Cennet Koyu’nda neler oluyor?

Geçtiğimiz haftadan bu yana sosyal medyada, Bodrum’daki Cennet Koyu’na yapılacak otel ve villa projesinin yaratacağı çevre tahribatı ve gerçekleşecek bu tahribatın sorumluları konuşuluyor.

Halk arasında Cengiz İnşaat’ın Özelleştirme İdaresi’nden satın aldığı, kültürel ve doğal miras kabul edilen Cennet Koyu’ndaki 678 bin metrekarelik araziye Bulgari işbirliğiyle yapacağı otel ve villa inşaatına tepkiler yağarken yetkili ve uzmanlar da projeye dair detayları paylaşmaya devam ediyor.

Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, Tele1’de yayınlanan Umut Yertutan’ın sunduğu Habere Doğru programına konuk olarak şu bilgileri paylaştı:

Otel ve villaların yapılacağı alan 2012’de özelleştirmeye devredilmiş, plan değişikliği yapılmış, SİT dereceleri düşürülmüş ve özelleştirme yoluyla Mehmet Cengiz’in de içinde olduğu bir gruba satılmış.

Ardından, Mehmet Cengiz satın alma işlemini yapan diğer kişilerden paylarını devralmış ve tek başına arazinin sahibi olmuş. Daha sonra, bu arazi ile ilgili davalar açılmaya başlanmış. Alanın kendilerine ait olduğunu söyleyen Bodrumlu bir aile açtığı mülkiyet davasını kazanmış fakat Cumhurbaşkanlığı kararıyla mahkeme kararı uygulanmamış.

Aras, suçlunun burayı satın alanlar değil, satışına izin verenler olduğunu söylüyor: “Burayı planlayan, sit derecelerini düşüren Özelleştirme İdaresi. Satışa da onlar karar veriyor. Bunun suçlusu alanlar değil. Bunu planlayıp satanlara sormak lazım. Sadece burası değil. Ortakent’te bir milyonluk alan eski bir meraydı, planlarda da kentsel ağaçlandırılacak alandı. Biz buranın bütün planlarına dava açtık. Davayı kazanıyoruz. Ama işlem durmuyor. İşte ülkenin geldiği durum!

Ortakent’te imar planlarına davaları açtık, kazandık. Tekrar Cumhurbaşkanlığı bir imzayla özelleştirmenin yaptığı imar planlarını anında askıya çıkıyor, itirazları reddedip buraları böyle planlayıveriyor. Biz vatandaşın faydasına bir sürü plan yapıyoruz, beş yılda bir planı geçiremiyoruz ama bir gecede bunlar olabiliyor. Bodrum’un Mazı köyünde vatandaş askerden gelen oğluna ev yapamıyor, diğer tarafta 600 dönümde süper lüks projeler yapılırken yutkunmaktan guatr olduk. Vatandaşa karşı zor durumdayız.”

CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin, bu konuyu geçtiğimiz yıl ocak ayında TBMM gündemine taşıyıp şunları söylemişti:

“Cengiz Holding bünyesinde bulunan bir şirketin Muğla’nın Bodrum ilçesinin en güzel koylarından biri olan Cennet Koyu’nda ‘Sahil Düzenleme, Koruma Yapıları ve Dolgu Alanı’ projesi hazırladığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ÇED başvurusunda bulunduğu, proje kapsamında koya dört mendirek ile iki plaj kurmayı planladığı kamuoyuna yansımıştır.

Söz konusu proje alanı, ‘kültür varlıkları’, ‘tabiat varlıkları’, ‘3’üncü Derece Arkeolojik Sit Alanı’ ve ‘koruma alanı’ içerisindedir. Proje çevresinde 71 bitki türü, 11 sistematik gruba ait toplam 82 tür ve 302 bireyle, endemik 17 sürüngen türü bulunuyor.

