Türkiye sularında yeni kriz: Deniz salyası

Balık popülasyonunu ve fazla hareket kabiliyeti olmayan deniz canlılarını etkileyen deniz salyası krizi devam ediyor. Marmara sahillerine yakın bölgelerde yaşanan deniz salyası patlaması, Ege ve Yunanistan sahillerini de olumsuz yönde etkiliyor.

Suyun taşıma kapasitesinin üzerinde besin elementi girdisi nedeniyle oluşan ötrofikasyonun küresel ısınma kaynaklı olduğu biliniyor. Deniz salyası (müsilaj) Türkiye sularında2007 yılında da görüldü. Bu durum, uzun süren ılık sıcaklıklar ve sakin havanın bir sonucu olarak, suda bol miktarda besin bulunan bölgelerde oluşuyor.

Normal miktarlarda bulunduğunda, bu küçük deniz bitkileri okyanuslara oksijen sağlıyor, ancak nüfusları aşırı miktara ulaştığında tam tersi etki yaratıyor. Deniz salyası su yüzeyinin kilometrekarelerce alanını kaplayacak mukus benzeri bir tabaka oluşturuyor. Bu madde E Coli gibi virüs ve bakterileri kendine çekerek alt kısımda kalan deniz canlılarının yaşamını zora sokuyor.

Bu yıl aralık ayında derin sularda yoğun olarak görülmeye başlayan deniz salyası, mayıs ayında Marmara kıyılarını ciddi ölçüde kapladı. Yosun gibi hareket edemeyen deniz canlılarının etrafını sararak yok olmalarına neden oldu.

Marmara Denizi’nde pek çok noktada tespit edilen deniz salyasına Çanakkale Boğazı’nda ve son olarak Kadıköy’deki Kurbağalı Dere’de de rastlandı.

Sudaki yaşam için olmazsa olmaz olan fitoplanktonlar, aşırı ürediklerinde deniz yaşamını yok etmeye başlıyor. Hızlı üremelerinin önündeki en önemli etkenlerden biri ise kıyılardaki sığ sularda yaşanan fazla ve uzun süreli ısınma.

Yoğun yağışlardan sonra tarımsal alanlardan gelen gübre, gerekse evsel ve endüstriyel atıklardan gelen azot, fosfor yükü bu canlıların kontrolsüz şekilde çoğalmasına neden oluyor.

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Neslihan Özdelice, “Aşırı avcılık da önlenmeli, arıtma tesislerinin sayısı artırılmalı ve biyolojik arıtma ile sağlıklı şekilde çalıştırılmalı. Özellikle de çoğu canlının üreme ve beslenme alanı olan kıyısal alanlarımız korunmalı, yürüme yolları, yat limanları yapmak için artık tahribatın önüne geçilmelidir” diyor. Denizin dalga hareketleriyle kumsal alanlara vurarak kendini temizle kabiliyetinin de bu yolla yok olduğunu söyleyen Özdelice, Marmara Denizi’nin atmosferik çökelmelere maruz kaldığını ve sahra tozunun da bu canlıların üremesinde etkili olduğunu ifade ediyor.

Kaynaklar:
The Guardian
Gazete Kolektif

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, İklim Değişikliği
Petrol devi davayı kaybetti, Shell karbon emisyonlarını yüzde 45 düşürmekle yükümlü

Petrol devi Shell Hollanda'da davayı kaybetti, küresel karbon emisyonlarını %45 düşürmekle sorumlu.

Kapat