İstanbul Film Festivali’nden sizin için seçtiğimiz 8 film

41. İstanbul Film Festivali bu yıl 8-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek. Bilet satışı 1 Nisan’da başlayan festival programından Yeşilist okuyucularının ilgisini çekeceğini düşünüdüğümüz sekiz film seçtik.

#1 UTAMA // Alejandro Loayza Grisi

Bolivya dağlarında Quechua’lı, yaşlı bir çift, yıllardır aynı günlük rutinini izlemektedir. Beklenenden çok daha uzun süren bir kuraklık yaşam tarzlarını tehdit ettiğinde, Virginio ve Sisa zamanın akışına direnmek ile ona yenik düşmek arasında kalır. Torunları Clever yanlarına geldiğinde üçü de kendince çevreyle, değişimin zorunluluğuyla, hayatın anlamıyla yüzleşmek zorunda kalır. Utama, fotoğrafçı ve görüntü yönetmeni Alejandro Loayza Grisi’nin yönetmenliğini üstlendiği ilk film. Variety yazarı Peter Debruge’ün “nefes kesici, görkemli, sessiz bir ağıt” olarak adlandırdığı Utama, amatör oyuncu kadrosunun olağanüstü performanslarıyla yükselen, incelikle işlenmiş bir aşk hikâyesi, bir yandan da kurak ve zarif bir ekolojik felaket filmi.

#2 ICH-CHI // Kostas Marsaan

Rusya Federasyonu’nun Kuzeydoğu Sibirya’da yer alan en büyük bölgesi olan Saha Cumhuriyeti, zengin halk mirasıyla son zamanlarda Moskova ve St. Petersburg dışında yeni bir sinema kültürünün oluşumuna sahne oluyor. Yakutistan’da gelişen sinema endüstrisinin en iyi örneklerinden biri olan Ich-chi, Saha folklorunun şaman köklerine yöneliyor. Issızlığın ortasında yaşayan çiftçi bir Yakut aileye merceğine alan filmde, karısı ve çocuğuyla ailesini ziyarete gelen bir oğul, borcunu ödeyebilmek için anne babasını çiftliklerini satmaya ikna etmeye çalışır. Mülk kavgası aile içi gerilimleri artırıp ilişkileri parçalarken baba, çiftliğin ich-chi‘sini, yani çiftlikte gömülü ruhu açığa çıkarır. Saha inancına göre doğanın her ögesi canlıdır; dolayısıyla her nesnenin, doğa olayının ve toprağın ruhani efendisi olan bir ich-chi‘si vardır. Folk horror türünün küresel canlanışına son derece özgün bir katkı sağlayan Marsaan’ın filmi uzak, yaşanması zor ama bir o kadar güzel topraklar olarak resmettiği memleketine de övgü niteliğinde.

#3 ZİYAFET // Lee Haven Jones

Varlıklı bir aile Galler’in dağlarındaki evlerinde yemekli bir davete hazırlanıyor. O akşam, çevre arazilerde maden çıkarmak için bir iş anlaşması da masaya yatırılacağından misafirlerini etkilemekte kararlılar fakat hizmetçi Cadi’nin aile için başka planları var. BAFTA ödüllü yönetmen Lee Haven Jones’un kuzeybatı Galler’deki Snowdonia’nın güzeller güzeli manzaraları fonunda çektiği Galce filmi Ziyafetfolk horror türünün üsluplarını kullanarak kapitalist açgözlülük ve kurumsal küreselleşmenin eko-eleştirisini yapıyor.

#4 KURTARICI // Louis Garrel

Abel ile Marianne, on üç yaşındaki oğulları Joseph’ın en değerli eşyalarını gizlice sattığını fark ederler. Çok geçmeden Joseph’ın tek başına olmadığını öğrenirler: Tüm dünyada yüzlerce çocuk gizemli bir projeyi finanse etmek için iş birliği yapmaktadır. Hedefleri de gezegeni kurtarmaktır. Senaryosu efsanevi senarist Jean-Claude Carrière ile Louis Garrel tarafından yazılan ve daha sonra Greta Thunberg’den ilhamla geliştirilen Kurtarıcı, 2021’de Cannes’ın İklim için Sinema bölümünde ilk gösterimini yaptı. Louis Garrel, yönettiği ve gerçek hayatta da eşi olan Laetitia Casta ile başrolü paylaştığı son filmi hakkında “Mizahla daha çok kapı açabiliyorsunuz; komedinin ilkesi, gerçekliği biraz daha zorlamaktır,” diyor.

#5 BAŞKA YER // Vibeke Bryld

ELSEWHERE eng subs / trailer / Taskovski Films Ltd from Taskovski Films on Vimeo.

