Başak Kutlu Atay ile doğal doğum hakkında

Doğuma hazırlık ve doğum sonrası hizmet veren DOUM’un kurucularından Başak Kutlu Atay ile doğal doğum hakkında konuştuk.

RÖPORTAJ: Ergem Şenyuva Tohumcu

Basak-Kutlu-Atay4123

Bu aralar her şeyin doğalını konuşur olduk. Hal böyle olunca, doğumun da doğalı herkesin gündeminde. Peki nedir gerçekten doğal doğum? Siz bu konuda neler yapıyorsunuz?

Doğal doğum tıbbi müdahalelerin mümkün olduğunca kullanılmadığı doğum demek. Türkiye’de genelde normal doğumdan bahsediliyor. Bu vajinal doğum anlamında kullanılıyor ve sıklıkla suni sancı, epidural, epizyotomi gibi tıbbi müdahaleler içeriyor. Tamamen doğal bir doğumda bunlar ve benzeri müdahalelerden hiçbiri rutin olarak uygulanmıyor; her şey kadının bedeninin doğal işleyişine bırakılıyor. Doğum, destekleyici bir ortamda böyle bir doğallıkla yaşandığında hormonlar öyle bir çalışıyor ki kadın adeta bir tanrıçaya dönüşüyor, doğumu bütün coşkusuyla yaşıyor ve bebek bütün algıları açık bir şekilde dünyaya geliyor. Doğal bir doğum yaşama isteği ile yola çıktığınızda ihtiyacınız olan doğum ortamını planladıktan sonra o gün artık her şeyi doğal akışına bırakmak gerekiyor ve bu doğal akışta tıbbi müdahaleler de bazen gerçekten gerekli olabiliyor. Ama tabii ki şu anda kullanıldıkları sıklıkta değil.

Biz DOUM olarak bebek bekleyen ailelere hamilelikleri boyunca, doğumda ve sonrasında destek oluyoruz. Doğuma hazırlık dersleri ile anne ve baba adaylarının istedikleri gibi bir doğuma hazırlanmalarına yardımcı oluyoruz. Doğumda destek (doula) hizmeti, hamile ve bebek yogası, bebek masajı dersleri veriyoruz; destek grupları oluşturuyoruz. Açık Radyo’da doğal doğum konulu bir radyo programımız var.

Beautiful pregnant woman relaxing outside in the park
Beautiful pregnant woman relaxing outside in the park

Doğal doğum denince birçok anne adayı sanki doktor gözetimi yokmuş gibi düşünüyor. Bu doğru mu?

Doktor gözetimi olmadan doğuran kadınlar elbette var. Hatta anne ve bebek ölümlerinin en düşük olduğu İskandinav ülkeleri, Hollanda gibi yerlerde doğumların çoğu ebe gözetiminde, hatta ciddi bir kısmı da evlerde gerçekleşiyor. Bizde bu imkanlar yok ve doğumlar çoğunlukla doktor gözetiminde gerçekleşiyor. Ancak elbette doğumun doğal olması doktor gözetiminin olmadığı anlamına gelmiyor. Gözetim tam da doğru kelime. Doğal doğumlarda doktor orada oluyor ama bütün işi kadın ve bebek yaptığı içi ona çok fazla bir rol düşmüyor.

Doğum sırasında annelere verilen suni sancı, epidural gibi ilaçların ne gibi zarlarları olabilir?

Lavmandan suni sancıya, epiduralden sezaryene çoğu müdahalenin kullanım yerleri olduğu gibi dezavantajları da var. Çoğu müdahalenin diyorum çünkü bazılarının kanıta dayalı hiçbir yararı yok! Suni sancıya da epidurale de ihtiyaç olduğu zamanlar var elbette. Ama bu müdahalelerin kullanımını seçerken dezavantajlarından da haberdar olmak lazım. Anne karar sürecine dahil edilmeli.

Mesela suni sancı normalden uzun ve kuvvetli kontraksiyonlara neden olduğu için doğumu anne için de bebek için de kat kat zorlaştırıyor. Bebeğin strese girme ihtimalini artırdığı için kalp atışlarının sürekli gözlenmesini gerektirerek anneyi yatağa bağlıyor, doğumun sezaryenle sonuçlanması ihtimalini artırıyor. Suni sancıya başvurmadan önce doğumu hızlandırmak veya başlatmak amaçlı başta çeşitli pozisyonlar olmak üzere denenebilecek bazı doğal yöntemler var.

