Beş yıl önce, beş yıl sonra “anneliğim”
Kızım Alisa bundan beş yıl evvel aralık ayında doğdu. Önümüzdeki ay, beş yıl sonra ikinci kızımı bekliyorum. Geçen gün şöyle bir durup düşündüm de, beş yılda bir anne olarak gözlemlerim ve seçimlerim ne kadar çok değişmiş.
“Neler değişti acaba?” diye düşünürken karşıma şöyle bir liste çıktı:
- Beş yıl önce Türkiye’de faydalanabileceğim anne blogları ve sayfaları yoktu. Dolayısıyla o zamanlar bütün bilgilerimi yurtdışı web sitelerinden alıyordum. Şimdikine göre anneler sanal ortamda çok daha yalnızdı.
- Şimdilerde sosyal ağlarda ekşi maya yapımları canlı olarak takip edilebiliyor, haberler son sürat paylaşılıyor. Sorunlara hemen çözümler üretiliyor. Bütün bunları insanın kendi kültürüyle yapabilmesi bir lüks aslında. Çünkü beş sene evvel filanca.com sayfasında gidin, kendi yoğurdunuzu yapın, demiyorlardı. Sadece farklı markalar öneriliyordu. Ya da biz Türklere has olan, tanıdık tanımadığın çocuk bakımında bana istemediğim her an karışmasına ne kadar sinir olduğumu söylesem, bana bin fersah uzak insanların sütüm konusunda fikir beyanetmesine, çorapsız çocuk dolaştırılmaz fenomenlerimi paylaşsam kimse anlamazdı. Diyorum ya, anneler o zaman daha yalnızmış diye.
- Okudukça, öğrendikçe tüketim alışkanlıklarım tamamıyla değişti. Örneğin, o zamanlar bebek kremlerinin içlerindeki endokrinleri bozan paraben gibi içeriklere şimdiki kadar dikkat etmiyordum. Bugün artık etiketleri didik didik okuyorum. Satış yapan kurumlardaki kişilerin bana ama bu ürün sağlıklıdır demesi beni kesinlikle kesmiyor. Satın alacağım her şeyin etiketini okuyorum. Telaffuz edemediğim maddeler ne kadar çoksa, o raftan o kadar hızlı kaçıyorum. Kozmetik ürünlerden, şişelenmiş gıdaya kadar her şeyin üzerini okuyorum.
- Plastik ve atık konusu ise başlı başına her zaman bir dertti. İster inanın ister inanmayın, o minicik insanların inanılmaz çöpü oluyor. Bebek bezleri, plastik şişeler, plastik ambalajlar ve daha neler neler… Zaman içinde plastikler yerlerini paslanmaz çeliğe ve cama bıraktı.
- Gelelim bir de ilaç mevzusuna. Antibiyotiklerin, anti-bilmemnelerin çocukların vücutlarında bıraktığı izler bazen yapacakları yarardan daha fazla olabiliyor. Doktorumu dinlemiyorum demek istemiyorum, ama duruma göre aklıma yatmayan ilaçları vermeyi bıraktım. Doğal yöntemleri daha çok kullanır oldum. Evet, hastalık biraz uzuyor ama en azından onun bağışıklık sistemi kendi kendini toparlamayı öğreniyor. Tabii bu arada kızımın sağlığını da tehlikeye atmamaya çalışıyorum.
Zor iş bu annelik denen şey. Her kararınız o küçücük insanın hayatını etkiliyor. Şöyle bir baktım da beş yılda ben çok değişmişim, ama dünya iyisiyle kötüsüyle benden de hızlı değişmiş. Bakalım, bu sefer nasıl olacak.






































































































