Hayvancılık kaynaklı metan gazı salımının düşünülenden daha fazla olduğu ortaya çıktı

Yeniden yapılan hesaplamalar, küresel hayvancılık sektöründen kaynaklanan metan gazı salımının 2011 yılında Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneliin yayınladığı rapordan  %11 oranında daha fazla olduğunu gösteriyor.

IPCC tarafından düzenli olarak yayınlanan bu raporlar binlerce biliminsanı tarafından hazırlanıyor ve liderlere iklim değişikliğine karşı mantıklı karar alınması için bir yol sunuyor. Bununla beraber yapılan yeni araştırma eski raporlarda bazı detayların gözden kaçtığını gösteriyor.

Araştırmayı gerçekleştiren ABD Tarım Bakanlığı için çalışan Julie Wolf, bazı bölgelerde hayvancılık sektör rakamlarının değiştiğini ve sektörün daha büyük ve daha fazla yem tüketen hayvanlar ürettiğini belirtiyor.

Wolf bu durumun daha fazla methan salımına yol açabileceğini, bu yüzden hayvancılık ile ilgili rakamların tarihi geçmiş verilere dayandığını savunuyor.

2000 ile 2006 yılları arasında yavaşça artan havadaki metan gazı oranı son 10 yılda (2006’dan itibaren) 10 kat daha hızlı artmış. Dünya’nın atmosferik ısısı için önemli bir değişken olan metan, karbondioksitten 4 kat daha fazla ısınma potansiyeline sahip.

Bununla beraber, metan üreten kaynakların hepsini direkt olarak ölçmek mümkün değil, bu yüzden metan ölçümlerinin bir kısmı varsayımlara bağlı. Torf, sulak alanlar ve termitler gibi doğal kaynaklar dışında, insan eli ile üretilen metan gazının iki ana kaynağı var.

 

Birincisi kömür, petrol ve özellikle doğal gaz üretimi ve taşınması sırasında ortaya çıkan kaçaklardan, ikincisi ise inek ve koyunların midedeki gazlarından ve özellikle çöplüklerdeki organik atıkların bozulmasından kaynaklanıyor.

Küresel ısınmaya yol açan sera gazlarının %75’ini karbondioksit, %16’sını ise metan gazı oluşturuyor. Bununla beraber Edinburg Üniversitesi’nden Prof. Dave Reay, beslenmede et ve süt ürünlerinin yeri büyüdükçe bu rakamın daha da artacağını belirtiyor.

Reay, her ne kadar rüzgar türbinleri ve güneş panelleri kadar göz önünde olmasa da, iklim değişikliği konusunda ineklerin gaz çıkarmasının da bir o kadar önemli olduğunu savunuyor.

Biliminsanları bu konu ile ilgili daha az metan gazı üreten ineklerin çiftleştirilmesinden, yemlere yosun katılmasına, hatta et ürünlerine ayrı bir vergi konulmasına kadar geniş bir çerçevede çözümler üretmeye çalışıyor.

Bu araştırmanın ortaya çıkardığı %11 oranında daha fazla metan gazı, Paris Anlaşması’nın hedeflerini tehlikeye atabilir. Zira 100 yıllık süreçte metan, karbondioksit ile karşılaştırılınca, 28 kat daha fazla küresel ısınma yaratma potansiyeline sahip.

Bu durum özellikle hızla büyüyen Asya, Latin Amerika ve Afrika ülkeleri için geçerli. Bu ülkeler ile karşılaştırılınca hayvancılık kaynaklı metan gazının ABD ve Kanada’da artışın yavaşladığını, Avrupa’da ise metan gazı oranının azaldığı görülüyor.

Uzmanlar bu duruma yönelik yaptırımlar ele alınmadığı sürece küresel ısınma ve iklim değişikliğine karşı koyulan hedeflere ulaşmakta çok büyük zorluklar yaşanılacağına inanıyor.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Görkem Gömeç

Boğaziçi Üniversitesi ve SUNY Binghamton'da Küresel ve Uluslararası İlişkilerden sonra İsveç'te Uppsala Üniversitesi'nde Sürdürülebilirlik üzerine master yaptı. Teknoloji, kitlesel değişim ve akıllı politikalar ile çözümler bulabileceğimize inanıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Ekoloji, İklim Değişikliği
Japonya’daki bu güneş tarlası hem sürdürülebilir enerji hem de mantar üretiyor

Nüfusu giderek yaşlanan ve genç nüfusu şehirlere taşınan Japonya, ihtiyacı olan tarımsal büyümeyi güneş enerjisi ile mantar üretimini birleştiriyor.

Kapat