%100 yenilenebilir enerji kullanan bir Dünya ve Türkiye mümkün

Bu yüzyılın yarısına gelmeden tüm dünyanın rüzgar, hidro ve güneş enerjileri ile çalıştığını görebilir miyiz? Stanford Üniversitesi’nin Paris toplantıları öncesi yayınladığı rapor bu konuda bize umut dolu yanıtlar veriyor.

Kaliforniya Üniversitesi ile beraber çalışan, Stanford Üniversitesi Atmosfer ve Enerji Programı’nın direktörü Mark Z. Jacobson, bu planların araştırdıkları 139 ülkede teknik ve ekonomik olarak sıkıntı çekmeden tüm enerji altyapısının değişebileceğini gösterdiğini belirtiyor.

Araştırmacılar analizlere göre her ülkenin 2050 yılına kadar ne kadar enerji ihtiyacı olduğunu çıkardı. İçinde elektrik, ulaşım, ısınma, endüstri ve tarım için gerekli enerji rakamlarının olduğu bu analizler daha sonra ülkelerin yenilenebilir enerji kaynaklarına göre nasıl karşılacağını ile beraber bir plana dönüştü.

Aşağıda hangi ülkenin, hangi kaynaklara yatırım yapması gerektiğini gösteren haritayı siz de inceleyebilirsiniz.

Mark Jacobson, “çok pahalı, yeterli kaynak yok, yenilenebilir enerji güvenilmez ve çok fazla yer kaplar” tarzındaki eleştirilerin bu planlar ile beraber efsaneye döndüğünü söylüyor. Yenilenebilir enerjinin, masraf olarak şimdiden kömür ile yarışır duruma geldiğini, özellikle sağlık konusunda yapılan harcamaların yenilenebilir enerjiye dönülmesi durummunda, hava kirliliğinden dolayı hayatını kaybedenlerin 4 ila 7 milyon kişi civarında azalacağını, bunun da küresel GSMH’yi %3 oranında arttıracağını belirtiyor.

Bununla beraber; yenilenebilir enerji yatırımları, fosil yakıtlardan oluşabilecek işsizlik problemini, 20 milyon insana daha fazla iş imkanı sağlayarak kapatıyor. Bir emtia olmadığı için, yenilenebilir enerji kaynaklarının fiyatları sabit kalıp, gelişen teknoloji ile beraber yatırımların masrafları düşüyor. Aynı zamanda, enerji üretimini merkeziyetten kurtarmak, terorizm veya doğal felaket gibi sorunların risk haline gelmesini de engellemiş olacak.

Yenilenebilir enerjiye geçen ülkeler, enerji bağımsızlığını kazanmış, küresel problemlerden uzaklaşmış olacak ve şu an güvenilir, bazen hiç bir, kaynağa ulaşımı olmayan 4 milyar insana temiz ve ucuz enerji kaynaklarına sunmuş olacak.

76534233455

Araştırma bu plan için bir zaman çizelgesi de oluşturmuş. Zaman çizelgesine göre, 2020 yılında eğer hükümetler yeni kömür, doğal gaz ve nükleer enerji santrallerinin inşaasını durdurmalı ve ocak ve ısıtıcı gibi ev aletlerinin artık hepsi elektrikli olmalı. 2025 yılına gelindiğinde, yeni kargo gemiler, trenler ve otobüsler elektrikli hale gelmeli. Elektrikli arabalar ve yük araçları içinse son nokta 2030’da. Her şey yolunda giderse de 2050 yılında dönüşüm tamamlanmış olacak.

Çok basit duruyor değil mi? Teknik olarak basit olsa da, işte burada politik irade devreye giriyor. Bu konuya biz de yabancı değiliz, enerji kaynaklarında dışa bağımlılık oranı neredeyse %80’lere varan ülkemiz, en azından kümür de dışarıya bağımlılığını bitirmek için 2023 yılında tüm ekonomik olarak uygun tüm kömür kaynaklarını aktif şekilde kullanmak istiyor. Bu da beraberinde Avrupa’da planlanan 112 kömür santrali projesinin 75’inin Türkiye’de planlanmasına yol açtı.

Kömür için verilen teşvikler 2013 yılında 730 milyar Türk lirasına, kömür yüzünden ortaya çıkan sağlık faturası ise 10 milyar dolara ulaşmış durumda. Peki, bizim yenilenebilir enerji kaynaklarımız ne durumda? Stanford Üniversitesi’nin araştırması Türkiye için şöyle bir plan çıkarmış:

20151119103

Güneş enerjisinin; çatı panelleri, normal ve yoğunlaştırılmış enerji santralleri ile %69, rüzgarın %15, dalga ve hidroelektriğin %15, ve jeotermal’in yaklaşık %1 oranında payy sahibi olduğu bir enerji karışımını Stanford Üniversitesi, Türkiye’nin 2050 yılı planı olarak analiz etmişler. Bu plan 40 yıl boyunca inşaatta 183.724, işletmede ise 192.954 yani toplamda 376.678 kişiye yeni iş imkanı sağlayacak.

