Bir Patika Yolcusu

Bu yazıyı yazarken bu kadar zorlanacağım aklıma gelmemişti çünkü bu röportaj için görüşmemizden elimde kalan sayfalar dolusu yazı vardı. Ama olaylar hiç de öyle gelişmedi. Sırası ile özetlemek isterim.

Önce Patika’yı duymuştum. Nasıl bir yer diye merak eder dururdum, sonrasında Patika projesini hayata geçiren adamın adını duydum ve daha sonra bir hafta önce de röportaj için gerçek bir Rönesans adamı ile tanıştım. Bu sıfatın kolay kolay kimseye yakışmayacağını biliyorum ama Erol Benjamin Scott’ın kalbinde insanlık için iyi bir şeyler yapmanın sınırları yok. Bir de öyle bir adam ki; konuştuğu her cümleyi başlık yapıp, kitap çıkabilirsiniz. Dolayısı ile bana da olanlar oldu, başını sonunu kolayca toparlayamadığım, her kelimemizi ne yazık ki sığdıramadığım, bana göre kısacık bir söyleşi yazısı oldu…

erol_scott_-_patika_arsivinden_(5)

Scott; İstanbullu bir annenin ve Afro-Amerikan bir babanın çocuğu olarak Kaliforniya’da doğmuş. Üniversiteyi Teksas’ta sistem analisti olarak bitirdikten sonra hem Amerika’da hem de Türkiye’de sistem analisti ve proje yöneticisi olarak çalışmış. Halen Greenpeace, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak çalışıyor. “Ekip Çalışması”, “İletişim”, “Proje Yönetimi”, “Kampanya Yönetimi”, “Yaratıcı Drama”, (“Yoga” ve “satranç”) eğitmenliği üzerine kendini yetiştiriyor, çocuklar için yaz kampları düzenliyor.

Ekoloji, gençlik, örgütlenme, gönüllülük, eğitim projeleriyle ilgili, modern dans ve yoga çalışmalarına katılan, taştan ev ve marangozluk yapmayı çok seven, bebek bakıcılığı yapan bir adam. Çocuklara yüzme, kayak, satranç öğretmek için fırsat kolluyor, “Toplam Kalite Yönetimi”ni yönetim tarzı olarak benimsemiş.

Sürdürülebilir yaşam idealine yoğun eğitim çalışmalarıyla ulaşılabileceğine ve Anadolu’nun köylerine, kültürüne ve değerlerine sahip çıkılması gerektiğine inanıyor Scott. Permakültür teknikleriyle toprakta yaşamayı tercih ediyor.

Başkalarına ihtiyaç duymadan yaşamayı öğrenmiş ve en önemlisi de bildiklerini paylaşabilmek için can atıyor. Yarattığı yaşam alanının, “Patika”sının kapıları da bu yüzden misafirlerine (proje geliştirmek isteyenlere) açık. Bence Scott gibi bir adamın enerjisi ile yaratılmış böyle bir yeri gidip yaşamak gerek. Kendisi de bu proje için şöyle diyor: “Herkesin seyahat ettiği kendine özgü bir patikası, bir yolculuğu vardır… Anadolu’nun büyülü Likya topraklarında herkes kendi patikasını diğerlerinin patikasıyla paylaşılsın, güçlensin ve bir başka dünyanın da mümkün olabileceğini hissedebilsin diye kurgulanmış bir proje “PATİKA” projesi.

-Erol Benjamin Scott kimdir, kısaca hayatında seni etkileyen kimler var? Bu “patika”ya nasıl girdin?

Hem babamın hem de annemin tarafından, yani ailelerden oldukça etkilendim. Afro-Amerikan olan babamın Afrika kökleri ve annemin tarafından Türkiye’nin eğitim ve kültür reformunu gerçekleştiren dedem Hasan Âli Yücel benim şekillenmemde çok etkili oldular. Tabii bir de taa ilkokuldaki ilk öğretmenimden şimdiki yoga öğretmenime kadar yaşamıma giren öğretmenlerimin bendeki izlerini görebiliyorum.

dscf2407

-Patika Projesi nedir?

Patika projesi yaşayarak, paylaşarak, deneyimleyerek güçlenme projesi. Toprağa yakın olarak, yaptığımız etkinliklerle, içsel yolculuklarımızın kalitesini artırmanın hikâyesidir patika projesi. Şehirde gözümüzden kaçan değerleri, Anadolu’nun bize sunduklarını, dostlukların tadını, unutulan hikâyeleri, başka bir dünyanın var olduğunu anımsatmaya çalıştığımız bir oluşumu ayakta tutmak için tasarlanmış bir proje.

-Senin ve ailen için ne anlama geliyor “Patika projesi”, misafirleriniz için ne anlama gelmesini diliyorsunuz? Nasıl bir tatil için sizi seçmeliler?

Biz, dostlarımız, patika yolcuları, elimizde var olanı paylaşmaya, üreterek var olmaya çalışıyoruz. Bizim için patika projesinin özü bu. Patika’da kalmaya gelenler genellikle biz neyin ucundan tutabiliriz diye geliyorlar. Hep beraber çevremizde nasıl bir bolluk oluşturabiliriz bunun arayışı içindeyiz. Misafirlerimiz sabah yogasıyla güne başlayıp, ormanda veya deniz kenarında yapacakları yürüyüşler için; sessiz koylarımızda denize girmek için; doğada sakin, keyifli, kitap okuyup fotoğraf çekmek için; zamanla daha da geliştireceğimiz sanat atölyelerine, yemek atölyelerine kişisel gelişim atölyelerine katılabilmek için; güneşin batışını izleyerek sağlıklı beslenmek için geliyorlar.

