Tabiat Koruma Kanunu’nu istemiyoruz

Ağaoğlu kampanyasına başladığımızdan beri her fırsatta belirtiyoruz: Ağaoğlu tek suçlu değil, bu şehrin doğasına ve doğal yapısına zarar veren onlarca ‘yenilik’ yapılmakta. Şehrin dokusunu bozan projelere her gün yenileri ekleniyor. Şehir planlamacılar, çevre mühendisleri, mimarlar ve konusunda başarılı uzmanlara danışılmadan, kontrolsüzce büyüyor şehir. Bunun sonu felaket olacak, oluyor. Tabiat Kanunu bu haliyle kabul edilirse Türkiye iyileşmesi mümkün olmayan dev yaralar alacak. Tabiat Koruma Kanunu’nu istemiyoruz.

Son Dakika!

“Belgrad Ormanı üzerine 10 yıldızlı Belgrad Rezidans kuruluyor!”

“Manyas Gölü Kuş Cenneti havaalanına dönüştürülüyor!”

“Datça’nın son koyu da betona teslim!“

“Sarıkamış Ormanları otoban kurbanı! Karslılar HGS’nizi aldınız mı?”

“Son bozayı ülkeyi terk etti. Kısmetini Gürcistan’da arayacak!“

“Allı turna bir daha bizim ele gelmeyecek! “

“Foklar Yunanistan’a kaçtı! Dış İşleri alarmda!”

“4610′uncu HES de Rize’de faaliyete geçti, denize ulaşan akarsuyumuz kalmadı! “

tabiat2

Bu haberlerin gelecek yıl gazeteleri süslemesi işten değil. Türkiye’nin yüzlerce yıldır gözünden sakındığı ormanları, kıyıları, yaylaları, gölleri artık tek bir kararla imara açılabilecek, rant kurbanı olacak. Foklar, ayılar, turnalar artık Türkiye’de barınak bulamayacak. Atatürk Orman Çiftliği, Belgrad Ormanları gibi tarihe ve halka mal olmuş koruma alanları tek bir imza ile satılabilecek, kapılarını halka kapatabilecek.

Nasıl mı?

“Tabiatı Koruma” adı taşıyan bir kanun tasarısı Meclis gündeminde. 76 çevreci örgüt ve yüz binler endişe içinde. Her ne kadar Kanun’un adı Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma olarak geçse de kanun maddeleri doğamızı korumaktan çok, onu sınırsızca kullanımın önünü açıyor. Kanun tasarısı ülkemizin doğal alanlarını geri döndürülemez bir yıkıma sürükleyecek düzenlemeler içeriyor.

Çevre örgütleri bu Kanun’un 2B Yasası’ndan çok daha tehlikeli olduğunun altını çiziyor!

Tabiatı KoruMAMA Kanunu

Bir milli park alanında nükleer santral, doğal sit alanlarımızda HESler, yaban hayatı koruma sahalarımızda oteller… Mümkün mü? Eğer bu tasarı kanunlaşırsa mümkün. Kanun’da geçen ve net bir tanımı yapılmadığı için suiistimale açık olan “üstün kamu yararı” ifadesiyle mutlak suretle korunması gereken alanlar madencilik, enerji, sanayi, tarım, turizm gibi yatırımlara adeta adres gösteriliyor.

Kanun bu haliyle kabul edilirse bilim insanları, uzmanlar, sivil toplum kuruluşları ve yöre halkı bundan böyle herhangi bir alan üzerinde söz sahibi olamayacak. “Tabiat”ın korunması artık tamamıyla politikacıların insafına kalacak!

SES VER!

Türkiye’nin mücevherlerinin kaderi senin elinde! Kanun 10 gün içinde Meclis’te oylanacak! Suyun, toprağın, ormanın, çocukların ve geleceğin için şimdi harekete geç! Türkiye’nin doğası senindir, sana ait olanı korumak için SES VER!

NASIL SES VEREBİLİRSİN?

  1. Beğen: Facebook’taki Doğa İçin Ses Ver sayfasını “beğen”, arkadaşlarını sayfayı beğenmeye davet et, duyuruları duvarında paylaş.
  2. Katıl: Change.org üzerinden başlatılan imza kampanyasına katıl.http://www.change.org/tabiatkanunu
  3. Takip Et: Twitter’da tabiatkanunu’nu takip et, 15 Şubat 2013 Cuma tüm gün twitter’da #sesvertemasıyla Tabiat Kanunu konusunda tweet at, görüşlerini takipçilerinle paylaş.

Twitter: @TabiatKanunu

Facebook: https://www.facebook.com/TabiatKanunuIzlemeGirisimi

Web Sayfası: tabiatkanunu.wordpress.com

İletişim için: Hüsrev Özkara, 0 533 394 47 11

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Kent, Yeşil alanlar
Şiddete karşı dans et

Kadına karşı şiddete dur demek için dans ediyoruz.

Kapat