Durban Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Toplantıları’ndan gözlemler-3

TEMA Bilim Kurulu Üyesi ve ÇOMÜ Coğrafya Bölümü (Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı- Klimatoloji ve Meteoroloji) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş Durban’dan bildirmeye devam ediyor:

Durban’da atılacak olan adımların en önemlilerinden birisi, küresel ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artışın, Aralık 2010 tarihli Cancun Uzlaşmalarıyla kabul edilen hedeflere göre iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin yaşanmasını önleyecek bir düzey olarak belirlenen 2 C°’nin altında tutulmasını ve tam olarak 1.5 C°’yi geçmemesinin sağlanması olmalıdır. Bu hedefe ulaşılabilmesi ise, ancak gelişmiş ülkelerin insan kaynaklı sera gazı salımlarını Cancun Uzlaşmaları’na uygun olarak, 2020 yılına kadar 1990 yılı düzeylerinin en az % 25 – % 40 arasında azaltacak olan hedefleri içeren bir antlaşma konusunda daha fazla zaman kaybetmeksizin uzlaşmalarına yakından bağlıdır. Gelişmiş ülkeler ve ekonomileri hızla büyüyen gelişmekte olan ülkelerin böyle bir hedefe ulaşabilmeleri için, ekonomilerini en geç 2050 yılına kadar çok ciddi bir biçimde karbonsuzlaştırmaları gerekir. Bu noktada, sera gazı salımlarının gerçekten de kısa sayılabilecek sürede ve bu kadar büyük bir oranda azaltılması olanaklı mıdır? Azaltılması gerekli olan insan kaynaklı sera gazı salımlarının tutarı ne kadardır?

Tüm bu ve buna benzer yaşamsal soruların yanıtlarını, Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2011 yılında yayımlanan ve oldukça önemli çözümlemeler, bulgular ve sonuçlar içeren “Salım Açıkları Raporu, Kopenhag Uzlaşması Vaatleri Küresel Isınmanın 2 °C ya da 1.5 °C’de Sınırlandırılması İçin Yeterli midir?” (The Emissions Gap Report, Are the Copenhagen Accord Pledges Sufficient to Limit Global Warming to 2° C or 1.5° C? A preliminary assessment) (UNEP, 2010) başlıklı çalışmasından da yararlanarak vermeye çalışacağım. 2020 yılındaki yaklaşık 44 milyar ton (Mt) karbondioksit (CO2) eşdeğer (MtCO2e) sera gazı salım düzeyleri, küresel ısınmayı orta düzey bir şansla ya da olasılıkla 2 °C’de sınırlandırma hedefi ile tutarlılık gösterir. Başka bir deyişle, küresel ısınmanın 2 °C’nin altında tutulabilmesi için, 2020 yılındaki küresel sera gazı salımlarının 44 MtCO2e’yi aşmaması gereklidir. Öte yandan, her şey bugünkü gibi (BAU) projeksiyonları (kestirimleri) altında, küresel sera gazı salımları 2020 yılında 56 MtCO2e ulaşabilir (sonuçların çoğunluğu (%20-%80 arasında) 54-60 MtCO2e aralığındadır). Bu değer ise, hedefe ulaşabilmek için 12 MtCO2e düzeyinde (10-21 MtCO2e aralığında) bir salım azaltım açığının kaldığını gösterir. Eğer, en düşük vaatler ya da yükümlülükler yolu izlenirse, sera gazı salımları, 9 MtCO2e’lik önemli bir açık bırakılarak, başka bir deyişle biraz daha azaltılarak 53 MtCO2e’e düşürülebilir (52-57 MtCO2e aralığında). Gerçekte salım açığı, BMİDÇS Kyoto Protokolü görüşmelerinde tartışılan politika seçeneklerinin kabul edilmesiyle, örneğin, (a) koşullu vaatler yoluyla, daha yüksek hedeflere yönelen ülkeler tarafından ve (b) arazi kullanımı, arazi kullanımı değişikliği ve ormancılık etkinliklerinin hesaplanmasından ve fazla salım birimlerinin kullanılmasından kaynaklanan salımlardaki net bir artışı önlemeye yönelik görüşmeler yoluyla önemli düzeyde azaltılabilir. Eğer yukarıda özetle açıklamaya çalıştığım politika seçenekleri yürürlüğe girerse, 2020 yılı salım düzeyi 49 MtCO2e’a (47-51 MtCO2e aralığında) indirilebilir; bu yolla açığın büyüklüğü 5 MtCO2e’e indirilmiş olur. Bu ise, 2005 yılında, küresel düzeyde genel olarak ulaştırma sektöründen kaynaklanan yıllık küresel sera gazı salımlarının tutarına eşittir. Ancak, yine de bu düzey, küresel ortalama yüzey sıcaklığı artışını 2 °C’de sınırlandırma hedefine ulaşmaya yönelik salım yolunun ancak % 60’ına karşılık gelir.

Konuya ilişkin çalışmalar, bazıları uluslararası iklim fonları ve finansman araçlarıyla da desteklenebilecek olan daha kesin yükümlülük temelli yerli eylemler (önlemler ve politikalar) yoluyla, kalan salım açıklığının kapatılmasının olanaklı olduğunu gösterir. Bir açık olsun ya da olmasın, yapılan çalışmalar, küresel ısınmayı 2 °C ya da 1.5 °C’de sınırlandırma şansımızı sürdürmek için 2020 sonrasına yönelik olarak ciddi salım azaltımlarına gerek olduğunu göstermektedir. Bu ise, ancak, Durban İklim Değişikliği Konferansı görüşmeleri sonucunda, Kyoto Protokolü sonrası dönem için yasal bir iklim rejiminin ve özellikle gelişmiş ülkeler için Kyoto yükümlülüklerinden daha kuvvetli ve sayısal olarak belirlenmiş (gönüllü değil zorunlu) sera gazı azaltım yükümlülüklerinin belirlenmesini sağlayacak olan bir küresel antlaşmanın kabul edilmesiyle olanaklı olabilecektir.

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Daha fazla Ekoloji, Gündem, İklim Değişikliği, Kent, Yenilenebilir Enerji
Durban Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Toplantıları’ndan gözlemler-2

Prof. Dr. Murat Türkeş, BM İklim Değişikliği Toplantısı'ndan bildiriyor.

Kapat