Akdeniz foku, çizgili yunuslar ve deniz kaplumbağalarının yaşadığı bölgeye bungalov ve zenginlere yönelik turistik tesisler yapılacak. Her şey ortada. Nerede bir orman, SİT alanı, kıyı, ova, mera var ise orada yandaş iş adamlarının projelerini görüyoruz!”

Turkiyemimarisi isimli instagram hesabını yöneten Serkan Ennaç da Bulgari Hotels CEO’su ile görüştüğünü belirtti ve izlenimlerini şöyle paylaştı:

“Uzunca bir sohbet gerçekleştirdik Bulgari CEO’su Jc Babin ile. Beni ekledi instagram’dan. Ben de onu ekledim. İlk olarak ben yazdım… Genel olarak nazik ve düzeyli bir sohbet kurduk elbette. Kendisinden yazışmaları ekran görüntüsü alma izni istedim, tercih etmedi. Kendi sözlerinizle anlatırsınız siz dedi.

Kısaca ifade ettikleri şunlardı: ‘Biz tüm arkeolojik alanlara dünyanın başka yerlerinde yaptığımız otellerde de olduğu gibi incelikli yaklaşırız, iyi bir firmayız hiç merak etmeyin. Zaten ufak bir arkeolojik buluntu var, daha fazlasına şahit olursak arkeologlarla değerlendirmesini yaparız. Konunun eksperlerinin çalışmasına şans verin lütfen. Ben size firmam adına taahhüt ediyorum ki göreceksiniz biz iyi bir şirketiz.

Benim kadar şeffaf bir CEO azdır. Size karşı şeffaf kalmama yardımcı olun,’ gibisinden şeyler söyledi. Tam cümleleri değil. Yani birebir çeviri yapmıyorum. Ben ise genel olarak kendisinin yaklaşımına saygı duysam güvensem bile (yani diyelim ki hiç kandırmıyor) ülkemizde bazı işlerin onun düşündüğü gibi olmadığını, mimar olduğumu ve inşaatı iyi bildiğimi söyledim.

O tarihî alanın korunmasının çalıştıkları firma özelinde de kamuoyunda biraz şaibeli olacağından bahsettim. Bodrum’un ve Cennet Koyu’nun bizim için öneminden. Tarihî eserlerin öneminden. Oranın civarda kalan en eşsiz yerlerden biri olduğundan ve doğa olarak korunması gerekliliklerinden bahsettim. Hatta bir ara ‘beg’ yani ‘yalvarmak’ fiilini bile kullandım. Beni anladığını ve double check edeceğini belirtti. Biraz rahatsızmış sağlık olarak, izin istedi ve sohbetimizi bitirdik.

Muğla Çevre Platformu’nun Cennet Koyu ve Gökburun için düzenlediği basın açıklamasında ise şu ifadelere yer verildi:

[…]

Siz hiç mesela Gökburun yarımadasındaki kayalara dokunup Bodrum yarımadasının, yaşadığımız, evimiz dediğimiz yerin jeolojik tarihini şöyle bir hayal ettiniz mi? Gökburun’un kayaları yaklaşık 10 milyon yaşında. 10 milyon yaşında bir kayaya bir müzede değil de doğal varoluşu içinde dokunmak istemez misiniz? O kayaların da yuva olduğu kelebekler, başka böcekler, sürüngenler; tüm Bodrum yarımadasının hâlâ hayatta kalmasını sağlayan biricik öğelerden. Toprak ve iklim koşulları çerçevesinde Gökburun’un tamamı, yurdun geri kalanı için de çok nadir denebilecek bir şekilde, Finike ardıcı meşceresi. Finike ardıçları, meşeler ve delice zeytinler ile sıkı dayanışma ve komşuculuk içinde kimbilir kaç on yıldır Gökburun’u yuva bilmiş. Yeni yetmesinden ihtiyarına Finike ardıçlarıyla tanışmak istemez misiniz?

