Nerede bu arılar?

Bu hafta sonu açık havada kahvaltı ederken aklıma anneannemin kahvaltı sofrası için hazır bulundurduğu minik tabak cibinlikleri geldi. Reçel ve ballara arı gelmesin diye balkondaki masaya koyduğu her tabağın üzerine hemen bu tülden yapılma kapakları kapatırdı. Aradan yirmi yıl geçti, uzun ama tülsüz pazar kahvaltıları devam ediyor.

Gündem o kadar hızlı değişiyor ki, dün ne için endişelendiğimi, neye üzüldüğümü unutuyorum zaman zaman. Daha geçen yıl arıları konuşuyorduk o da yine arada kaynadı gitti. Geçenlerde bir farkettim ki ben etrafımda arı görmeyeli çok olmuş. Dünyada onlarca ülkede seferberlik başladı, arıların yaşamı koruma altına alınmaya çalışılıyor. Arılar bitince dünyada bitecek deniyor ama neden?

Arılar 90’ın üzerinde bitkinin polenlerinin taşınmasını sağlayarak bitkilerin üremesine yardımcı oluyorlar. Bu rakam tüm dünyanın sebze-meyve üretiminin üçte birine denk geliyor. Şimdiden ABD’deki arıların %90’ı yok oldu. Bu da üretilen gıda miktarının azalmasının yanında gıdanın pahalanmasına, ekosistemin bozulmasına neden oluyor.

Kim öldürdü bu arıları?

Arıların yok olması üzerine onlarca farklı teori olsa da bilim insanları birkaç nedende hemfikir. Bunların ilki bilinçsiz pestit kullanımı. Sebze meyvelerini böcekten korumak uğruna zehre bulayan çiftçiler, bitki üremesine en büyük katkısı olan canlıları, arıları da tarlalardan uzaklaştırıyorlar.

Bir diğer etki iklim değişikliği sonucunda havaların sık sık mevsim normallerinin dışına çıkması ve arıları aynı bölgede barınmalarının zorlaşması. Hava sıcaklığı ve yağışlar hızla değiştiğinde hayvanların yaşam alanları ve topraktan alınan mahsül de beklenmedik şekilde değişiyor. Bu da gıdanın hem üretiminin hem de transferinin pahalanmasına neden oluyor.

Gözden kaçan başka bir neden de makineleşme ve teknolojinin getirisi olan tarım araçlarının, çiftlik ve arsaları temizleyip düzenlerken arıların yaşam alanı olan çalılıkları ve çayırları yok etmesi. Kısacası ‘doğal’ olmayan her uygulama arı nesli üzerinde tehdit oluşturuyor.

Arıların büyük çoğunluğunu kaybetmiş olsak da gizemli, toplu arı ölümleri konusunda tamamen ümitsiz değiliz. Arıların doğa ve bizim yaşantımız üzerindeki etkisi bilinçli bir şekilde kavranıp ekolojik ve organik tarım uygulamalarına geçilirse işin içinden çıkabileceğiz gibi görünüyor.

Lütfen Ellen Page‘in seslendirdiği, arıların birden bire ortada kaybolmasını konu alan ve son derece bilgilendirici bir belgesel olan Vanishing of the Bees‘i izleyin ve bu çalışkan arkadaşların nelere kadir olduğunu öğrenin.

https://www.youtube.com/watch?v=u-JjQH_HUHQ

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Ekoloji, Ev ve Bahçe, Hayat, Hayvanlar
Terje’nin gözünden gökyüzü

Terje Sørgjerd, İspanya'nın en yüksek noktası olan El Teide'de 10 günü aşkın süre çekim yapıp, yakaladığı görsel şöleni The Mountain...

Kapat