Düşkün meleklerle Beelzebub adındaki görünmez, başıboş bir varlık hakkında eski bir efsane: Bu bir fantezi değil, Danimarka’nın kuzeybatısındaki Thyland bölgesine ait mitler. Yönetmen Vibeke Bryld şiirsel tarzıyla, özgün Thybo lehçesiyle konuşan bir dış ses eşliğinde Limfjord’un kuzeyinde yaşayanları tarihten bugüne şekillendirmiş mitleri tekrar anlatıyor. Thy’ın günümüz sakinleri esrarengiz olaylar, kazalar ve ritüellere dair tanıklıklarını aktarırken tüm öykülerin merkezinde aslında doğanın kendisi yer alıyor; rüzgarların hâkimiyeti altında, acımasız olduğu kadar güzel bir manzara. Bryld, yerel halkı bir arada tutan öykülerin serbest ve etkileyici bir anlatısını sunarken bir yandan da kamerasını mısır tarlaları ve tepeler, dökülen binalar ve gösterişli bahçeler üzerinde gezdirerek Kuzey Jutland’ın doğasını büyüyle beziyor. Burada doğa, anlaşılması değil hissedilmesi gereken bir şey. Başka Yerfolk horror‘ın anlatı sinemasının ötesinde, kurmaca olmayan film türünde nasıl tematik ve estetik bir araca dönüştürülebileceğini gösteren güçlü bir örnek.

#6 ALCARRÀS // Carla Simón

Carla Simón’un son filmi Alcarràs, Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’nü alan ilk Katalanca film. Tamamen amatör oyuncuların yer aldığı film, Katalonya’daki Alcarràs köyündeki arazilerinde nesillerdir şeftali toplayan Solé ailesini merkezine alıyor. Ancak bu yılın son hasatları olma ihtimali de var, nitekim tahliye ve şeftali ağaçlarının kesilip güneş panellerinin kurulması ihtimaliyle karşı karşıya kalmaları, birbirine sıkı sıkıya bağlı aile üyelerinin arasını açıyor. Carla Simón, 2017 İstanbul Film Festivali Jüri Özel Ödülü’nü kazanan Estiu 1993 / ‘93 Yazı’nın ardından Alcarràs‘ta geleneksel Katalonya’yı fon alarak sarsılmaz aile bağlarının mahrem ve dokunaklı bir portresini çiziyor.

#7 Turna Misali // İffet Eren Danışman Boz

Sarıkeçili Yörüklerinden Aksak Ailesi’nin otoriter aile reisi Gülsüm Ana, mevsimlik göç için hazırlıklara başlar. Ancak aile üyeleri ve diğer yörükler onunla aynı fikirde değildir. Gülsüm’ün kocası Cemal, göçü bırakıp yerleşik hayata geçmek istemektedir. Gülsüm’ün damadı Mustafa traktör alıp traktörle göç etmekten yanadır. Gülsüm ise göçün geleneksel şekilde, develerle ve yürüyerek yapılmasında ısrarcıdır. Gülsüm’ün en büyük destekçileri yarım akıllı oğlu Nurettin ve torunu Elif’tir. Gülsüm ailesini ve diğer yörük ailelerini ikna etmeye çalışırken, valiliğin göçü engelleyeceğine dair bir söylenti yayılmaya başlar. Gülsüm her ne pahasına olursa olsun göç etmeye kararlıdır.

#8 Zordur Gitmek // Jessica Beshir

Bir Etiyopya efsanesine göre, uyarıcı yeşil bir yaprak olan gat otu (ya da yemen otu), ebediyet arayışındaki Sufiler tarafından bulunmuştur. Bu efsaneden esinlenen Zordur Gitmek, günümüzde Etiyopya’nın en kazançlı tarım ürünü olan gat’ın kendine özgü ayinleriyle sarmalanmış Harar yaylalarında manevi bir yolculuğa çıkıyor. Zordur Gitmek, gat ticareti üzerinden hükümetin ağır baskısı, gat’ın yol açtığı hayaller ve sınır ötesine uzanan tehlikeli yolculuklar arasında sıkışan insanların hikâyelerinden oluşan mahrem bir anlatı oluştururken baskıcı rejimin derin yaralar açtığı gençlerin hayallerine de göz atıyor. Çekimleri on yıl süren Zordur Gitmek‘in senaryosunu yazan Meksikalı-Etiyopyalı sanatçı Jessica Beshir yapımcılığını, yönetmenliğini ve görüntü yönetmenliğini de üstlendi. “Faya Dayi”, gat hasadı sırasında Oromolu çiftçilerin söylediği bir şarkıdır, “iyilik-sağlık getirsin” anlamına gelir.

Detaylı programa buradan ulaşabilirsiniz.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında metin yazarlığı ve editörlük yapıyor.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Banner Right Side, Ekoloji, Etkinlikler, Kent, Sanat
İlk kez insan kanında mikroplastiklere rastlandı

Mikroplastik kirliliği ilk kez insan kanında tespit edildi ve biliminsanları, test edilen insanların neredeyse yüzde 80'inde küçük plastikparçacıkları buldu. Keşif,

Kapat