Türkiye’nin yapış yapış gerçekleri

Türkiye’de her bir bireyin günde ortalama 153 litre atık su ürettiğini biliyor muydunuz?! Buna rağmen Türkiye nüfusunun ürettiği atık suyun yalnızca %65’i arıtılıyor ve geriye kalan ise bir göle, ırmağa ya da sulama kanalına boşaltılıyor.

Ülkemizde yaklaşık 300 adet arıtma tesisi bulunmakta ve bunlardan sadece 200’ünde yeterli arıtma sistemleri bulunmakta. Geriye kalanların birçoğundaysa sadece çökeltme havuzları mevcut. Bu havuzlarda atık su, çökeltme işlemi için bir süre bekletildikten sonra geriye kalanlar doğaya boşaltılıyor. Her ne kadar beyaz çamur eko-konularının en çok ilgi çekeni olmasa da hepimizi ilgilendiren bir konu olduğundan kesinlikle emin olabilirsiniz.

Sorun şu ki atık suyu arıtmak, işin sadece küçük bir kısmı. Arıtma işleminden geriye kalan su çok sayıda organik madde, besin maddesi ve hastalığa yol açan mikroorganizmalar içerdiği için daha fazla arıtmaya ihtiyaç duyuluyor. Bu kalıntının değerinin fazla olmasından ötürü geçen yıllardan beri biz ona “çamur” yerine “biyokatı” demeye başladık. Kulağa havalı gelse de Türkiye’deki arıtma tesislerinin sadece %25’inin biyokatı işlediği gerçeğini örtmeye yetmiyor.

Türkiye çapında her gün 1.000 ton katı atık üretiliyor. Bu atığın büyük bir kısmı katı atık sahalarına gönderiliyor. Tabii insanın aklına şu soru geliyor: “Bunca atığı daha sürdürülebilir bir şekilde kullanamaz mıyız?” Aslında kullanabiliriz; hatta Avrupa Birliği’nde üretilen atığın %37’si toprak düzenleyici ve gübre olarak kullanılırken, %10’u ise yakılıyor. A.B.D.’de üretilen atığın %17’si katı atık sahalarında biriktirilirken geriye kalanı ise ya toprağa uygulanıyor, ya yakılıyor ya da ek yakıt olarak veya kaldırım yapmak için kullanılıyor.

2040 itibariyle Türkiye’de yılda üretilen katı atık miktarının 480.000 tondan daha fazla olacağı ve o kadar fazla atığı biriktirecek kadar yer olmaması bekleniyor. Bundan ötürü Türkiye’nin atık su ve katı atık problemi için tesirli bir çözüme ihtiyacı var.

Hâlâ bu atık problemine çözüm bulmak için bir umut var. Hâlihazırda 200 tane arıtma tesisi proje aşamasında. Eğer her şey planlandığı gibi giderse işlenmiş atığın %75’i çimento fabrikalarında ek yakıt olarak kullanılıyor olacak. Tüm bunlara ek olarak bu atığın toprağa uygulanmasıyla ilgili bazı düzenlemeler de gözden geçirilmekte. Hâlâ araştırma düzeyinde kalınmasının ve uygulamaya geçilememesinin sebebi ise beyaz-çamurda bölgesel ekosistemlere ve insan sağlığına zarar verebilecek bazı organik kirleticiler bulunmuş olması.

Bu konuda sorumlu olanların belediyeler ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olduğunu unutmamalıyız. Bireyler olarak elimizden pek bir şey gelmese de eğer su tüketimimize biraz daha geniş bir açıdan bakarsak, su kullanımımızda yapacağımız küçük değişikliklerin bile nasıl büyük etkiler yaratabileceğini görmüş oluruz.

Bütün bilgiler “Management of Domestic/Urban Waste Sludges” adlı TÜBİTAK projesinden alınmıştır. (Proje Numarası: 108G167)

Çeviri: Özümcan Akın

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Geri Dönüşüm, Gündem, Kent
Değerli atıklar

Ömer Kanıpak ve Orhan Kolukısa artık kullanmadıkları ama çalışır durumda olan eşyalarını bir internet sitesinde bir araya getirmişler.

Kapat