Epiduralin herhalde en büyük dezavantajı diğer müdahaleleri beraberinde getirmesi. Epidural doğumu yavaşlattığı için suni sancı kullanılma ihtimalini artırıyor, hissetmeden ıkındığı için anne adayının yırtık veya kesik ihtimali artıyor. İdrar kesesini boşaltmak için kateter takılma ihtimali yüksek. Epidrualli doğumlar daha sıklıkla vakum kullanımını gerektiriyor veya sezaryenle sonuçlanıyor. Epidural ile doğan bebeklerin uykuya daha meyilli oldukları gözleniyor. Ayrıca epiduralin doğumdan sonra bebeğe bakmayı zorlaştıracak derecede kuvvetli baş ağrılarına sebep olabildiği de biliniyor. Bazen de zamanında bir müdahale ile epidural çok yorulmuş bir anneye toparlanıp devam etme gücünü verebiliyor.

Özetle bir müdahale genelde diğerlerini de ardından getiriyor. Artı ve eksilerini iyi değerlendirmek lazım.

Happy mother with newborn baby

Doğum öncesi eğitim almak anne adayını nasıl doğuma hazırlıyor?

Yurtdışında yapılan araştırmalar doğuma hazırlık derslerine katılanların katılmayanlara oranla;

  • daha az ağrı kesici yönteme başvurduğunu,
  • daha az sezaryen olduğunu,
  • daha az oranda postpartum depresyon yaşadığı ve
  • emzirme başarılarının daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

Ama elbette nasıl bir eğitime katıldığınız önemli. Öyle eğitimler var ki, kadınları doğumdan korkutup sezaryene bile yönlendirebiliyor. Bu sebepten hamileliğin ve çocuk doğurmanın bir hastalık olmadığına inanan bir eğitimden bahsediyoruz.

Bizce doğum yapmak için gereken güç bütün kadınların içinde var. Eğitimlerimizin amacı bu gücü ortaya çıkarmak. Anne ve baba adaylarını bilgilendirerek kendileri için doğru seçimleri yapmalarına destek olmayı; nefes, meditasyon, masaj ve diğer doğum destek yöntemlerini çalışarak ağrıyla baş etme güçlerini geliştirmeyi; hatta hastane personeli ve doktorlarıyla en etkili iletişim yöntemlerini pratik ederek isteklerine ulaşma ihtimallerini artırmayı amaçlıyoruz. Bebekleriyle ilk günlerine hazırlanmalarına yardımcı olurken de doğal bir yaklaşım benimsiyoruz.

Biz kadınlar sizce ülkemizde yeterince bu konuda bilgili miyiz?

Maalesef ve kesinlikle hayır. O kadar çok kadın doğurmaktan korktuğu için sezaryen oluyor ki, bir yerde bir eksiklik olduğu açık. Biz Türkiye’de yaşayan yabancılarla da dersler yapıyoruz. O derslerde bazı konuları işlememize bile gerek kalmıyor. Mesela daha önce sorduğunuz tıbbi müdahalelerin dezavantajlarını onlar zaten biliyor. Bizde de bilgili olan kadınlar elbette var, ama bu bilgiler yurtdışındaki gibi yaygın değil. O nedenle de doğumda hayal kırıklıkları bizde daha çok yaşanıyor.

DOUM’da neler hedefliyorsunuz?

Bizim en büyük isteğimiz nasıl bir doğum yaşanırsa yaşansın kadınların deneyimlerinden yaralanarak değil, güçlenerek çıkmaları. Bunun için kadına saygılı doğum ortamlarının oluşturulması gerekiyor. Bu şu anda en lüks özel hastanelere kadar hemen her tür sağlık kuruluşunda eksik.

Olumlu doğum deneyimleri daha güçlü anneler ve daha mutlu bebekler demek. Bu bağlamda artan sayıda anne ve baba adayına destek olmaya devam ederken bir yandan da genel çizginin dışında tercihleri olan kadınlar için bu imkanların yaratılması için çalışmaya devam ediyoruz. Kadınların kendilerine, bedenlerine ve bebeklerine yeniden güven kazanmaları için bir bilinç ve destek ortamı oluşturmayı hedefliyoruz.

Bundan beş sene sonra kadınlara “Nasıl bir doğum yaşadınız?” diye sorulduğunda şimdikinden daha olumlu hikayelerin anlatılmasını istiyoruz.

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Bir cevap yazın

Daha fazla Çocuk ve Bebek, Genel, Sağlık
Cancun’dan neler çıkacak?

İklim değişikliğine yönelik beklenen anlaşmalar.

Kapat