Yenilenebilir enerji kullanımı ve teknoloji ile beraber tüm enerji ihtiyacı %36 oranında azalacak olan ekonomide, temiz enerji sayesinde 19,160 kişinin hayatını kaybetmesi engellenip, sağlık harcamalarından 163,3 milyar dolar, yani 465 milyar Türk lirası tasarruf edilecek. Bu da ülke GSMH’sının %4 oranında artması demek.

2050 yılına gelindiğinde fosil yakıt ve nükleer enerji kaynaklarının kWh başına ücreti 10.3 cent’e ulaşması beklenirken, yenilenebilir enerji’nin kWh başına ücreti 7.3 cent’de kalacak. Bu da 2050 yılında enerji harcamasında kişi başına 115 dolarlık, yani 327 Türk liralık bir tasarruf demek. Buna sağlık ve iklim değişikliği yüzünden gerçekleşecek harcamaları da kattıığımızda yılda 3.341 dolar, yani 9.515 Türk liralık bir tasarrufa denk geliyor.

Bu rapor, aynı zamanda Greenpeace Akdeniz’in ya da WWF-Türkiye’nin enerji raporları ile paralel analizlere sahip. Greenpeace’in Enerji [D]evrimi raporu, bu değişime ulaşmak için, hem politik hem de teknik değişimler önererek, enerji [d]evrimi senaryosunu alışılmadık petrol kaynakları olmaksızın, acilen gerekli olan CO2 azaltımı hedefine ulaşarak ve nükleeri devre dışı bırakarak, sürdürülebilir enerji teminine doğru izlenmesi gereken gelişme yollarını tarif ediyor.

201511191822

Politik iradenin kesinlikle değişmesini ifade eden Greenpeace, enerji sektöründe aşağıdaki politikaların ve eylemlerin uygulamaya sokulmasını talep ediyor:

  • Fosil yakıtlar ve nükleer enerji için alım garantisi anlaşması dahil tüm teşviklerin kaldırılması
  • Emisyon üst sınırı ve emisyon ticareti yoluyla enerji üretiminin dış (sosyal ve çevresel) maliyetlerinin telafisi
  • Tüm enerji tüketim alanlarında, binalarda ve araçlarda sert verimlilik standartlarının mecburi kılınması
  • Yenilenebilir enerji ve birleştirilmiş ısı ve güç üretimi için yasal bağlayıcılığı olan hedefler oluşturulması
  • Elektrik piyasalarının, yenilenebilir kaynaklara dayalı üretimin lisanslama ve şebekeye öncelikli erişim garantisiyle yeniden yapılandırılması
  • Yatırımcılar için tanımlanmış ve sabit geri dönüşlerin sağlanması, örneğin tarife garantisi planları sunulması
  • Daha çevreci ürün bilgisi sağlayabilmek için daha iyi etiketleme ve ifşa mekanizmaları uygulanması
  • Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği için araştırma ve geliştirme bütçelerinin arttırılması

Uluslararası Enerji Ajansı’nın da (IEA) sıcaklık artışını 2°C’de sınırlamak için yeryüzündeki fosil yakıt rezervlerinin 2/3’ünün yeraltında bırakılması gerektiğinin altını çizen WWF-Türkiye’nin Türkiye’nin Yenilenebilir Gücü raporu, 2030’a kadar Türkiye’nin artan ihtiyacını karşılayacak elektriğin üretimi için, taş kömürü ve yerel linyit öncelikli mevcut stratejinin maliyeti ile yenilenebilir enerji odaklı seçeneğin maliyetinin, 400 milyar dolar civarında, hemen hemen eşit olacağını belirtiyor.

WWF-Türkiye’nin Yenilenebilir Enerji Senaryosu ile, yenilenebilir enerjinin toplam üretimdeki payı %50’ye yaklaşırken, emisyonlar bugünkü seviyelerinin biraz üzerinde sabitleniyor. Bloomberg New Energy Finance (BNEF) tarafından yapılan analiz, Avrupa Birliği’ne üyelik süreci ya da uluslararası iklim müzakereleri sonucunda karbon fiyatı ve elektrik üretim santralleri için daha sıkı emisyon kriterleri uygulamaya geçecek olursa, yenilenebilir enerji senaryosu daha avantajlı hale geldiğini belirtiyor.

201511191827

Elimizdeki bu 3 raporun arkasında onlarca analiz ve çalışma mevcut. Hepsi de teknik ve ekonomik olarak daha temiz ve sağlıklı yenilenebilir enerjiye geçişin önünde sadece bir engel olduğunu belirtiyor, o da politik irade.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Türkiye’nin dünya lideri güneş, rüzgar ve hatta jeotermal enerji potansiyelini kullanmak yerine insan sağlığına, çevreye ve ekonomiye bu kadar zarar veren bir yatırım olan fosil yakıtların, özellikle kömür santrallerinin Cumhuriyet’in 100. yılı hedefi olarak gösterilmesini bir utanç olarak kabul ediyoruz ve bunun değişmesi için de elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.

Önceki yazıyı okuyun:
Kış zamanı yürüyüş zamanı

Bu yazıda size hatırlatmamız gereken bir şey var: kış mevsimi de yürüyüş yapmak için harika bir mevsim.

Kapat