Reklamlar çocuğumun aklını çeliyor, imdat!

Bir yolu olmalı, çocuğumu etraftaki fast food ve zararlı gıda reklamlarından koruyabilmemin bir yolu olmalı…

Benim gibi düşünen anneler olduğuna eminim. “Acaba çoğunluk oluşturup bir hareket başlatabilir miyiz?” diye de kendimi sorgulamadan geçemiyorum. Bugüne kadar oğluma öğrettiğim katkı maddeli, gıda boyalı, şekerli diye almadığım ve oğlumun da işte bu sebeplerden benden istemediği gıdaların reklamlarında şimdi, çocuklar için iyi olduğunu söyleyebilecek kadar ileri giden reklamlarla nasıl başa çıkabileceğimi bilmiyorum artık. Yıllardır ona hiç sıkılmadan anlattığım sebeplerim var rafları renkleri ile süsleyen gıdaları almamamın. Etrafta ve ailemdeki hastalıkları bildiğim için, okuyup içeriklerin nelere sonuç verebildiğini bildiğim için en önemlisi de ona kıyamadığım için…

29071854

Sadece benim çocuğumun gıda terbiyesinden daha da öte elbette bu sorun. Bence dünyadaki çocuk obezitelerinin en büyük sebeplerinden biri reklamlar. Neden bu şekilde sağlık sorunu yaratabilen şeylere izin verildiğini sorgulamayacağım elbette, çünkü bunun altında yatanın kapitalist düzenden dolayı olduğunu anlayacak kadar saflığımdan uzaklaştım ben de artık. Bunun doğru olduğunu söyleyebilir miyiz? Hayır, elbette. Tütün ve ilaç endüstrisinde olumsuz neticeler sonucunda suçlu hep tüketici değil midir? Eminim gıda endüstrisinde de sonuç değişmeyecektir. Para konuşur.

Amerikan Pediatri Derneği’nin araştırmasında yer alan bir nota göre bir yetişkin yılda 40.000 televizyon reklamına maruz kalıyor ve internet, gazete, dergiler haricindeki bir sayı sadece… Çocuk kanallarına bakarsak eğer reklam sayısı korkunç seviyelere ulaşabiliyor. Bu yüzden çocuğun hayatından televizyonu tamamen kaldırmak gerekiyor. Bir şey seyretmek istiyorsa DVD veya internetten seyrettirmek gerekir diye düşünüyorum. Ayrıca çocukların odasına televizyon veya internet koymak da son derece sakıncalı. Neler seyrettiklerini, nelere kapıldıklarını takip edebilmek imkansız hale geliyor. Ha bir de sonuncu ama en zoru elbette okulda olanı biteni kontrol edebilmek. Okula getirilen şekerlemeler, arkadaşların birbirine şeker, çikolata hediye etmelerine de karşıyım. Çocuğum kantine gitme yaşına gelmedi ama bence kantinlerin de bir şekilde kontrol altına alınması gerektiğini düşünüyorum.

Ben hala bir yol arıyorum. Bir fikri olan varsa benimle paylaşsın lütfen…

 



Nil Kayarlar Sarrafoğlu

1969 yılında doğdum. Aklım başıma geldiğinde ailemden sonra ilk doğayı sevdim. Taşı toprağı, çiçeği ve hatta böceği... Okudum, çalıştım ve büyük şehirlerde yaşadım. Dünya üzerinde doğanın en uzak yerlerine de gittiğim ve kaldığım zamanlar oldu, işte o zamanlarda kendimi çok iyi hissettim,. Döndüm dolaştım şimdi yine şehirdeyim. Bu sefer 4 yaşında bir oğlum var, onu doğanın içinde büyütmeye çalışıyorum, hafta sonları kaçıyoruz şehirden küçük köyümüze. Mutluyuz böyle şimdilik. Anne olduktan sonra dünyayı kurtarmak için ille de büyük kahraman olmak gerekmediğini anladım, anne olmak yetiyormuş! Atık yönetimi, enerji tasarrufu ve sağlıklı beslenme gibi konulara önem veriyoruz evimizde. Payımıza düşeni ve mümkünse daha fazlasını yapmaya gönüllüyüz ailece de. Yeşilist kanalı ile sesimi duyurabildiğim için mutluyum.

Bir cevap yazın