Gıda güvenliği iklim değişikliğine karşı mı?

İklim değişikliğine karşı mücadele edenlerin durumun ciddiyetine dikkat çekmek için ‘gıda güvenliği’nin üzerinde durması, ‘daha fazla üretim’ diyenlerin ekmeğine yağ sürüyor.

Gıda güvenliği, en bilindik tanımıyla, insanların aktif ve sağlıklı yaşam için gerekli olan besin ihtiyaçlarını ve önceliklerini karşılayabilmek için yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdalara hem fiziksel, hem de ekonomik olarak sürekli erişebilmeleridir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre, dünya nüfusunun yaklaşık 8’de 1’i yetersiz besleniyor ve bu durum, dünyadaki gıda güvenliğinin boyutunu ortaya koyuyor. Bu durumun küresel iklim değişikliğinin etkisiyle, daha kötüye gitmesinden korkuluyor.

Gıda güvenliğine yönelik etkiler, iklim değişikliğinin getirdiği ciddi sonuçlardan yalnızca biri. Aynı zamanda, iklim değişikliğinin getirdiği yıkıcı sonuçların ciddiyetine dikkat çekmek isteyen iklim aktivistleri tarafından en çok kullanılan motif.

John Sachs, The Guardian’daki makalesinde, iklim değişikliğiyle mücadelede gıda güvenliğine fazla odaklanmanın, iklim değişikliği sorununun daha da kötüye gitmesine sebep olduğunu savunuyor. Gıda güvenliği sorununu geçici olarak çözecek, sürdürülebilir olmayan uygulamaların, uzun vadede iklim değişikliği açısından daha kötü sonuçlar verebileceği belirtiliyor.

Aynı zamanda, gıda güvenliğine sürekli olarak dikkat çekmenin, Monsanto gibi, ne pahasına olursa olsun topraktan alınan ürünün artırılmasına odaklanan şirketlerin ekmeğine yağ sürmek anlamına geleceğini söylüyor.

121212(2)

Bunların yanında, gıda üretiminin, iklim değişikliğine sadece potansiyel bir kurban olmadığını, aynı zamanda iklim değişikliğini körükleyen bir etken olduğunu belirtmekte fayda var. Küresel sera gazı salımlarının %19-%29’luk kısmının gıda üretiminden geldiği tahmini de günümüzdeki gıda sisteminin, iklim değişikliğinin sebepleri arasında önemli bir etken olduğunu gösteriyor.

Gıda endüstrileri fosil yakıtların, sentetik gübrelerin ve böcek öldürücü ilaçların kullanımına oldukça bağımlı. Günümüzdeki gıda sisteminde, üretimi artırarak gıda güvenliğine cevap bulmaya çalışmak ise, aynı zamanda iklim değişikliğine destek olmak anlamına geliyor. Gıda üretiminin artırılıması, daha fazla fosil yakıt, daha fazla sentetik gübre, daha fazla böcek öldürücü kimyasal kullanımı demek. Aynı zamanda, daha fazla çiftlik hayvanının yetiştirilmesi ve yeni tarım arazileri için daha fazla ağaç kesimi demek. Sonuç olarak, mevcut sistemde üretimin artırılması için, sera gazı salımlarının artırılması anlamına geliyor.

123123123

Üretimi artırmaya odaklı gıda sistemi yerine, kayıpların ve israfın azaltıldığı, dağılımın adaletli yapıldığı daha efektif bir gıda sistemi gerekli. Mevcut gıda üretimi seviyesi, mevcut dünya nüfusunun gıda güvenliği içinde yaşaması için yeterli. Gıda arz zincirindeki kayıpların azaltıldığı ve dağılımın çok daha adil yapıldığı yeni bir sistemle, hem iklim değişikliğine karşı mücadele edilebilir, hem de gıda güvenliğisağlanabilir.

Kaynaklar:
1- http://www.who.int/trade/glossary/story028/en/
2- http://www.worldhunger.org/articles/Learn/world%20hunger%20facts%202002.htm
3- http://www.theguardian.com/sustainable-business/2014/jun/17/climate-change-advocates-your-focus-on-food-insecurity-is-backfiring
4- http://ccafs.cgiar.org/bigfacts2014/#theme=food-emissions

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Daha fazla Ekoloji, Gıda, Gıda Gündemi, İklim Değişikliği
Farkında olmadan israf ettiğiniz 8 gıda

Genel kanılardan kaçınmanın tam zamanı.

Kapat