Ağaçlarla akraba olduğumuzu biliyor musunuz?

Yeryüzündeki canlıların akrabalıkları ilginizi çekiyor mu? O zaman en sade haliyle aslında hepimizin akraba olduğu gerçeğiyle yüzleşmeye hazırlanın.

COSMOS: Bir Uzay Serüveni” henüz izlemeye başlamamış olanların çok şey kaçırdığı bir seri. “Ben o kadar da ilgili değilim,” diyenlerde dahi önce merakı ve şüpheyi uyandıran, ardından harika bir görsel şölenle bilimi sizinle paylaşan bir anlatı hakim. Bilimle kurduğu ilişki belirli bir seviyede takılıp kalanlar için bir kapı aralayan belgeselin bir bölümünde yeryüzündeki canlıların akrabalıkları ele alınıyor. Ve sarsıcı gerçekle karşılaşmamız da böyle gerçekleşiyor. Sunucu Neil deGrasse Tyson‘ın anlatısıyla sizi baş başa bırakıyor, doğayla kurduğunuz ilişkilere bu anlatıda yer alan akrabalık zincirinin de bir şekilde etki edeceğini umuyorum:

Maymunlarla atalarımızın ortak olduğu düşüncesinden gelen rahatsızlık hissini hepimiz anlayabiliriz. Akrabalar insanları rezil edebilir. En yakın akrabalarımız olan şempanzeler sıklıkla uygunsuz davranışlar sergiler. Kendimizi onlardan soyutlama ihtiyacı anlaşılabilir. Geleneksel inancın merkezindeki unsurlardan biri tüm hayvanlardan bağımsız olarak yaratıldığımızdır. Bu fikrin neden popüler olduğunu görmek kolay. Kendinizi özel hissetmenizi sağlıyor. Peki ya ağaçlarla akrabalığımız? Bunu bilmek nasıl bir his?

567

Meşe ağacının DNA’sının bir kısmını görelim. Bunu bir barkod gibi düşünün. Yaşam kodundaki bu komutlar ağaca şekeri nasıl metobolize edeceğini söylüyor. Şimdi benim DNA’mdaki aynı kısımla kıyaslayalım. DNA yalan söylemez. Bu ağaçla ben ayrı düşmüş kuzenleriz. Sadece ağaçlarla da kalmıyor, yeterince geri gidebiliriz. Kelebekler, kurtlar, mantarlar, köpek balıkları, bakteriler ve serçelerle atalarımızın ortak olduğunu görebilirsiniz. Ne aile ama!

Barkodun diğer kısımları türden türe değişir. Bir baykuşla bir ahtapot arasındaki farkı belirleyen de budur. Tek yumurta ikiziniz yoksa evrende sizine aynı DNA’yı paylaşan da yoktur. Diğer türlerde genetik farklar, doğal seçilimin ham maddelerini oluşturuyor. Hangi genlerin hayatta kalıp çoğalacağını çevre belirliyor. Temel yaşamın fonksiyonlarıyla ilgili, örneğin şekeri sindirmek gibi genel komutlar söz konusu olunca biz ve diğer türler neredeyse tıpatıp aynıyız. Çünkü bu komutlar o kadar temel ki farklı yaşam türleri birbirlerinden ayrılmadan önce oluşmuşlar.

123456789

Bu bizim yaşam ağacımız. Bilim sayesinde yeryüzündeki tüm yaşam türlerini içeren bu aile ağacını oluşturmayı başardık. Genetik anlamda yakın akrabalar aynı dalda yer alırken uzak kuzenler daha uçlarda yer alıyor. Ağacın gövdesi ise yeryüzündeki tüm yaşamın ortak atalarını temsil ediyor. Yaşam şekillendirilmeye öyle müsait ki ortaya çıktığı zamandan beri çevre ona sayısız farklı biçim verdi. Burada gösterebileceğimizden on bin kat daha fazla.

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın