Çok çok uzak galaksilerden gezegenimiz Dünya’ya: İstilacı türlerin ve porg’ların tehditi

Kylo Ren, Yeni Düzen’in elleri kanlı, çiçeği burnunda Yüce Lideri. Fakat uzak uzak galaksi için en büyük tehdit eninde sonunda alt edilebilen maskeli adamlar mı? Belki kendisi bile farkında değil ama galaksi için çevreci gözlerim daha büyük bir tehlikeyi fark ediyor. Bahsettiğim tehlike istilacı türler.

Türler ne de olsa doğal yaşam alanlarından yeni habitatlara doğru yayılmaya başladılar.  Uzak uzak galakside durum küresel ısınma değil. Milenyum Falcon’a atlayıp gidiyorlar. Kendi yaşam alanları dışında yeni yaşam alanlarına göç eden türlere yabancı türler ve hatta mevcut habitat yerlilerine tehdit oluşturuyor ise, istilacı türler denir. Sadece uzak uzak galaksi içinde değil Dünya üzerinde de bu böyledir. Yabancı türlerin ortak özellikleri ise çevreye, diğer türlere ve dolayısıyla insan sağlığına zarar vermeleridir.

Türlerin istilacı olma ihtimalini artıran bir takım özellikleri vardır. Bunlardan bazıları, çok çabuk çoğalmaları, yemek seçmemeleri, uzun mesafelere yolculuk yapabilme kabiliyetleridir. Bu özellikler akıllara Yıldız Savaşları Son Jedi filmindeki sevimli, pofuduk ve koca gözlü bir grup yaratığı getiriyor. Zira kendileri uçabiliyor üstelik yemek seçmelerini gerektirmeyen gayet esnek bir diyet ile hayatta kalabiliyorlar. Evet bahsettiğim türler porglar. Porglar uçuyorlar ama uçmasalar bile Chewbecca ile yakın münasebetler, onları uzak uzak galakside çeşitli gezegenler de görebileceğimizi düşündürüyor. Dolayısıyla ulaşabildikleri yeni ekosistemde yeni türler olarak o bölgede çevresel etkileri olacaktır.

Umarız bizim gezegenimiz Dünya’ya ulaşmazlar. Fakat bu gezegenimizi güvende tutar mı? Bence ne Kylo Ren, ne Darth Vader ne de porglar Dünya gezegeni için tehdit oluşturmuyor. Biz insan türü yeterince zarar veriyoruz zaten. Özellikle küresel ısınma problemini aktivitelerimizle ortaya çıkardığımızdan beri çevre problemleri zincirleme geliyor. Zincir halkalarından biri de küresel ısınma nedeni ile yaşam alanlarını terk eden ve yeni habitat arayışına giren türler.

Atmosferde bulunan CO2 miktarındaki artışın, istilacı bitki türlerine, yerli bitki türlerine nazaran fayda ya da zarar sağlaması konusunda bir belirsizlik söz konusu. Bazı araştırmalar, artmış CO2 konsantrasyonlarının, taşkın veya yangın gibi büyük bir bozucu etki eden olaylardan sonra yerli ekosistemlerin iyileşme hızını engelleyebileceğini ortaya koymuştur. Bu, potansiyel olarak bazı bölgelerdeki işgalci türlerin baskınlığının artmasına neden olabilir. Bunun yanı sıra, bazı organizmaların fotosentetik oranlarının CO2 arttıkça arttığı söylenmekte ve bu durum türlerin suyu ve besin maddelerini daha iyi kullanabilmeleri ve sert koşullara daha dayanıklı olmaları açısından bir avantaj olarak görülmektedir.

Geçmişte, Türkiye’de Akdeniz bölgesinin istilacı türlerden canı yanmıştı. Akdeniz bölgesinde yayılan bir yosun türü, saldığı asit ile Akdeniz ekosistemine zarar vermişti. Üstelik bu yosun türü oldukça dayanıklıydı.  Böyle bir durumda soğuk, sıcak demeden Akdeniz’de çeşitli bölgelere ulaşabilmiş ve yaydığı asit ile başka türlerin zarar görmesine neden olmuştu. Bahsettiğim bu türün küresel ısınmadan dolayı Hint Okyanusu’ndan Akdeniz’e ulaştığını söylemeyeceğim. Burada başka bir çevresel tedbirsizlikten bahsedeceğim. Bazen türlerin uzak mesafelere seyahat edebilmesine hiç gerek kalmaz. İnsanlar, aktiviteleri ile onları habitatlarından alıp uzaklara taşırlar. Örneğin gemiler bir yerden aldığı balast suyunu başka bir ortama bırakırsa, balast suyu içinde taşınmış canlı türleri, konforlu ve yorucu olmayan bir yolculuk neticesinde Hint Okyanusu’ndan Akdeniz’e gelebilirler. Buradaki doğal dengeyi de bozabilirler.

İstilacılık deniz ekosistemlerinde büyük bir problemdir ve bu senaryo defalarca tekerrür etmiş, çok bölgede ekosistemlerin canı yanmıştır. İstilacı türler, bitkiler, hayvanlar ve diğer organizmalar olabilirler. Bu türler geldikleri veya getirildikleri ekosistemde hakimiyet kurarlar. İstilacı türler özellikle biyoçeşitlilik için ciddi bir tehdittir. Eğer yerleştikleri habitat içinde rakip bir tür yoksa uzun zaman hayatta kalırlar.

Uzun lafın kısası çevresel tedbirlerin alınmaması ile insan faaliyetlerinin neden olduğu türlerdeki habitat değişimi ekosistemler için ciddi bir tehdittir.  Özellikle biyoçeşitlilikte azalmalara ve dolayısıyla doğal dengede bozulmalara yol açabilir.

Kaynaklar:

Dukes JS and Mooney HA. 1999. ‘Does global change increase the success of biological invaders?’. Trends in Ecology & Evolution (4) 135-139

Haberler.com

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ayşegül Yalvaç

Deniz kirliliği ve çevre teknolojileri konusunda çalışan bir çevre mühendisi. Çevre, bilim, sürdürülebilirlik konularında yazmanın yanı sıra doğa üstü ve fantastik öyküler uydurmayı seviyor. Profesyonel bir hayalperest ve dünyayı değiştirmenin peşinde.

Bir cevap yazın