Bilin bakalım kaç madalyamız var?

Bu yıl Londra 2012 Olimpiyatları TV’den izlediğim kadarıyla oldukça görkemli ve heyecanlı geçti. Türk sporcularının aldığı başarılar göğsümüzü kabarttı. Yaz başından beri benim en çok merak ettiğim alışılagelmiş olimpiyatlardan sonra bu yıl gerçeklesen paralimpik olimpiyatlarıydı. Paralimpikler sırasında Londra’da olacağımızı bildiğim için de bilhassa kızımla bu olimpiyatları izlemeyi tercih ettim, çünkü gerçekten de insan isteyince ‘engellerin’ bertaraf edilebileceğini ve hayatın dümdüz olmadığını görmesini istedim. Çok temiz kalpliymişim, güzel bir vesile oldu ve paralimpiklere bilet aldık.

Geçen cuma günü erkenden kızımla Olimpiyat Parkı’nın yolunu tuttuk. Pırıl pırıl güneşli bir Londra sabahında paralimpiklere giderken, ikimiz de çok heyecanlıydık. Bir kere alıştığımız geleneksel olimpiyatlardan hiçbir farkı yoktu ve de çok farkı vardı. Geleneksel olimpiyatlara katılan sporcuların da enteresan hikayeleri var, ancak paralimpikler başka bir olay. Gözle inancı ve azmi en yoğun şekliyle izledik. İlk önce sabah saatlerinde yüzme yarışlarını seyrettik. Arkasından bir nevi hentbolla futbol karışımı olan golbolu seyrettik. Golbolda olimpiyatlar boyunca çok başarılı olan Türk takımını seyredemedik o gün, ama takımımızın başarılarını okudukça göğsüm kabardı. Hemen akabinde Almanya’ya karşı Amerika Birleşik Devletleri bayanlar tekerlekli bisikleti basketbolunu izledik. Buna özellikle ‘tekerlekli bisiklet basketbolu’ dedim, zira burada da İngilizce ‘wheelchair basketball‘ diyorlar.

images-150x150

Sporcuların azimlerine, hırslarına hayran olduk. Kimisi doğuştan engelli, kimisi daha sonra kader sonucu oluşmuş bir sakatlanma sebebiyle oradaydı. Bu heyecanlı etkinliği seyrederken Twitter’a baktım, Facebook’a baktım. Ancak bir evvelki geleneksel olimpiyatlardaki coşkuyu ve desteği bulamadım. Oysa 67 oyuncuyla katıldığımız olimpiyatlarda hatrı sayılır bir duruşumuz var, fakat gazetelerin kenarlarındaki küçük haberler olarak kaldı başarılarımız. Oysa Olimpiyat Parkı’nda Türk sporcuları görünce yanlarına gittiğimde, göz yaşlarıma hakim olamadım. Sporcuya yeni yeni saygı gösterdiğimiz ülkemizde bu harika insanlara gereken değeri vermediğimize inanarak ne yapacağımı şaşırdım. Onlar da yeterince destekçi bulamadıklarından yakınıp benim coşkuma katıldılar. Uzun lafın kısası, engelli vatandaşlarımızın değil spor yapmak, evinin kapısından zor şartlarda çıktığı ülkemizden paralimpiklere katılan her sporcumuzu canı gönülden alkışlıyorum.

Paralimpiklerde Türk sporcularının bize toplam 6 madalya getirdiğini biliyor muydunuz? İnanılmazlar. Gerçekten de onları da diğer oyuncularımızı kucakladığımız, zafer turları attığımız gibi belki daha fazla şekilde omuzlarımızda taşımalıyız. Son olarak tarihe küçük bir not: Biz önce tüm sporcularımıza hak ettikleri değeri vermeden lütfen olimpiyatlara filan kalkışmayalım. İkinci not: Bugünden harika fotoğraflarım vardı. Ancak maalesef kameramın kablosunu kaybettiğimden bunları ekledim.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Bir cevap yazın

Daha fazla Gündem, Hayat, Kent, Spor
Gölgede de yetişen bitkiler

Gölgede de bitki yetiştirebilirsiniz.

Kapat