ile ilgili karar aşamalarına halkın dahil edilmesidir çünkü bölgeyi ve bölge kültürünü kimse oranın halkından daha iyi bilemez. Düşünün, bir arazi satın alıp oraya en üst düzeyde kar getirecek bir tatil köyü açan iş adamı bölge halkının kültürünü, yaşayışını ya da o bölgenin ekolojik yapısını ne kadar dikkate alır? Ekoturizm demokratiktir.

Ekoturizm turisti ve bölge halkını eğitir, geliştirir.

Bir bölgeye sürdürülebilir turizm anlayışının yerleşmesi demek, hem turistin hem de halkın yörenin doğal dengeleri, yaşayan canlı türleri, yerleşik bitki türleri, kültürel özellikleri ve bunların nesiller sonra halen gözlemlenebilir ve kullanılabilir durumda olması hakkında bilgilendirilmesi demektir. Bu sayede üst düzey bir çevre bilinci oluşturulur ve turistin bölgeye gelme nedeni olan doğal/kültürel yapının sürdürülmesi sağlanır. Şimdi de büyük bir turizm işletmesi patronunun bölge halkını karşısına alıp bir ekolojik bilgilendirme toplantısı yaptığını düşünün. Gerçekçi gelmedi, değil mi?

Özetle, ekoturizm ya da sürdürülebilir turizm anlayışı gittiği yere para, iş, eğitim ve saygıyı beraberinde götüren ve bu kavramların gittiği yerde nesiller boyunca kalmasını amaçlayan bir anlayıştır. Gittiğiniz otelin devasa havuzu, açık büfe kahvaltısı, etrafınızda pervane olan garsonları başınızı döndürebilir. Fakat her şeye ragmen biz o bölgeye denizi, kumu, doğası ya da yemyeşil ormanları için gidiyoruz ve bunu torunlarımıza da göstermek imkansız değil. Sürdürülebilir turizm ise bunu mümkün kılan tek yol!

Önceki yazıyı okuyun:
Daha sıcak denizler balıkların küçülmesine yol açıyor

Kuzey Denizi'nde yaşayan balıklar %29 kısalmış.

Kapat