Gökburun’un kıyıları Akdeniz fokları için nefis bir dinlenme alanı hâlâ. Hiç rahatsız etmeden, yaklaşmadan kıyıda bir Akdeniz foku görseniz; kendi alanında, güvende hissettiği, soluk alıp beslenebildiği bir yerde, kendinizi çok şanslı saymaz mısınız? Akdeniz foklarının ne derece tehdit altında olduğunu, varlıklarının nasıl azaldığını, Türkiye karasuları içinde artık koloni halinde bulunmadıklarını, 16 milyon yıllık geçmişleri olan bu canlıların, sadece habitat kaybı yüzünden bile nesillerinin tükenmekte olduğunu bir kez daha söyleyelim. Bu canlılar, üzerinde yapılaşma olmayan kara parçalarının kıyılarını tercih ediyorlar ve başka evleri yok.

Şu an bulunduğumuz koy ve hemen arkamızdaki Gökburun yarımadası, doğal karakterini koruması nedeniyle, az ötedeki Akdeniz Gölü sulak alanının canlıları için de hayati önemde. Örneğin o sulak alanda yıllar içinde gözlem kaydı bulunan altmışın üzerinde kuş türünü buralarda beslenirken, yuva yaparken, yavrularını büyütürken görmek mümkün.

Daha büyük resme baktığımızda, Bodrum yarımadasında henüz el değmemiş doğal habitatlar, Gökova’ya oradan da Akdeniz’in geri kalanına bağlanan ekolojik koridor niteliğinde. Bulunduğumuz alan böyle bir koridorun en batı uçlarından birisi. Bir başka deyişle, gerek turizm adı altında niyetlenilen sözde yatırımlarla, gerek çeşitli madencilik faaliyetleri nedeniyle, gerek yangınlarla yaşam alanları gittikçe daralan, yok olan yüzlerce canlı için son sığınaklardan biri.

Sadece canlı yaşamı ve ekolojik dengeler değil, Gökburun yarımadası Bodrum’un tarihsel ve kültürel mirası açısından da en önemli alanlardan biri. Burada gerek yüzey araştırması gerekse daha derinleşen çalışmalar yapan arkeologlar, örneğin Küdür’den hiçbir farkının olmadığını, aynı hassasiyet ile korunması gerektiğini belirtiyor.

Peki biz bunları anlatmak zorunda mıyız? Karar vericiler bunları bilmiyor mu? Elbette biliyor. Ama planlar her nedense pek koruma öncelikli yapılmıyor. Bugün Gökburun’un sesini duyurmaya uğraşırken yarın Kissebükü Adalıyalı’nın, Torba’dan Yalıçiftlik’e turizm yatırımcıları için satışa çıkarılan 18 milyon metrekarelik orman arazisinin, Ortakent’in feryadı için de uğraşacağız.

[…]

Tepki ve eylemlerin artması üzerine Cengiz İnşaat tarafından bugün bir basın açıklaması yayınlandı. Açıklamada Danıştay’ın özelleştirme ihalesinin iptaline ilişkin kararının hukuken şirketin mülkiyet hakkını etkilemediği belirtildi. Açıklama şöyle:

1. Şirketimizin Cennet Koyunda sahip olduğu arazi Muğla İli, Bodrum İlçesi, Gölköy, Göl Mahallesi 107 Ada 1 parselde (eski 423 parsel) kayıtlı bulunan taşınmazdır. Bu taşınmaz, Maliye Hazinesi’ne aitken, 01.06.2010 tarih ve 2010/31 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Özelleştirme kapsamına alınma kararına karşı açılan dava, Danıştay tarafından reddedilmiştir ve bu karar kesinleşmiştir. Bodrumlu bazı vatandaşların özelleştirme ihalesi öncesinde Osmanlı tapusundan kaynaklı olarak arazide hak iddiaları olmuş ise de Kadastro Mahkemesinde görülen bu dava, Hazine lehine kesinleşmiş ve arazi, bu dava sonucunda Hazine adına tescil edilmiştir.