-Bir de günlük ritüelleriniz var galiba…

Anadolu’nun her bir köşesinde olduğu gibi, hepimizin yaşantısına serpiştirildiği gibi bizim de Patika’da ritüellerimiz var. Patika’da var olan herkesle beraber aynı anda sofraya oturmak gibi, güneşin batışını birbirimize haber vermek ya da güne yogayla başlamak gibi…

-Doğada olmanın çocuğunuza olumlu ve olumsuz etkileri ne oldu?

Şehirden gelmek, doğanın içinde çocuk yetiştirmek çok büyük bir nimet. Üstelik benim, dünyanın gidişatına baktıkça, çocuklarımızı nasıl bir yaşamın beklediğine dair kaygılarım var. Önümüzdeki yıllarda her ne kadar nüfusun çoğunluğunun şehirlerde yaşayacağı ön görülse de ben krizler kapımıza dayandığında toprağa yakın olanların yaşamda kalma şansının daha yüksek olacağını düşünüyorum. Üstelik doğada büyüyen çocukların hem bedensel hem de sosyal olarak kendine güvenli olduklarını, daha çok problem çözme yetisine sahip, yaratıcı olduklarını, huzurlu olabilme şanslarının daha yüksek olduğunu düşünüyorum.

erol_scott_-_patika_arsivinden_(4)

-Patika’da neler yapıyorsunuz?

Patika hem keyifli tatil yaptığımız, hem de sürekli üretimin olduğu, doğadaki döngülerin akışımızı belirlediği bir mekân. Permakültür tekniklerine göre tasarlanan bahçemizde organik tarım yöntemleriyle ürettiğimiz meyve-sebzelerden, yoga kamplarına, çocuklar için yaz kamplarından ekmek, şarap, tarhana yapımına kadar sürekli bir hareket var patikada.

-Görüşmemizde “bolluk yaratmak”tan bahsetmiştin, bence çok etkileyici bir düşünce yapısı, biraz bundan bahseder misin? Nar örneği insanı düşündürüyor çünkü.

Doğayı yakından incelediğimde baktım ki ağaçlar darda kaldıklarında, susuzluk çekip, yetersiz beslenmeyle karşı karşıya kaldıklarında tüm olanaklarını seferber ederek var oldukları ortamı meyveleriyle beslemeye çalışıyorlar. Nar örneğini bu yüzden vermiştim. Tek bir tohum neslini devam ettirebilecekken binlerce tohum dağıtacak bir düzen içinde, yalnızca kendini değil tüm çevresini besleyerek, içinde bulunduğu alana bir şeyler katarak var olmaya çalışıyor. Bu oluşturduğu bolluk tüm diğer bitkiler tarafından oluşturulduğunda ortaya yaşam alanları çıkmakta. Tersinin bir kısırlaşmaya yol açtığını düşünürsek ve Anadolu’nun toplumsal davranış örneklerine bakarsak zaman zaman pişirdiğimiz yemeklerin bir tabağını da komşularımıza göndererek, tanımadığımız insanlarla bile yemeğimizi dostluğumuzu paylaşarak aslında bir bolluk oluşturmuş oluyoruz. Bu bollukla bambaşka bir kültür oluşuyor, bambaşka bir yaşam kalitesi oluşmuş oluyor.

-Bundan sonra ufukta neler var?

Toprağa yakın olmak isteyen, sanatı yaşamının bir parçası haline getiren, Anadolu’nun değerlerini savunan, içsel yolculuklarının ışığını başkalarını güçlendirmek için var eden insanlarla el ele verip yeni projeler oluşturmak istiyorum. Bu projeler arasında sürdürülebilir yaşam festivali organize etmekten gençlik kamplarına, bir Waldorf okulundan, ekolojik köy oluşturmaya kadar geniş bir yelpaze mevcut.

Röportaj: Nil Kayarlar Sarrafoğlu

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Nil Kayarlar Sarrafoğlu

1969 yılında doğdum. Aklım başıma geldiğinde ailemden sonra ilk doğayı sevdim. Taşı toprağı, çiçeği ve hatta böceği... Okudum, çalıştım ve büyük şehirlerde yaşadım. Dünya üzerinde doğanın en uzak yerlerine de gittiğim ve kaldığım zamanlar oldu, işte o zamanlarda kendimi çok iyi hissettim,. Döndüm dolaştım şimdi yine şehirdeyim. Bu sefer 4 yaşında bir oğlum var, onu doğanın içinde büyütmeye çalışıyorum, hafta sonları kaçıyoruz şehirden küçük köyümüze. Mutluyuz böyle şimdilik. Anne olduktan sonra dünyayı kurtarmak için ille de büyük kahraman olmak gerekmediğini anladım, anne olmak yetiyormuş! Atık yönetimi, enerji tasarrufu ve sağlıklı beslenme gibi konulara önem veriyoruz evimizde. Payımıza düşeni ve mümkünse daha fazlasını yapmaya gönüllüyüz ailece de. Yeşilist kanalı ile sesimi duyurabildiğim için mutluyum.

Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Ekoturizm, Kent, Topluluklar
Neden Dünya Saati?

26 Mart'ta karanlıkta kalmaya davetlisiniz.

Kapat