Fosfatlı deterjanlardan şikayetçiyim

Geçenlerde annem bize geldiğinde, baktım gözlerini balkonda kuruyan çamaşırlardan alamıyor. Hayırdır diye sorduğumda, sıkıntılı sıkıntılı beyazlar kar gibi olmamış dedi. Sonra da, bari arada bir çamaşır suyu ya da bilmem ne matik kullansan dedi. Annem haklı, kullandığım çamaşır deterjanlarını çevreyle dost, dolayısıyla insan sağlığıyla dost, seçtiğim için beyazlar sakız gibi olmuyor.

Şikayetçi miyim bundan? Beyazlarım bana beyaz görünüyorlar ve içim rahat. Ama marketlerde satılan konvansiyonel deterjanların hemen hepsinin çevreye duyarsız olmasından şikayetçiyim. Bir çamaşırın “kar gibi bembeyaz” olması için anlıyorum ki o bilmem-ne-matiklerin içinde nasıl bir kimyasal var ki bu kadar beyaz oluyorlar. Nitekim, geçtiğimiz günlerde Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Bülent Topkaya, deterjan üreticilerinin Avrupa’da yüzey sularında, canlıların yok olmasına neden olduğu için kullanılması yasaklanan fosfatın, Türkiye’de deterjan üretiminde kullanıldığını belirtmiş.

Evsel arıtma atıksu tesislerine giden suda bulunan fosfatın %50’si bu deterjanlardan kaynaklanıyormuş. Bizim birçok konuda nedendir bilinmez, kendimize benzettiğimiz, İtalya’da benzer bir tespit sonunda fosfat kullanımı yasaklanmış. Topkaya, maaliyeti yüksek arıtma tesisi yapacağımıza fosfatsız deterjan üretelim ve kullanalım demiş. Katılmamak mümkün değil. Neticede çevreye zarar veren, insan sağlığını kuşkusuz tehlikeye sokar. Gelin görün ki hem çevre konusunda, hem insan sağlığı konusunda yeterince duyarlı olmadığımızı düşünüyorum.

Peki ne yapmalı?
Merkezi hükümetin harekete geçmesini bekleyene kadar, bizler tüketici olarak doğru seçimler yapabiliriz. Piyasada çevreyle dost deterjanlar var. İlk görüşte daha pahalı gelebilirler. Ama ben marketlerdeki bilmem-ne-matiklerle mukayese ettim, hemen hemen aynı fiyata geliyorlar. Ayrıca bu fosfatlı suların tarım yapılan topraktan, içtiğimiz sulara kadar her şeye karıştığı düşünülecek olursa fatura ilk başta cebimize çıkıyor gibi olsa da, asıl sağlığımıza çıkıyor.

Katkı maddelerinden, hormonlu gıdalardan (ki başlı başına ayrı bir konu da bu!), GDO’lu ürünlerden dolayı artan kanser vakalarının, çocuklarda erken ergenlik ve daha nice sağlık sorunlarına sebep olduğunu artık herkes biliyor. Bizler tüketici olarak doğru ürünleri seçersek, üreticiler de çaresiz(!) bizlerin istediği deterjanları üretecekler. Piyasadan bir kaç örnek: Klar Frosch Sodasan Sonett Bu arada tabii fosfatlı deterjanlar kadar, çamaşır suları da son derece tehlikeli. Çamaşır suyu yerine, sirke içerikli doğal temizleyicileri tercih ederseniz, dezenfekte ederken, hem kendinizin hem çevrenizin sağlığını korumuş olursunuz. Yıllardır her yere çamaşır suyuyla giden Ayşe Teyze’den, ve reklamlarında şirin bebekleri ve çocukları bolca kullanan şirketlerinden ricam, ilk fırsatta ürettikleri deterjanlarla geleceğimizi tehlikeye sokmamaları.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Bir cevap yazın

Daha fazla Ev ve Bahçe, Hayat
Doğa’nın elinden tutan bildik bir yüz daha

Cotillard, Greenpeace işbirliğiyle yağmur ormanları için belgesel çekiyor.

Kapat