Olsa da binsek

İstanbul’da bisiklete binmek deyince çoğu insanın aklına hemen Caddebostan sahili geliyor. Geniş bisiklet yolu, çimler ve iniş çıkış barındırmayan uzun, dümdüz sahili düşününce şehirde bisiklete binmek için kuşkusuz en güvenli bölge.

Ama aslında bisiklete binmek, haftasonları güzel zaman geçirmek için yapılan bir aktivite değil bir ulaşım biçimi olarak algılanmalı. Kopenhag’ın Amsterdam’ın yediden yetmişe bisikletlilerle dolu sokaklarına imrenerek bakıyorsak kendi şehrimizde bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak için etkili çözümler düşünmemiz gerekli.

İstanbul’da bisiklet kullanımını artırmak için yapılacak ilk şey kuşkusuz bisiklet yolları inşa etmek. Günün her saati yoğun olan karayolu trafiği, bisikletliler için çok büyük tehlikeler arz ediyor.

olsa

Tüm şehre bisiklet yolları yapılmış ideal dünyayı düşününce aklıma ikinci engel olarak, şehrin coğrafi yapısı geliyor. Adı üzerinde yedi tepeli şehirde örneğin ben her gün Moda’daki evimden çıkıp Yıldız’daki ofisimize gidiyorum. Beşiktaş vapur iskelesinden Yıldız yokuşunun tepesine kadar tırmanmak epey bir mesele.

Aynı dertten müzdarip olan Kopenhaglı Super Pedestrian şirketi, şehirlerin engebelerini hiçe sayan bir çözüm geliştirmiş: Copenhagen Wheel. Nasıl mı? Buyrun beraber bakalım..

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Hayat, İyi haberler, Kent, Spor, Yeşil alanlar
Ölüme terk edilenler

2011 ekim ayından bu yana Van'da konteynırlarda, aşırı sert koşullarda yaşamlarını sürdürmeye çalışan aileler, bu soğukta konteynırlarından da uzaklaştırılıyor.

Kapat