Atmosferdeki karbondioksit oranı rekor kırdı: Sanayi öncesi dönemden yüzde 50 daha fazla

Geçtiğimiz günlerde biliminsanları tarafından yapılan açıklamada, mayıs ayında atmosferdeki karbondioksit miktarının rekor kırdığı ve aralıksız tırmanışını sürdürdüğü belirtildi. Açıklamaya göre şu an atmosferde bulunan karbondioksit miktarı insanlığın petrol, gaz ve kömürü yaygın şekilde yakmaya başladığı Sanayi Devrimi’nden yüzde 50 daha fazla.

Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) tarafından yapılan açıklamaya göre şu anda atmosferde son 4 milyon yılda herhangi bir zamanda olduğundan daha fazla karbondioksit bulunuyor.

Dünyanın dört bir yanındaki enerji santralleri, araçlar, çiftlikler ve diğer kaynaklar atmosfere büyük miktarlarda karbondioksit pompalamaya devam ederken, karbondioksit konsantrasyonu bu yılın mayıs ayında milyonda yaklaşık 421 parçaya vararak bu yılın zirvesine ulaştı. Emisyonlar 2021 yılında 36,3 milyar tonla ve tarihin emisyon rekorunu kırmıştı.

Karbondioksit miktarı arttıkça gezegen ısınmaya devam ediyor; artan sel, daha fazla aşırı sıcaklık, kuraklık ve kötüleşen orman yangınları gibi etkiler dünya çapında milyonlarca insan tarafından zaten deneyimleniyor. Ortalama küresel sıcaklıklar şu anda yaklaşık 1,1 derece. Artan karbondioksit seviyeleri, ülkelerin 2015’te Paris’te belirlenen ısınmayı 1,5 derece ile sınırlama hedefine doğru çok az ilerleme kaydettiğinin daha fazla kanıtı. Bu, biliminsanlarının iklim krizinin yıkıcı etkilerinin olasılığının önemli ölçüde arttığını söylediği eşik.

NOAA’nın Küresel İzleme Laboratuvarı’ndan kıdemli bir biliminsanı olan Pieter Tans bir röportajda, koronavirüs pandemisinin neden olduğu ekonomik yavaşlama sırasında karbondioksit seviyeleri 2020 civarında bir miktar düşmesine rağmen, bu durumun uzun vadeli eğilim üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığını belirtti. Tans, karbonsioksitteki artış oranının son on yıldakiyle aynı olduğuna işaret etti.

Karbondioksit seviyeleri yıl boyunca değişir, sonbahar ve kış aylarında bitkiler öldükçe ve yapraklarını döktükçe artar ve büyüyen bitkiler fotosentez yoluyla gaz emdikçe ilkbahar ve yaz aylarında azalır. Zirveye her yıl mayıs ayında, Kuzey Yarımküre’de bitki büyümesinin hızlanmasından hemen önce ulaşılır. (Kuzey, Güney Yarımküre’den daha büyük bir etkiye sahiptir çünkü Kuzey’de çok daha fazla kara yüzeyi ve bitki örtüsü vardır.)

Tans ve meslektaşları, Hawaii’deki Mauna Loa yanardağının tepesindeki bir NOAA hava istasyonundan alınan verilere dayanarak, bu yılki en yüksek konsantrasyonu milyonda 420,99 parça olarak hesapladı. Gözlemler 1950’lerin sonlarında bir Scripps Oşinografi Enstitüsü biliminsanı olan Charles David Keeling tarafından tutulmaya başladı. Uzun vadeli bu kayıtlar Keeling Eğrisi olarak biliniyor.

Scripps’teki biliminsanları, Dr. Keeling’in oğlu Ralph Keeling tarafından yürütülen bir program kapsamında Mauna Loa’da gözlem yapmaya devam ediyor. Onlar da NOAA’inki ile benzerlik gösteren bu bağımsız verileri kullanarak, konsantrasyonu 420,78 olarak hesapladılar.

Her iki rakam da geçen yılın rekorundan milyonda yaklaşık 2 parça daha yüksek. Bu zirve, milyonda 280 parça olan sanayi öncesi günlerdeki ortalama konsantrasyonun milyonda 140 parça üzerinde. O zamandan beri, insanrık atmosfere yaklaşık 1,6 trilyon ton karbondioksit saldı.

Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefine ulaşmak için, emisyonların 2050 yılına kadar “net sıfıra” ulaşması gerekiyor, bu da keskin kesintiler yapılması ve kalan emisyonların okyanuslar ve bitki örtüsü tarafından karbondioksitin emilmesiyle dengelenmesi anlamına geliyor. Dünya bu hedefe yaklaşırsa, karbondioksit seviyelerindeki artış hızı yavaşlayacak ve Keeling Eğrisi düzleşecek.

Dr. Tans, emisyonların tamamen ortadan kaldırıldığı bir senaryoda okyanuslar ve bitki örtüsü havadaki mevcut karbondioksiti emmeye devam ettikçe Keeling Eğrisi’nin aşağıya doğru ileryeceğini söyledi. Atmosferik konsantrasyondaki düşüşün, giderek daha yavaş olmasına rağmen, yüzlerce yıl devam edeceğini de ekledi. Bir noktada bir dengeye ulaşılacağını, ancak hem atmosferdeki hem de okyanuslardaki karbondioksit konsantrasyonlarının sanayi öncesi seviyelerden daha yüksek olacağını ve binlerce yıl bu şekilde kalacağını söyledi.

Böyle uzun bir zaman ölçeğinde, kutup buzları eridikçe ve Arktik tundranın ormanlara dönüşmesi gibi başka değişiklikler meydana geldikçe deniz seviyeleri önemli ölçüde yükselebilir.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında metin yazarlığı ve editörlük yapıyor.

Daha fazla Banner Right Side, Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Genel, İklim Değişikliği, Yenilenebilir Enerji
Düzenli elektiriğe erişimi olmayan 1,8 milyar insan

Geçen hafta Londra’da katıldığım bir etki yatırımı konferansında daha önceki bir yazıda daha detaylı bahsettiğimiz Al Gore’ın yatırım fonu Generation’ın

Kapat