Neden kadınlar afetlerden erkeklere göre daha fazla etkileniyor?

Araştırmalar özellikle gelişmekte olan ülkelerde kültürel norm ve rollerin, kaynakların ve gücün adaletsiz dağılımı nedeniyle kadınların afetlerden, şiddetli hava olaylarından ve iklim krizinden orantısız bir şekilde etkilendiğini gösteriyor.

Yaşanan bir felakette kadınların ve çocukların ölüm riski erkeklerden 14 kat daha fazla. Çok basit iki örnek vermek gerekirse, 2004 yılındaki depremin ardından Hint Okyanusu’nda gerçekleşen tsunamide hayatını kaybeden 230.000 kişinin yüzde 70’i kadındı. 1991 yılında Bangladeş’te meydana gelen siklonda hayatını kaybedenlerin ise yüzde 90’ını kadınlar oluşturuyordu.

Bu dengesizliğin nedenlerinin başında kadınların erkeklere göre daha düşük gelirli ve ekonomik olarak daha bağımlı olma eğilimi yatıyor. Çalışan kadın ve erkeklerde de durum farklı değil. Küresel düzeyde kadınlar erkeklere göre ortalama yüzde 20 daha az para kazanıyor. Türkiye’de de erkeklerin ortalama yıllık geliri kadınlardan yüzde 31,4 daha fazla.

Örneğin kuraklık veya ani yağışlar tarımsal üretimi tehdit ettiğinde, erkekler tasarruflarını ve ekonomik bağımsızlıklarını alternatif gelir kaynaklarına yatırım yapmak veya başka bir şekilde duruma uyum sağlamak için kullanabiliyorlar. Bunun yanında, gıda kıtlığı ve kuraklık dönemlerinde kadınlar genellikle önceliği kocalarına vererek kocalarının beslenme ihtiyaçlarını kendilerininkinden önce karşılıyorlar. Kahramanmaraş Depremi’nin ardından afet bölgesinde tahminen 226 bin hamile kadın bulunuyor ve bunlardan 25 bininin gelecek ay doğum yapması bekleniyor. Hamile ve emziren kadınların özel beslenme ihtiyaçları olduğundan gıda kıtlığı sırasında kadınların yetersiz beslenmeden muzdarip olma olasılığı da daha yüksek.

Kadınlar ayrıca, afetlerle ilgili riskleri yönetmelerini sağlayacak eğitim ve bilgiye daha az erişebildikleri için daha savunmasız durumda kalıyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ve toplumun kadına biçtiği roller de kadınların yönetim kurullarında ya da karar alıcı diğer pozisyonlarda erkeklerle eşit derecede yer almasının önüne geçiyor. Oysa kadınlar, sürdürülebilir kaynak yönetimi, hane halkı ve topluluk düzeyinde sürdürülebilir uygulamalara öncülük etme gibi konularda sahip oldukları yerel bilgi ve liderlik sayesinde iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir rol oynayabilirler ve oynamaktadırlar.

BUNU DA OKU:  Hemen şimdi Van için

Bir afet öncesinde, çocuklar, yaşlı aile üyeleri ve engelliler de dahil olmak üzere evdeki insanların bakımında birincil sorumluluk genellikle kadınlara ve kız çocuklarına ait. Afet sonrasında ise bakımla ilgili bu sorumluluklar kadın ve kız çocuklarının bölgeden uzaklaşmasının önünde engel oluşturabiliyor. New Orleans’ta yaşanan afedin ardından zorunlu tahliye kararı alındığında şehirde kalanların yaklaşık yüzde 80’ini (şehir nüfusunun sadece yüzde 54’ünü oluşturmalarına rağmen) kadınlar oluşturuyordu.

Bir afet sonrasında kadınlar bir yandan günlük işlerini sürdürürken bir yandan da muhtemelen hasta ve yaralıların bakımından sorumlu hâle geliyor. Evin geçimini sağlayan ana kişi afet sırasında hayatını kaybederse, kadınlar genellikle iş aramak zorunda kalıyor ve kız çocukları ev işleriyle ilgilenmek için okuldan alınabiliyor.

Afetler, temel sağlık hizmetlerine erişimde de aksamalara da neden oluyor. Yaşanan bir felaketin ardından acil durumlar öne çıktığından, sağlık hizmetlerinin öncelik sırası değişiyor. Özellikle kadınların üreme sağlığı ve doğum kontrolüne erişimi bu durumlarda ilk kısıtlanan hizmetler arasında geliyor. Yerinden edilmiş kadın ve kız çocuklarının bu hizmetlere erişememesi ya da daha zor erişmesi de cinsel yolla bulaşan enfeksiyon ve istenmeyen gebelik gibi birçok sağlık sorununu beraberinde getiriyor.

Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet de tüm dünyada afet sonrası yaşanan bir kriz olarak karşımıza çıkıyor. Cinsel saldırılar, fiziksel istismar ve insan kaçakçılığı afet sonrasında artış gösteriyor. Kalabalık barınma koşullarında cinsel şiddet vakalarına da sıkça rastlanıyor (aile üyesine karşı veya aile üyesi tarafından). Kalabalık barınaklarda veya geçici konutlarda bu durum cinsel saldırganlık da dahil olmak üzere saldırgan davranışlara yol açabiliyor. Bir afet sırasında ve sonrasında cinsel şiddetin bildirilmesinde genellikle gecikmeler yaşanıyor. Bu durum, mağdurların raporlama yerine temel iyileşme sürecine odaklanmaları ve destek hizmetlerine erişimlerinin ya da bu hizmetlerin varlığının olmaması gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanıyor.

BUNU DA OKU:  Hava kirliliği böbrek hastalıklarına da yol açıyor olabilir

Afet bölgelerindeki kadınlar akla daha az gelen dezavantajlarla da karşı karşıya kalıyor. Tesettürlü giyinmeyi zorunlu kılan kültürel topluluklarda büyüyen ya da yaygın olarak şalvar giyen kadınlar ve kız çocukları, kıyafetlerinin yaratabileceği engeller nedeniyle tehlikeden (örneğin yaklaşan bir tsunami veya çöken bir bina) kaçmakta zorlanabiliyor. Kültürel ve dinî kodlar, kız çocuklarına yüzmenin veya ağaca tırmanmanın öğretilmeyebileceği anlamına da gelebiliyor.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Çevre, edebiyat ve felsefe alanlarında yazarlık, çevirmenlik ve editörlük yapıyor.

Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement
Daha fazla Banner Right Side, Ekoloji, Gündem, Kent, Sağlık, Topluluklar
Yeşil Posta: Ülkemizden ve dünyadan haberler

#1 İSKİ, kurak geçen kış mevsimi nedeniyle 16 milyon İstanbulluya su tasarrufu çağrısı yaptı. Kaynak: SÖZCÜ #2 İzmit Körfezi’nin temizlenmesi

Kapat