Bu kadim ağaçların anlatacak hikayeleri var

Dünyada neredeyse 3 trilyondan fazla ağaç bulunmakta ama biz çok azının hikayesini biliyoruz. Tabii ki ağaçlar hem bizim hem de canlılar için vazgeçilmez bir rol oynuyor; ama bazıları bunu çok ama çok uzun zamandır gerçekleştiriyor. Kubur ağacı diye bildiğimiz çölde yetişen Kokerboom ağaçları 300 yıl, meşe ağaçları bin yaşına kadar,  Bristlecone çamı ise bin yıldan daha uzun bile yaşayabiliyor.

1999 yılında ise Beth Moon adlı fotoğraf sanatçısı, doğanın uzun ömürlü sakinlerini aramak için yola çıkmış. Beth Moon aradığı ağaçların yaşına ek olark, bölgede yaşayanların hikayelerinin bir parçası olmuş ağaçları da arıyordu. Eski ağaçların çoğu kesildiği için bazen arayışlarından eli boş dönse de Moon sevdiği şeyin peşinden koşmaktan vazgeçmemiş.

TIKLAYIN: Ağaçların mantarlar ile beraber kurduğu doğal internet: Wood Wide Web

beth-moon-portrait

 

Araştırmaları inceleyen, gezginlerin hikayelerini takip eden Moon, Birleşik Krallık’tan başlayıp, ABD’ye, Afrika’ya, Orta Doğu’ya ve Asya’ya kraliçelerin adını alan meşeleri, çaydanlığa benzeyen baobab ağaçlarını keşfe çıkmış.

Moon’u bu kadar yaşlı ağaçların arkasından kovalayan sebeplerden biri de nasıl bu kadar uzun süre yaşadıkları olmuş. Moon, bazı ağaçların zorlu koşular altında ortama uyum sağlamaya yöntemlerinin kendini çok şaşırttığını belirtiyor. Bazı ağaçların yaşlandıkça içini boşalttığını belirten Moon, ağaçların bunu havada yetişen bir kök sayesinde sağladığını gözlemlemiş. Moon Eski Ağaçlar: Zamanın Portreleri kitabında bu kadim bireylerin hastalıklara ve diğer zorluklara karşı gelen üstün nitelikli genleri olduğunu savunuyor.

 

Moon’un fotoğrafladığı bir çok ağaç maalesef zor zamanlar geçiriyor. Kubur ağaçları Namibya’da su kıtlığından, Ejderha Kanı ağaçları ve baobab ağaçlarının 3 türü ise benzer doğal koşullar yüzünden tehlike altındaki türler olarak kabul edilmiş. Moon kaybolan asırlık ormanların çevresel problemlerin en büyüklerinden biri olduğunu belirtiyor. Moon kendi çalışmasının bu ağaçsıl hazinenin korunmasına katkıda bulunmasını umuyor.

1- Gelli Aur Kırmızı Ardıcı; Carmarthenshire, Galler

Great-Western-Red-Cedar-of-Gelli-Aur-copy

Gelli Aur Arboretumu bir çok uzun ömürlü ağaca sahip, ama hiç biri 1863’te dikildiği düşünülen bu çoklu gövdeye sahip kırmızı ardıç kadar görkemli değil.

2- Çöl Gülü, Sokotra, Yemen

Desert-Rose-Wadi-Fa-Lang-copy

Sokotra’nın şişe ağaçları bir uzaylı filminin seti gibi gözükse de, az miktarda toprağa ihtiyaç duyan bir yapıya sahip.

3- Majesteleri, İngiliz Meşesi; Kent, England

Majesty-768x968

Avrupa’nın en büyük, el değmemiş meşelerinden biri İngiltere’de yetişmekte. 400 yaşından daha büyük olduğu düşünülen bu ağaç, neredeyse 12 metrelik bir gövde kalınlığına sahip. Resimde gözüken büyük boşluk, kopan devasa dallarından birine ait.

4- Baobab Cadesi, Morondava, Madagaskar

Avenue-of-the-Baobabs-LGneg-2015-copy

30 metreyi geçen boyları ve 800 yıllık tarihi ile bölgede yaşayanlar bu ağaçları “Ormanın Anneleri” diye isimlendirmiş.

5- Crowhurst Porsuk Ağacı; İngiltere

Crowhurst-Yew-copy-768x967

Crowhurst’de bulunan bir kilesinin mezarlıkları arasında gövde genişliği 10 metreye yaklaşan bir posuk ağacı bulunmakta. Bu kadim ağacın 1,500 yaşında olduğu düşünülüyor. Bölgede yaşayanlar ağacın boş gövdesinde İngiliz İç Savaşı’nda (1644-1651) kalma bir gülle bulmuşlar.

6- Ifaty Çaydanlığı; Madagaskar

Ifaty-Teapot-copy-768x973

Madagaskar’ın batısında bulunan Ifaty’de yetişen bu devasa baobab ağacı, çaydanlığa benzeyen yapısı ile ünlü. 1200 yıldan daha yaşlı olduğu düşünülen ağaç, 15 metreye yaklaşan geniş gövdesinde neredeyse 120 bin litre suyu gövdesinden barındırabiliyor.

7-Kubur Ağacı, Keetmanshoop, Namibya

Quuiver-Tree-on-Hill-Under-Starlight-copy

Namibya’da bulunan Kubur Ağacı ormanı Dünya’nın en garip ağaçlarından birinde sahip. 300 yıldan daha yaşlı bu ağaçlar, aslında boyları 10 metreye kadar çıkabilen aloe bitkileri.

8- Rilke’s Bayon, Kamboçya

Rilkes-Bayon-copy-768x971

12 yüzyılda kurulan Ta Prohm Budist tapınağı bu günlerde orman ile bir araya girmiş. Thitpok ağaçları binaların üzerinden engelleri yok sayarak toprağa ulaşmak için şekil almış. Bölge el değmeyen doğanın, insanlığın en büyük eserlerini bile bir kaç yüzyılda yok edebilecek güçte olduğunu gösteren bir abide.

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Görkem Gömeç

Boğaziçi Üniversitesi ve SUNY Binghamton'da Küresel ve Uluslararası İlişkilerden sonra İsveç'te Uppsala Üniversitesi'nde Sürdürülebilirlik üzerine master yaptı. Teknoloji, kitlesel değişim ve akıllı politikalar ile çözümler bulabileceğimize inanıyor.

Bir cevap yazın

Daha fazla Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Ev ve Bahçe, Hayat, Sanat ve Tasarım
İstanbul’un yeşil alanları işgal altında!

Kişi başına bir büyük halı kadar yeşil alan düşen İstanbul'un kalan parkları da inşaat makinelerinin işgali altında.

Kapat