Haritadan silinenler 41-50

Haritadan silinenler (31-40)

Haritadan silinenler (51-60)

41-Istranca/Yıldız Dağları maden ve taş ocakları

Doğa Sporları Başkan Yardımcısı paraşüt sporcusu Arslan Hamza Algül, ’Trakya’nın akciğeri’ konumundaki Tekirdağ’ın Saray ile Kırklareli’nin Vize İlçesi arasında kalan Yıldız Dağları’ndaki irili ufaklı taş ocaklarının doğayı nasıl katlettiğini havadan görüntüledi.

h41

Ergene Nehri’ndeki kirliliğinin belgeselini çekmek için 4 aydan bu yana çalışma yürüten Tekirdağ Doğa Sporları Başkan Yardımcısı paraşüt sporcusu Arslan Hamza Algül, Tekirdağ’ın Saray ile Kırklareli’nin Vize İlçesi’ndeki Yıldız Dağları’nın içine kurulan taş ocaklarının doğayı nasıl katlettiğini görüntülemek için paramotoruyla havalandı. Algül, 1 hafta süren çekimlerde havadan taş ocaklarını görüntüledi ve doğaya nasıl zarar verildiğini gözler önüne serdi. Trakya’nın akciğerleri ormanların taş ocakları ile yok edildiğini belirten Arslan Hamza Algül, şöyle dedi: “İstanbul’un bazı semtlerine ve bölgedeki yerleşim yerlerine su sağlayan Yıldız Dağları’ndaki ormanların nasıl yok edildiğini havadan görüntüledim. Amacım; bu görüntülerle çevre duyarlılığını ön plana çıkarmak.

Bir haftalık çalışma sonunda 10’a yakın taş ocağını havadan görüntüledim. Taş ocaklarının bazılarının Ergene Nehri’nin doğduğu bölgeye birkaç kilometre mesafede bulunuyor. Bazıları bölgedeki köy ve beldelere içme suyu sağlayan su kaynaklarına çok yakın mesafede bulunduğunu gördüm. Aynı zamanda yer yer bazı ocaklardan çıkan malzemelerin ağaçlık alanların üzerine döküldüğünü gördüm. Bazı ocaklarda ise çıkan tozların yeşil çam ağaçlarını beyaza bürüdüğüne şahit oldum.” Ormanların arasında yer alan ocakların patlamalar nedeniyle tedirgin olduğu belirten Vize İlçesi bağlı Çakıllı Beldesi Belediye eski Başkanı, Halil Soyaslan, şunları söyledi:

“Patlamalardan dolayı su kaynaklarımızın yeri değişti. Yeraltındaki su galerileri yok olduğu için bu bölgedeki köylerimiz susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Bu taş ocakları Yıldız Dağları’na saplanmış bir hançerdir. Trakya’ya su sağlayan havzaların hepsi bu bölgede yer alıyor.”

http://gundem.milliyet.com.tr/daglari-delik-desik-etmisler/gundem/detay/1704992/default.htm

 

42-Sığla ormanlarının yok olması

Muğla Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güven Görk, dünyada sadece 4 bölgede yetişen, “Günnük Ağacı” olarak bilinen ve yaprakları çınara benzeyen sığla ağaçlarının 15 milyon yıl öncesinin bitki türlerinden olduğunu belirterek, sığla ormanlarının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

h42

Sığla ağaçlarının Türkiye’de yoğun olarak Muğla sahil şeridinde yetiştiğini ifade eden Prof. Dr. Görk, “15-20 milyon yıl öncesinin türlerinden olan sığla ağaçları Tersiya döneminde Muğla bölgesinde sıkışıp kalmış. Türkiye’de yoğun olarak Muğla sahil şeridinde, kısmen Aydın, Denizli, Antalya ve Isparta’da varlığını sürdüren sığla ağaçları (Liguadambar Oriantalus) dünyada sadece Amerika, Çin ve Güney Doğu Asya’da yetişiyor. Endemik bitkilerden olmakla birlikte ilaç ve parfümeri sanayinde kullanılan önemli bir endüstri bitkisi” dedi. Türkiye’de 10 bin bitki türü bulunduğunu ve bunlardan 3 bininin endemik bitki türü olduğunu belirten Prof. Dr. Görk, “Bitki yönünden çok zenginiz, ama değerini bilmiyoruz. Endemik bitkilerimizden özellikle 10’u dünyanın pek çok yerinde bulunmuyor. Sığla ağacı bunlardan biri” dedi.

