Ekolojik okur yazar mısınız?

Eş-dost toplantılarında fark ettim, kimileri ile konuşurken doğanın dilinden anlıyor ve doğaya saygı duyduğu her halinden anlaşılıyor ancak bazıları da var ki, hayatlarını doğanın farkına varmadan sürdürüyorlar. Doğaya saygı duymadan, ondan alıp, ona hiç vermeden yaşanmaz.

Yeni çağda eski çağ öğretilerinde olduğu gibi doğaya saygı ile başlayan bir eğitim gerektiği kesin. Çocuklarımıza da en azından bizim kadar iş düştüğü kesin. TEMA da tecrübesiyle Milli Eğitim ile işbirliği yaparak 19-30 Eylül günleri arasında ‘ekolojik okur yazarlık’ programı düzenliyor. Program dahilinde 100 öğretmen doğa ve çevre eğitimi alacak. Sonrasında öğrendiklerini diğer öğretmen ve öğrencilere anlatacak…

Melis Alphan Hürriyet’teki bugünkü yazısında Ekolojik okur yazarlığa değinmiş.

Ekolojik okur yazarlık diye bir kavram var.

Dünyada tartışılıp duruyor. Bu, şu demek…

Bir anlamda doğanın dilini anlıyor ve yaşamlarımızı ona göre dönüştürüyoruz.

En azından amaç bu.

TEMA Vakfı şimdilerde eğitim programlarını ekolojik okur yazarlığı merkeze oturtacak şekildeyeniliyor. Bu kavramı Türkiye’de yaygınlaştırmaya ve geliştirmeye soyunuyor.

Bu yolda da TEMA, Milli Eğitim Bakanlığı’yla bir işbirliğine gidiyor. Hedef, bu kavramı da, beceriyi de öğretmenlere yaymak.

Bu yıl ilki yapılacak olan eğitim programı, önümüzdeki dört yıl boyunca tekrarlanacak ve herseferinde Türkiye çapında 100 öğretmen ekolojik okur yazarlık konusunda bilgilenmiş olacak.

10954723_849082048497692_1023053532_n

Açılışı Karaca Arboretumu’nda yapılacak ve 19 30 Eylül günleri arasında Yalova’daki Milli EğitimBakanlığı Esenköy Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü’nde düzenlenecek eğitimin genel çerçevesi o 100öğretmeni bu konuda eğitmen olarak yetiştirmek.

Bu eğitim, ekolojinin temel ilkelerini anlamaya, bunu okul sistemine ve müfredata entegre etmeye, çocuklarla okulların doğaya daha duyarlı olmalarına yardımcı olacak bir araç olarak görülebilir.

Ağırlıklı İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere her ilden en az bir öğretmen bu eğitime katılacak.Gönüllü olarak başvuranlar arasından, daha önce TEMA’nın çevre ve eğitim seminerine katılmış,sertifikası olanlar seçildi.

Sonrasında öğretmenler kendi illerinde hem öğretmenlere hem de öğrencilere ekolojik okur yazarlık eğitimi verecek.

Eğitimin bir kısmı da doğada yapılacak. Yalova yakınlarında bir ormana gidilip erozyongözlemlenecek. Uluabat Gölü yakınlarında insan-doğa ilişkisi irdelenecek.

İkinci hafta katılımcılar, TEMA’nın hocalardan oluşan 15 kişilik eğitmen kadrosundan bu bilgileri diğer öğretmenler ile çocuklara etkili bir şekilde nasıl aktarıp anlatabileceklerinin araçlarını öğrenip birlikte bir program geliştirecekler.

Cevabı aranan soru: Çocukların yaratıcılıklarını da geliştirerek, çocukları eleştirel düşünmeye teşvikederek sınıf ortamında ekolojik okur yazar olmalarını nasıl sağlarız?

Çevre ve doğa eğitimleri genelde sınıf içi ortamda oluyor ama çocukların asıl öğretmeleri gereken doğa.

TEMA’nın amacı bunu hatırlatıp eğitim sistemi içinde öğrencilerin kapalı mekandan doğaya çıkmalarını teşvik etmek.

İçeride çocuk kalmasın istiyorlar, dolayısıyla öğretmenlere bu konuda donanım kazandırıp kendi illerine döndükleri zaman bunu yapabilecekleri araçları ve teorik altyapıyı vermek istiyorlar.

Sürdürülebilirlik için ne yapılmalı?
Genel olarak, Türkiye’deki eğitim programlarında “sürdürülebilirlik için eğitim” konusunda yeterlikonu ve öğrenci kazanımının yer almadığı söylenebilir.

Bu nedenle, geleceğin öğretmenlerinin ve öğrencilerinin bu dönüşümler ışığında bir çevre eğitimialmaları için programları bu ilkeler doğrultusunda değiştirmek, düzenlemek gerekiyor.

Önemli bir başka konu da uygun zaman, yer ve etkinliklerin sağlanması. Çünkü çevre temellikazanımlar, uygulama yapılmadan gerçekleşebilecek ve kısa sürede sonucu gözlenebilecekkazanımlar değil.

Okulların çevre eğitimine uygun olarak düzenlenmesi, farklı çevre organizasyonları ya da gönüllükuruluşlarla çevre temelli çalışmaların artırılması yoluna gidilmeli.

Avrupa ülkelerinde giderek yaygınlaşan sürdürülebilir çevre uygulamalarına benzer çalışmaların daha etkin ve geniş katılımlı hale getirilmesi, bu konuda atılacak önemli adımlardan biri olacak.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Nil Kayarlar Sarrafoğlu

1969 yılında doğdum. Aklım başıma geldiğinde ailemden sonra ilk doğayı sevdim. Taşı toprağı, çiçeği ve hatta böceği... Okudum, çalıştım ve büyük şehirlerde yaşadım. Dünya üzerinde doğanın en uzak yerlerine de gittiğim ve kaldığım zamanlar oldu, işte o zamanlarda kendimi çok iyi hissettim,. Döndüm dolaştım şimdi yine şehirdeyim. Bu sefer 4 yaşında bir oğlum var, onu doğanın içinde büyütmeye çalışıyorum, hafta sonları kaçıyoruz şehirden küçük köyümüze. Mutluyuz böyle şimdilik. Anne olduktan sonra dünyayı kurtarmak için ille de büyük kahraman olmak gerekmediğini anladım, anne olmak yetiyormuş! Atık yönetimi, enerji tasarrufu ve sağlıklı beslenme gibi konulara önem veriyoruz evimizde. Payımıza düşeni ve mümkünse daha fazlasını yapmaya gönüllüyüz ailece de. Yeşilist kanalı ile sesimi duyurabildiğim için mutluyum.

Bir cevap yazın

Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement
Daha fazla Etkinlikler, Hayat, Kent, Sanat ve Tasarım, Topluluklar
Navy Chair geri döndü

Coca Cola ve Emeco'nun ortak gerçekleştirdiği projede geri dönüştürülmüş 111 plastik kola şişesinden bir sandalye yapılıyor.

Kapat