Katledilen çevreci çiftin mücadele ettiği mermer ocağı kapatıldı

Geçtiğimiz bahar, uzun süredir asırlık sedir ve çam ağaçlarının bulunduğu Alacadağ, Gökçeyaka, Kızılcık ve Adala gibi bölgelerdeki taş ve mermer ocaklarına karşı bölge halkının da desteğiyle mücadele eden çevreci Ali Ulvi ve Ayşin Büyüknohutçu çifti Antalya Finike’de yaşadıkları dağ evinde öldürülmüş, katil zanlısı Ali Yumaç, savcılık ve mahkeme ifadelerinde, kapatılan mermer ocağında çalışan ‘Çirkin’ lakaplı kişinin cinayetler için 50 bin TL teklif ettiğini, 3 bin TL’sini ödediğini söylemişti.

Çiftin ölümünün ardından, Ali Ulvi Büyüknohutçu’nun öldürülmeden önce sözcülüğünü yaptığı Toroslar ve Akdeniz Kıyıları Çevre Koruma Derneği (TORAÇDER), mücadeleyi devam ettirerek ruhsatsız faaliyet gösteren başka bir mermer ocağını daha kapattırdı.

TORAÇDER, Büyüknohutçu çifti öldürülmeden yaklaşık 1 yıl önce, ruhsat süresi dolduğu halde çalışmaya devam eden Bahçeci Mermer firmasına ait mermer ocağının kapatılması için Antalya Orman Bölge Müdürlüğü’ne başvuruda bulundu. Orman Genel Müdürlüğü, 1 Şubat 2017 tarihli resmi yazısıyla, firmanın uzatma talebinde bulunmaması nedeniyle izinlerini iptal ettiğini bildirdi. Biri 2007, 7’si de 2009 yılında alınan izinlerin tamamının Ekim 2015’de dolduğu, izin süreleri uzatılmayan mermer ocağının, Antalya Orman Bölge Müdürlüğü’nün izin iptal kararına rağmen faaliyetini sürdürdüğü tespit edildi.

TORAÇDER’den yapılan açıklamada, “Evlerinde katledilen çevreci arkadaşlarımız Ali Ulvi Büyüknohutçu ve Aysin Büyüknohutçu’nun yürüttüğü mücadeleyi, TORAÇDER olarak devam ettireceğimizi kamuoyuna açıklamıştık. Doğa talanının durdurulması talebiyle başlatılan mücadele için öncelikle şunu belirtmek istiyoruz ki, ‘Anayasa’nın doğayı ve çevreyi korumak her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının ödevidir’ maddesi gereğince mücadelemizi devam ettiriyoruz. Anayasa vatandaşlara ‘askerliğini yap, vergini öde’ gibi ödevler vermiştir. Yine aynı şekilde, TORAÇDER olarak biz de anayasanın bize verdiği ‘sedir ve çam ormanlarını koru’ ödev ve görevini yerine getirmekteyiz” denildi.

Finike’de, sedir ormanlarında faaliyet gösteren bir taş ocağı şirketinin Maden Kanunun 7’nci maddesine aykırı hareket ettiği belirten açıklamada, ‘Orman sahasındaki madencilik faaliyeti için Orman Kanunu gereğince izin alınır’ emredici hükme rağmen izin almaksızın çalışmaya devam ettiği ve buna resmi makamlarca göz yumulduğu belirtildi. Açıklamada, “Bu durum ne yazık ki, Orman Kanunu’nun ‘Dağ Kanunu’ haline gelmesidir. Bununla ilgili sorumlu ve yetkili kamu görevlileri hakkında gerekli suç duyuruları yapılacaktır. Ali Ulvi Büyüknohutçu ve Aysin Büyüknohutçu çiftinin başlattığı bu kutsal mücadelelerinden asla vazgeçmeyeceğiz. Türkiye için olumlu bir örneği Finikelilerle yaratmakta kararlıyız. Ardıç, katran, çam ve sedir ağaçlarını, çevreyi ve ormanı korumaya devam edeceğiz. Ayrıca bu olay yetkili ve görevli makamların takip edilmesi gereken ÇED sürecini takip etmediklerini ve belgenin bir formaliteden ibaret olduğunu göstermektedir” ifadelerine yer verildi.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Gündem, Kent, Topluluklar
İklim adaletini mahkemede arıyorlar: ABD’li gençler Trump Hükümeti’ne dava açıyor

21 çocuk ve gencin açtığı dava, ABD'nin federal hükümet seviyesinde iklim değişikliğine karşı harekete geçmesini talep ediyor. Peki iklim adaleti...

Kapat