2. Parselin bulunduğu alan, 1990’lı yıllardan beri imar planlarında turizm alanı olarak belirlenmiş olup Özelleştirme İdaresi Başkanlığı da 2012 yılında buna göre yeni bir imar planı hazırlamıştır ve bu imar planı halen yürürlüktedir. Bu imar planı hazırlandıktan sonra tescilli sit statüleri ile birlikte taşınmazın özelleştirme ihalesi yapılmış ve taşınmaza 277.000.000-TL (o dönemki kur ile 152 milyon ABD Doları) teklif veren Alıcı, ihaleyi kazanmıştır. İhale sonrasında Alıcı’nın sahip olduğu bir şirket olan Bodrumbir Turizm Yatırım A.Ş. ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı arasında Satış Sözleşmesi imzalanmıştır.

3. İhale işleminin iptali için Danıştay’da idari davalar açılmış ise de o dönemde taşınmazın tapudan devrini önleyecek bir yürütmenin durdurulması veya iptal kararı verilmemiş ve Bodrumbir A.Ş., ihale bedelini ödeyerek taşınmazın tapusunu devralmıştır. Bodrumbir A.Ş. daha sonra Şirketimiz Cengiz İnşaat San. ve Tic. A.Ş. tarafından devralınmış ve taşınmazın mülkiyeti bu şekilde Şirketimize intikal etmiştir.

4. Kamuoyunda son dönemde yer alan paylaşımların aksine şu anda bu konu hakkında Danıştay’da devam eden herhangi bir dava bulunmamaktadır. Özelleştirme ihalesinin iptaline ilişkin olarak taşınmazın Alıcı’ya devrinden çok sonra verilmiş olan Danıştay kararı, hukuken Şirketimizin parseldeki mülkiyet hakkını etkilememektedir.

5. Arazinin tapusunun Şirketimize devrinden sonra 2013 yılında, arsa üzerindeki olası yapılaşma alanında 157 ayrı noktada sondaj yapılmış ve sondaj sonucunda; Bodrum Kaymakamlığı Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü tarafından araziyle ilgili 24.01.2014 tarihli bir rapor hazırlanmıştır. Rapora göre, sondaj yapılan bu 157 noktanın hiçbirinde herhangi bir arkeolojik buluntuya rastlanmamıştır. Bu raporda ayrıca sosyal medyada paylaşılan ve Şirketimizin parselinden çıktığı iddia edilen buluntuların parselde gerçekleştirilen bir sondaj ya da kazıda ortaya çıkmadığı kesin olarak tespit edilmiştir.

6. Ayrıca parselin yapılaşmaya şu anda açıldığı ve imar planının Mahkemece iptal edildiğine ilişkin iddialar gerçek dışıdır. Nitekim yukarıda bahsedildiği üzere arazinin geçerli imar planı, özelleştirme ihalesinden önce 2012’de yapılmış olup kesinleşmiştir ve halen yürürlüktedir. Özelleştirme ihalesinden sonra arazinin imar durumunda herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.

7. Arazideki 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli olan kısım ayrı bir parsel olarak tapuya tescil edilmiştir. Kanun gereği bu 1. Derece arkeolojik sit alanında herhangi bir yapılaşma zaten mümkün değildir. Bu sit alanı Şirketimizce aynı şekilde korunacaktır.

8. Sosyal medyada yer alan ve ormanlık olarak görünen Cennet Koyu fotoğrafı, Şirketimizin parseline ait değildir. Şirketimizin parseli ormanlık alan olmayıp ekteki fotoğrafta da görüldüğü üzere taşlık arazidir ve bu nedenle, parselde gerçekleşecek projede herhangi bir ağaç kesimi söz konusu değildir. Sit statülerine ve imar planına uygun olarak gerçekleştirilecek bu proje kapsamında parsele 50.000 adet ağaç dikilecektir. Parselde gerçekleştirilecek projede, yürürlükte bulunan imar planı hükümlerine, ilgili resmi kurum kararlarına, sit mevzuatı ile ilgili diğer mevzuata uygun davranılacak olup Şirketimiz, kamuoyunu her aşamada bilgilendirecektir.”

