Bir diş macunu gerçeği: Florür

07Geçtiğimiz günlerde yedi yaşındaki kızımı diş doktoruna götürdüm. Güle oynaya dışarı çıkarken, doktor ona renkli bir diş fırçası yanında küçük tüpte altı yaşın üzerinde çocukların kullanabileceği ve içinde florür olan konvensiyonel bir diş macunu hediye etti.

TIKLAYIN: Kaçınmanız gereken 12 tehlikeli katkı maddesi

Diş macununu görünce, ister istemez “Bu çocuklar ne kadar az florüre maruz kalsa o kadar iyi olmaz mı?” diye sorduğumda, çok standart olarak, “Bu kadarcığı bir şey yapmaz,” cevabıyla karşılaştım ve bir süredir florür konusuna dair okuyup öğrendiklerimi paylaşmaya karar verdim.

Öncelikle florür neymiş, onu öğrenmek gerekli. Florür aslında doğada olan bir mineral. Ancak bizim diş macunlarında ya da sularda rastladığımız florürde durum farklı. Bizler florüre diş macunları, ilaçlar, pestisitler, içecekler ve sular yoluyla maruz kalıyoruz. Florür genellikle sulara ve kullandığımız diş macunlarına diş çürümesini engellemek için ekleniyor. Ancak florür sandığımız kadar masum bir kimyasal değil. Hatta tarihçesini okuyunca ister istemez, evdeki diş macununuza bakışınız bile bir anda değişebilir.

I. Dünya Savaşı sırasında Almanlar ve Ruslar, Farben adlı şirketin ürettği florürü hapistekileri daha ‘etkisiz ve aptal‘ yapmak için içme sularına katıyormuş. Florürün beynin belli bir bölgesine tahribat yaparak kişileri mücadele anında daha az aktif hale getirdiği tespit edilince bir kimyasal silah olarak kullanılmış. Halen günümüzde bilinen sakinleştirici ilaçların %25’i florür içermektedir. Dahası II. Dünya Savaşı sırasında florür nükleer silah yapımı için kullanılmış. Tabii bütün bunlara değinirken, her kimyasalın arkasında olduğu gibi, florürün arkasındaki lobi kaynağının gücünü de unutmamak lazım. Bir zamanlar dünyanın en büyük florür üreticisi olan Alcoa, Dow Chemical, Dupont ve Kellogg bütün olayın başını çeken Farben’la bir anlaşma imzalayarak florürün yaygınlaşması için çalışmışlar.

Günümüzde florür diş çürüklerini önlemek için kullanılıyor. Peki gerçekten koruyor mu?

pedodonti-implantizmir-2

Yıl 2014. Florür halen hayatımızda. Bazı ülkelerde suya katılıyor. İstanbul Belediyesi bize katılmadığını ifade etti. Bizler florüre en çok diş macunlarımızda rastlıyoruz. Azıcık diş macunundan ne olur, diyebilirsiniz. Ancak yapılan araştırmalarda alınan florür miktarının, ne kadar çok diş macunu kullanıldığıyla doğrudan korelasyonu olduğu öne çıkmış. Peki diş macunlarındaki florür gerçekten diş çürümelerini önlüyor mu ki bu kimyasalı aldığımıza değsin?

Pek tabii ki hayır. Fluorosis denilen ve dişlerin beyaz, sarı veya kahverengi lekeli olmasına yol açan ve araştırmacıların ‘kronik florür toksikliği’ adını verdiği durum, yüksek miktarda florürün vücuda girmesinden dolayı oluyor. Pek tabii en büyük endişemiz, eğer suyumuzda florür varsa olmalı. Yine de geçtiğimiz yıl Harvard Üniversitesi‘nde yapılan bir araştırma, florürün çocukların nörolojik gelişimlerini negatif yönde etkilediğini tasdikliyor. Çocuklara florürlü diş macunu verirsek diş çürümelerini önler miyiz, sorusu her şey bir yana aslında çok önemli. Bilhassa Amerika’da yapılan araştırmalarda, yoksulluk, yetersiz beslenme ve dişçiye kolay ulaşamama problemleriniden dolayı ağız sağlığı sorunları çekenlerin florür tarafından hiç azalmadığı ortaya çıkmış.

Bugüne kadar florürün yararlı ve kullanılması gereken bir kimyasal olmasıyla ilgili de bir veri toplanamamış. Her ne kadar bu konuda yapılan araştırmanın azlığı, konuya tam anlamıyla kamuoyunun eğilmesini engellemiş ve florürü savunanların desteğini almışsa da, yapılan araştırmalar florürün ne gerçekten diş çürümelerini tam anlamıyla önlediğini gösteriyor ne de bu kimyasala bir ihtiyacımız olduğunu. Ayrıca florüre hassas bünyeler ve belli ırk gurupları da bu kimyasaldan da olumsuz olarak etkilenebiliyor.

Durum böyleyken özellikle küçük çocuklara florürlü diş macunu kullandırmak niye?

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Ergem Şenyuva

İstanbul'da doğdum büyüdüm. Hep bu şehri, kültürel ve doğal mirasını koruma derdindeydim. Bir yandan yeşili ve doğayı nasıl gelecek nesillere bırakırız kaygım vardı. 2006 senesinin sonunda hayatımı değiştiren olay oldu ve kızım doğdu. Yaptığım her şeyi sorguladığım ve tekrardan en başa döndüğüm bir dönemden sonra, kurumsal hayata veda ettim. 2009 yılında Al Gore'un iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Climate Project derneğinin Türkiye temsilcisi oldum. İklim değişikliğini ve yaşadığımız dünyanın nelerle karşı karşıya olduğunu fark ettikçe, elimi taşın altına sokma zamanı geldi diye düşündüm. 2010 yılının sonunda Yeşilist'i kurdum. Bizden sonraki nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize, hepimizin atabileceği küçük adımlarla büyük şeyler başarabileceğimize inanıyorum.

Bir cevap yazın

Daha fazla Çocuk ve Bebek, Hayat, Kişisel Bakım, Sağlık
Ev yapımı öksürük şurubu!

Turp ve pekmezle hazırlanan doğal öksürüp şurubunu deneyin.

Kapat