Çeşme’de bir vaha: Alaçatı Kuşları

Alaçatı’da onlarca canlı türüne ev sahipliği yapan sulak alanın kayıt altına alınmasını sağlayan, Alaçatı Kuşları kitabının yaratıcısı Serap Yurdaer Erboy’la projesini konuştuk.


Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Eğitimimi Almanya’da tamamladıktan sonra, 1982 yılında Türkiye, İzmir’e döndüm ve turizm sektöründe meslek hayatıma başladım. Emekliye ayrıldıktan sonra, doğaya olan tutkum ve ‘yavaş yaşam’ tercihim 2000 yıllarında halen köy formatını oluşturan Alaçatı’ya eşimle birlikte yerleşmeme neden oldu.

Alaçatı’da evimize komşu sevimli bir eşeği olan yaşlı semerci Ragıp amca, evinin yanındaki damda ineklerine baktığı, Balkan savaşını yaşamış 100+ yaşlarında Melike teyzemiz, çallı süpürgesini bir gün bile elinden düşürmeden sokağımızı baştan sona temiz tutan Nebahat teyzemiz o zamanki adıyla Tuhafiye sokağımızın demirbaşlarıydı. Çok şanslıyım ki Alaçatı’nın tarih sayıldığı bu güzel hallerine ve insanlarına yaşayarak tanık olabildim.

Hobi olarak başlayıp ikinci mesleğe dönüşen seramik sanatımı Alaçatı’da yaşam ve samimiyet dolu olan bu sokakta, evimizin yanında kurduğum atölyemde 2004 yılında hayata geçirdim. Ayrıca eğitim gönüllüsü olarak Alaçatı ilkokul öğrencilerinin sanatla buluşmalarını sağladım. Halen Alaçatı ilkokulunda çalışmalarım devam ediyor. 2019 yılında çoçuklarla başlattığım “Ağaç Nefestir” olarak adlandırdığım projeyle betonarme olan okul alanına , gönüllülerin de desteğiyle 1065 farklı türde bitki dikilmesini sağlayabildim. Geriye dönüp baktığımda Alaçatı Kuşları projesiyle birlikte gurur duyduğum ve hayatıma anlam katan çalışmalardan birisi de budur.

Profesyonel seyahat danışmanı olarak turizmde hizmet verdiğim yıllarda, meslekî birikimlerimi ulusal ve uluslararası popülaritesi artan Alaçatı’yı ziyaret eden konuklara ve Alaçatı’da yaşayanlara yol gösterici nitelik taşıyan , 2010 yılında ilk baskısıyla gerçekleşen ve ilk kitap deneyimim olan Alaçatı Gezi Rehberi ni Türkçe ve İngilizce olarak yayınladım.Halen Alaçatı’da, zaman içinde şekil değiştirmiş olsa da, aynı sokakta eşimle ve sokaktan kurtardığımız sayısız kediler ve 2 köpeğimizle yaşamaya devam ediyorum.


Birds of Alaçatı projesi nasıl başladı ?
Doğa yürüyüşleri büyük tutkumdur. Sabahın erken saatlerindeki bir yürüyüş sırasında Alaçatı’ya kışlamaya gelen, varlıklarından haberdar olduğum  sürü halinde flamingoları gördüm. Bu büyülü coğrafya flamingoların ve bölgedeki diğer kuş türlerinin önemli yaşam alanı, onlarca canlının sığınağı, üreme ve beslenme bölgesi. Ancak Alaçatı’ya olan yoğun ilgi bu bölgede de yapılaşmanın artmasına, ÖDA (Önemli Doğal Alan) kapsamında bulunan Alaçatı sulak alanı dahil olmak üzere, doğal alanların da daralmasına neden oluyordu.

Daha fazla geç kalmadan arşiv oluşturmam gerektiğini düşündüm. Bu dürtü tutkuya, tutkuyla beraber göreve dönüştü. Aylarca her gün, sabahın erken saatlerinde bölgeyi ziyaret etmeye devam ettim. Amatör hobi fotoğrafçısı olarak görüntülediğim sulak alan kuşları ve onların yaşam alanlarını belgelemeye başladım.

Arşivim farklı kuş türleri, endemik yapının çeşitliliğiyle ve tanımlamalarıyla zenginleşmeye başladı. Konunun kişisel bir arşiv çalışmasından çok daha öteye taşınması ve paylaşılması gerektiğine inandım. Bir farkındalık çalışması başlatmalıydım. Bunun için görsel yolu seçmeliydim. Sergi ve daha sonra adını koyduğum Alaçatı Kuşları kitabını araç olarak kullanabilirdim. Fazla zaman yoktu. Projeyi bir an önce hayata geçirmem gerekiyordu, çünkü zaman fark ettiğimizden  çok daha hızlı ve acımasız olabiliyor.



Alaçatı’da bu kuşların varlığı biliniyor mu ve nasıl bir koruma alanı var?
Alaçatı taş evleri, mimari dokusu, çok kültürlü insan yapısı, rüzgarı, sörfü, turkuaz denizi, Ege’ye has lezzetleriyle zaten biliniyor; pek bilinmeyen ise Alaçatı’nın önemli doğal alan (ÖDA) sıfatına sahip olması.

Nadide flora ve fauna çeşitliliğiyle bölgenin ÖDA kapsamına kabul görülmüş ve kayıtlara geçmiş olması Çeşme, Alaçatı için eşsiz , paha biçilmez bir nimet. Bu gerçekten kucaklanması ve çok iyi korunması gereken benzersiz bir durum.

Alaçatı’nın tutkuya dönüşen etkisi üzerine pek çok makale, haber yayınlanmış. Ama doğal yaşamı, sulak alan kuşları üzerine öğretici, bilgilendirici paylaşımlar yok denilecek kadar yetersiz. Sulak alanların ekosistem içerisinde çok değerli yaşam alanları olduğunu ve aksini düşünülen fayda sağlamayan, kapatılması gereken bataklık alanlar olmadığını okullardan başlayarak halka anlatılması, yayılması gerekiyor. İnsan bildiği, benimsediği bir şeye daha fazla sahip çıkar. Doğal alanları koruma çabaları bu sebepten de zayıf kalıyor çünkü bilgi, bilinç yetersiz.

Alaçatı’da Eski Tütün Dukkânı’nızdaki sergiden biraz bahseder misiniz?
Fotoğraf sergisi kanvas baskı üzerine, 3 farklı boyutta , 40 eserle Alaçatı Eski Tütün Dükkânı’nda 4 Temmuz’da açıldı ve eylül sonuna kadar devam edecek. Bilinen, en az 150 yıllık bir bina olan Eski Tütün Dükkânı, Osmanlı döneminde Alaçatı’da tütün deposu olarak kullanıyormuş. Aslına sadık kalarak restore edilmiş mekân, günümüzde sanatçı ve zanaatçıların emekle hazırlanmış, özgün işleriyle buluşturuyor ziyaretçilerini.

Serginin yanı sıra mekân da ziyarete değer;  ruhu güçlü, samimi bir yer. Sergi boyunca metinleri Türkçe/İngilizce hazırlanmış, 100’e yakın fotoğraf içeren Alaçatı Kuşları/Birds of Alaçatı kitabı da satışa sunuluyor.



Ülkemizde kuş gözlemciliğine dair neler söylemek istersiniz?
Kuş gözlemciliği benim için yeni bir alan ve alevlenen bir tutku. Ayrıca kuş gözlemciliği sadece gözlemleme değil tanımlama faaliyetini de içine alıyor. Kuşu görmekten öte onu tanıyabilmek ve yaşamı hakkında bilgilenebilmek heyecanı tutkuya dönüştürüyor. Daha fazla öğrenmek istiyorsunuz.

İstatistikî cevapları uzmanlara bırakmayı tercih ederim. Bunlardan birisi de kitap hazırlığımda bana engin bilgileriyle destek veren kuş uzmanı Şafak Arslan (Doğa Derneği) . Edindiğim bilgilere göre ülkemizde 205 önemli kuş alanı (ÖKA) ve 500’e yakın farklı kuş türü bulunmakta. Küçümsenmeyecek sayılar. Buna rağmen araştırma ve koruma faaliyetlerine ayrılan bütçe, teşvik ve tahsis edilen imkânlar çok yetersiz.

Güncel bilgi kaynaklarına ulaşmak  kolay olmuyor, zaman zaman yetersiz kalıyor. Doğa Derneği, BirdLife Türkiye temsilcisi olarak Türkiye’deki ÖKA ve kuş gözlemciliği konusunda  kapsamlı bir rapor yenileme hazırlığı içinde. Sabırsızlıkla bu çalışmanın tamamlanmasını bekliyoruz.

Birds of Alaçatı projesi ileride nasıl şekillenecek ve devam edecek?
Çeşme, Alaçatı’da unuttuğumuz veya bilmediğimiz bir başka yaşam alanı daha var, her şeyden daha kıymetli bir yaşam alanı olan ÖDA, yani önemli doğal alanlarımız.

Bu habitatların ve içinde barındırdıkları sayısız canların (flora ve fauna) dengesini bozmaya ve bizden çalmaya hiç kimsenin hakkı olmamalı. Projenin amacı bilinç ve farkındalığı artırmak ve neticesinde yerel yönetimlerinin ve insanımızın inanç ve desteğiyle doğaya daha fazla aç kalmadan, ÖDA’ların koruma altına alınmasını sağlamak.Kuşlarımız bizden çok önce Alaçatı’nın sakinleriydi. Biz onların yaşam alanlarına misafir geldik. Bunu unutmamalıyız.

Son olarak sizin eklemek istedikleriniz var mı?
Doğa-hayvan-insan etkileşiminde iyi bir ilişkide olmak, doğal habitatlarımıza ve içinde barındırdıkları canlara sevgi ve saygıyla yaklaşmak; kendimize de sevgi ve saygıyla yaklaşmak demektir, çünkü her birimiz bu ekosistemin birer halkasıyız. Doğayla bağımızı güçlendirdiğimizde, kendimizle olan bağımızı da güçlendirmiş ve yaşam kalitemizi artırmış oluruz. Bugün ve yarınlarımız için doğaya daha fazla aç kalmadan.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Ekoturizm, Hayat, Hayvanlar, Kent, Sanat ve Tasarım, Yeşil alanlar
Markaların sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaları için 5 öneri

Çevresel ayak izlerini azaltmak isteyen moda markalarının uyguladığı yöntemler değişkenlik gösteriyor. Bazıları daha geniş bir yelpazede sürdürülebilir çizgiler başlatırken, diğerleri...

Kapat