Change.org üzerinden Derman Alpay tarafından başlatılan kampanyayı ise şimdiye kadar 62 binden fazla kişi imzaladı. Kampanya metni şöyle:

Ülkemizin en bakir koylarından olan Bodrum Cennet Koyu, yapılaşma tehlikesiyle karşı karşıya. 

Cengiz İnşaat, Muğla‘nın Bodrum ilçesi Cennet Koyu‘ndaki 678 bin metrekarelik araziye villa ve otel inşaatına başlıyor.

Özelleştirme İdaresi’nden satın aldığı 678 bin metrekarelik arazide inşaata başlayacak olan Cengiz İnşaat, yaklaşık 100 villa ve Bulgari’nin işleteceği bir otel inşa edecek.

3’üncü Derece Arkeolojik Sit Alanı ve koruma alanı içerisinde kalan bu alan, Akdeniz foku, çizgili yunus ve deniz kaplumbağalarının yaşam alanları ve bahsedilen yapılaşma bu canlıların yaşamını tehlikeye sokacak. 

Şirket Ocak 2021 yılında Cennet Koyu’nda dört adet mendirek yapısıyla iki adet plaj yapmak için ÇED başvurusunda bulunmuş ve yine imzalarımızla tepki göstermiştik. Bu yapılar yapılamadı. 

Şimdi bu villa ve otel projesine de tepkimizi gösterelim. 

Bunun için lütfen sizler de kampanyayı imzalayıp paylaşın. 

Bodrum’da neredeyse halkın denize girebileceği bir alan kalmadı. Burası, kalan son bakir koylardan biri. Yok olmadan önce bu koyu elbirliğiyle korumamız gerek. 

Proje dosyasında belirtildiği üzere, alanda posidonia oceanica (deniz erişteşi) korunaklı bölgede yoğun çayırlar oluşturuyor. Proje çevresinde ve proje çevresine yakın alanlarda 71 bitki türü bulunuyor. Proje alanında gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda 11 sistematik gruba ait toplam 82 tür ve 302 birey yer aldığı belirtildi.

Proje alanında ve çevresinde bulunan ve habitat özelliği nedeniyle bulunma olasılığı yüksek 17 sürüngen türü bulunuyor. Proje çevresinde ve proje çevresine yakın alanlarda bulunan ve habitat özelliği nedeniyle bulunma olasılığı yüksek 20 memeli türü ile nesli tükenmekte olan Akdeniz foku, çizgili yunuslar ve deniz kaplumbağaları da yaşıyor.

Nadir bulunan birçok bitki ile canlı türüne ev sahipliği yapan ülkemizin doğal güzelliklerinden biri olan Cennet Koyu’nun korunmasını istiyoruz. 

Akdeniz foku, çizgili yunus ve deniz kaplumbağalarının yaşam alanları talan edilmesine göz yummayalım, 

Birlik olarak adı gibi cennet olan bu yeri koruyalım!

Kampanyayı buradan inceleyebilirsiniz.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Çevre, edebiyat ve felsefe alanlarında yazarlık, çevirmenlik ve editörlük yapıyor.

Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement
Daha fazla Banner Right Side, Doğal Kaynaklar, Ekoloji, Kent, Yeşil alanlar
Ultra zenginlerin keyfî uzay seyahatleri iklim krizini nasıl tetikliyor?

Birkaç yıl önceye kadar çevreye önem verdiğini söyleyen ultra zenginlerin özel jet ve lüks tekneleriyle seyahat etme sıklıkları ve bu

Kapat