Black Friday nedir ve tüketim çılgınlığına karşı alternatifler

Türkiye’deki mağazaların da küreselleşen trendlere ayak uydurması ile giderek daha fazla duymaya başladığımız bu terim tüketicilerin “Black Friday nedir?” sorusunu sormalarına sebep oluyor.

Aslında 1960’lı yıllarda ABD’nin Philadelphia şehrinde trafiğin akışını bile engelleyen alışveriş bölgesindeki kalabalığa polislerin verdiği bir terim olan Black Friday, artık ABD’nin Şükran Günü sonrası ilk Cuma günü yapılan ve neredeyse dünyanın her noktasında gerçekleşen dev indirimler için kullanılmakta.

Black Friday 2016 yılında sadece ABD’de 100 milyon kişi mağazalara giderken bir o kadar kişi de internetten alışveriş yapmış. Mağazalarda toplam 290 milyon dolar harcanırken, internet satışları ise 3 milyar doları geçmiş. Bu yıl ise bu rakamların artması bekleniyor.

Peki Black Friday’ın ya da büyük indirimler niye böyle bir tüketim çılgınlığına yol açıyor? Bu indirimlerin, tüketim yapma isteğinin arkasında ne olduğunu psikologlar bir kaç başlık altında açıklamaya çalışmış.

İndirimler bize kendimizi iyi hissettiriyor

Tüketim bilimi uzmanı James Mourey tüketiciler ne zaman “iyi bir indirim” bulursa gerçek bir mutluluk psikolojisi içine girdiğini belirtiyor. Chicago’daki DePaul Üniversitesi İşletme departmanında çalışan Mourey sevdiğiniz bir şeyi gördüğünüz zaman beyninizin ödül merkezi harekete geçtiğini, ama diğer taraftan da “adil olmayan” bir fiyat gördüğünüz de ise beynin acıyı işleme alan kısmının harekete geçtiğini öne sürüyor.

O yüzden tüketiciler adil olduğunu düşündükleri bir fiyat gördükleri zaman acı yerine kendilerini ödüllendirerek mutlu olmak istiyor. Kansas Eyalet Üniversitesi’nden bir sosyal psikolog olan Laura Brannon da Black Friday’in tüketicileri özel ve kısıtlı zamanda bir indirim fırsatı yaratarak, tüketicilerin bu indirimleri daha fazla istemesine yol açtığını savunuyor. Brannon’a göre özellikle reklamlarda kullanılan dil, fırsatların ya da ürünlerin kısıtlı olduğunu öne çıkarıyor.

Mourey de bu dilin tüketicileri mantıksız bir düşünce yapısına ittiğini, bu fırsatı başka bir zaman büyük ihtimalle aynı fiyata bulabileceğini bilmelerine rağmen korku ve elden kaçırma duygusunun harekete geçtiğini belirtiyor.

Fırsat yakalamak bize üstünlük hazzı veriyor

Black Friday’in ve büyük indirimlerin yarattığı kısıtlılık duygusu Mourey’e göre aynı zamanda bir rekabet duygusu da oluşturuyor. İndirim ve fırsat yakalama hissi bir işi tamamlama hazzı veriyor ve diğer kişiler bu işi beceremiyorsa tüketicilerin birbirinden bir üstünlük hissi duymasına yol açıyor.

Özellikle bu indirimlerin daha önceden sızdırılması, gizli haberler ve özel mesajları ile kişilere iletilmesi bu indirimler için oluşan beklentilerin de büyümesine yol açıyor. Brannon’a göre bu bilgiye erken ulaşmak tüm dğer duyguları daha da güçlendirmesine yol açıyor.

Bununla beraber internetten alışveriş de bu rekabet ve kalabalıklardan hoşlanmayan tüketicilere yöneltilen özel indirimler ile güçlendiriliyor. Her yıl kırılan internetten indirim rakamlarının arkasında, elinizde kahvenizle onlarca mağaza dolaşmanın rahatlığı, mağazalardaki kaosa girmeden “adil bir fiyat” bulmanın hazzı var.

Alternatif arayışları çoğalıyor

Bazıları için Black Friday gibi etkinlikler, bir görevi tamamlama hissi ile mutluluk verdiğinden, eğlenceli olsa da, indirim yakalamak uğruna daha fazla tüketim yapmak çevreye çok büyük zararlar veriyor. Giderek büyüyen bir tüketim kültürü daha fazla kaynağın kullanılmasına yol açarak, çevreye daha fazla zarar verilmesine yol açıyor.

Black Friday’in yarattığı tüketim çılgınlığa rağmen sürdürülebilir yaşamı destekleyen bilinçli tüketici topluluklarının da giderek büyümesi farklı hareketlerin de oluşmasına yol açmış. Black Friday ile aynı gün gerçekleşen “Buy Nothing Day” (Hiçbir şey Almama Günü) tüketicilere katılım yapmadan bu harekete katılmayı öneriyor.

Hiçbir şey Almama Günü için bazı aktivistler zombi kılığına girip ” Satın Al, satın al satın al! Marka marka marka!” kelimelerini monoton bir şekilde tekrarlıyor, aynı zamanda kamusal alanlarda oyunların, müzik gösterilerin olduğu “alışverişten kurtulmuş” alanlar yaratıyor.

İkinci el mobilyaların bulunduğu ve eski mobilyaların tamir edildiği bir etkinlik.

Bu topluluklar aynı zamanda ikinci el pazarları, eşya değiş tokuş etkinlikleri oluşturarak tüketicilerin yeni bir şey almak yerine onları diğer insanlar ile paylaşmasını destekliyor, hatta mümkünse insanların ihtiyacı olan insanlara yardım etmesini ve yardım kuruluşlarına zaman ve para bağışı yapmayı öne çıkarıyor.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Görkem Gömeç

Boğaziçi Üniversitesi ve SUNY Binghamton'da Küresel ve Uluslararası İlişkilerden sonra İsveç'te Uppsala Üniversitesi'nde Sürdürülebilirlik üzerine master yaptı. Teknoloji, kitlesel değişim ve akıllı politikalar ile çözümler bulabileceğimize inanıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Kent, Kurumsal Sürdürülebilirlik, Topluluklar
Yeşilist bundan böyle siz okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak

Geldiğimiz noktada; gönülden, çok severek yaptığımız bu işi sarfettiğimiz emek, zaman ve kaynaklar doğrultusunda sürdürebilmek için desteğe ihtiyacımız var.

Kapat