Organik tarım tüm dünyayı besleyebilir, eğer izin verirsek

Konu organik tarıma gelince, teoride bu konu desteklense de pratikte hep üretimin az olacağı ve artan nüfusa yeterli ürün yetiştirilemeyeceği savunur. Sentetik böcek ilaçlarını, gübreleri, antibiyotikleri ve GDO’ları üretime sokmayan ve doğal kaynakları ve biyoçeşitliliği korumayı hedefleyen organik tarım hakkındaki yeni bir araştırma ise bu tartışmaya karşı yeni bilgiler edindi.

ABD bazlı Friends of the Earth (Dünyanın Dostları) kuruluşu, her ne kadar organik üretimin az olacağını kabul etse de, hedef eğer tüm dünyayı beslemek ise üretimin tartışılması gereken tek kriter olmadığını savunuyor. Rapor, üretilen ürünlerin iklim değişikliğine dayanıklı olmasının, çiftçi için ekonomik getirisinin fazla olmasının ve sosyal adalet sağlaması gerektiğini belirtiyor.

Rapor, bu 4 başlığın tam anlamı ile tamamlanması ile organik tarımın endüstriyel tarım karşısında giderek büyüyen problemler olan iklim değişikliği ve su kıtlığı konusunda büyük avantajlar kazanacağını savunuyor. Rapor için çalışan biliminsanlarından biri olan Berkeley’de bulunan Kaliforniya Üniversitesi’nden biyolog Claire Kremen, sürdürülebilir ve organik metodlar kullanan tarım alanlarının sayısının artmasının bir seçenek değil, bir gereklilik olduğunu belirtiyor.

TIKLAYIN: Avrupa Parlamentosu: Tarım ilaçları beyne zarar veriyor, gelecek organik tarımda

876543(5)

Rapor aynı zamanda artan nüfus için gıda üretiminin artması konusundaki yanlış söylenceleri de yapılan araştırmalar ile değiştirmeyi hedefliyor. Rapor 2012 yılında Sürdürülebilir Tarım Bilimsel Araştırmalar Bülteninde yayınlanan ve Economist dergisinin de 2011’de aynı şekilde bulgulara ulaştığı çalışmaları örnek gösteriyor. Bu araştırmalar şu an ki tüm gıda üretiminin 10 milyar kişiyi besleyecek şekilde verimli olduğunu öne sürüyor.

Bu verimli üretime rağmen, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı dünya nüfusunun 9’da 1’inin yani yaklaşık 795 milyon kişinin sağlıklı ve aktif bir yaşamayı sağlayacak şekilde beslenemediğini ortaya koyuyor. Küresel Açlık: 10 Mit adlı kitabın yazatı ve Small Planet Enstitüsü’nün direktörü Frances Moore Lappe ise bu farkın üretimden değil, fakirlik ve toprağa, suya ve diğer gerekli kaynaklara ulaşmadaki eşit olmayan ayrım olduğunu belirtiyor.

98765432(11)

Rapor buna örnek olarak da göçmen tarım işçilerinin %67’sininin devlet yardımlarına muhtaç kalması gösteriliyor. Moore Lappe açlığın kökeninde demokratik ve ekonomik eşitsizlik olduğunu savunuyor, o yüzden asıl çözümün bu sorunlara cevaplar bulmak olduğunu belirtiyor.

Peki çözüm ne? Organik üretim giderek artsa da endüstriyel tarımın karşısında hala çok küçük bir yüzdeye sahip. Bu yüzdeyi arttırmak için araştırmaya, eğitime ve teknik yardıma yatırımlar yapılması gerekiyor. GDO’ları ve pestisitlerin etkisinin giderek daha fazla ortaya çıktığı bu günlerde, raporun da belirttiği gibi bu bir seçenek değil, bir gereklilik.

Kaynak: Huffington Post

Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Önceki yazıyı okuyun:
Tanışın: Akdeniz beslenme modeli

Aslen bir yaşam biçimi ve sürdürülebilir bir beslenme yolu olan Akdeniz beslenme modelinden bahsedeceğiz.

Kapat