Prof. Dr. Güven Görk, güney Ege sahil şeridinde çok az alanda varlık gösteren sığla ormancıklarının koruma altında olduğunu belirtirken, “Sığla ağacı sulak taban alanlarda yetişen bir ağaç. Ülkemizin bitki çeşitliliğinin yüzde 80’ine sahip olan Muğla’da, bu tür koruma altına alınmış durumda. Ancak bilinçsiz uygulamalar nedeniyle sığla ağaçları yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Önlem alınmazsa ileride sığla ormanlarının toplu olarak kuruduklarını görebiliriz. Yöre köylülerine kağıt sanayinde kullanılan okaliptüs ağaçları öneriliyor. Köylü iyi para getirdiği için her yere okaliptüs dikmeye başladı. Bu tür taban sularını sünger gibi emen bir tür. Okaliptüslerle sığla ağaçlarının yaşam alanlarını kurutuyoruz” diye konuştu.

http://haber.mynet.com/yasam/sigla-ormanlari-yok-oluyor-108034-1

 

43-Burdur Gölü’nün kuruması

Burdur Gölü son 35 yılda sahip olduğu suyun yüzde 35’ini insan eliyle kaybedince, su seviyesi 12 metre düştü ve yüzeyi 75 kilometrekare küçüldü. Böyle giderse göl derin bir tuz kuyusuna dönüşecek.

h43

Türkiye, her ne kadar çevresi denizlerle, toprağı göller ve nehirlerle dolu gibi görünse de aslında su fakiri bir ülke. Kişi başına 1430 metreküp tatlı su rezervi bu fakirliğin ispatı. Su zengini olabilmek için 10 bin metreküplük kişi başına rezerv gerekiyor.

Su hayatın kaynağı. Çünkü su yoksa hayat da yok. İşte bu düstur Doğa Derneği’nin “Göl Yoksa Burdur da Yok” adlı projesinin esin kaynağını oluşturuyor. Çünkü son 35 yılda Burdur Gölü, sularının üçte birini kaybetti. Göl seviyesi 12 metre alçaldı. Yüzey alanı 228 kilometrekareden 153 kilometrekareye geriledi. Yani göl 75 kilometrekare, diğer bir ifadeyle üçte bir oranında küçüldü.

Yıkım insan eliyle

Doğa Derneği, Burdur’daki tehlikeyi geçen ay İstanbul’dan bir grup gazeteciye yerinde anlattı. Doğa Derneği uzmanlarının tespitlerine göre gölün küçülme sebebi küresel iklim değişikliği ya da yağışların azalması değil. Sebebi biziz, insanoğlu. Burdur Gölü, insan eliyle kuruyor.

Aşağı Müslümler köyünden Cengiz Ceylan, “Bu kabahat bizim” diyerek insanların gölü kuruttuğunu söylüyor Doğa Derneği için hazırlanan “Suyun Öyküsü: Burdur Gölü” adlı belgesele yaptığı açıklamada. Ceylan şöyle anlatıyor: “Göl uzaklaşıyor, biz uzaklaşıyoruz. Aramızda çok mesafe oldu. Sebebi bilinçsizce suyu kullandık, kullandık. Bütün suları kestik. Önlerine havuzlar kurduk, yeraltı sularına derin sondajlar vurduk. Tabi o bize küstü. Ama barışacağız inşallah.”

http://www.bianet.org/biamag/cevre/142995-burdur-golu-nun-ucte-biri-kurudu

 

44-Amasra termik santralleri

Amasra’nın üzerinde Termik Santralin kara bulutları dolaşıyor. Sadece Amasra değil, bütün Bartın termik santralin yaratacağı olumsuzlukların tehdidi altında. Temiz hava, yeşil doğa kirlenecek. Büyük kül dağları oluşacak ve kül dağlarından toprağa sızan atıklar yeraltı sularının kalitesini bozacak. Bartın’ın verimli tarım alanları asit yağmurlarının etkisinde kalacak. Balıkçılık etkilenecek. Turizm potansiyeli sıfıra inecek.

h44

Küre dağları milli parkından, yedi göllere, Bartın kıyılarından Safranbolu’ya, Kurucaşile ve Cide sahillerine kadar bütün doğal ve turistik değerler Termik Santralin olumsuzluklarından etkilenecek. Sağlıklı yaşam ortamımızın kalitesi düşecek, kanser vakaları artacak… Termiğin “T” si geldiğinde TURİST GİDECEK, Santralin “S” si geldiğinde SAĞLIĞIMIZ GİDECEK. Zonguldak, Kara bük ve Bartın Valiliklerinin birlikte Hazırladıkları ÇEVRE DÜZENİ PLANININ BOZULMASINI İSTEMİYORUZ.

Bu Planda Ereğli ve Karabük’te Ağır Sanayi için Filyos vadisinde Sanayi için, Çatalağzı’nda Santral için sahalar öngörülmüştür.

Bartın Tarım ürünleri üretimi, denizlerimiz Balıkçılık, sahiller ile Safranbolu ve Amasra Turizm bölgesi olarak plana işlenmiştir. ÇEVRE BAKANLIĞI, çevre değerlerimizi korumalı ve Planda olmayan Termik santrale izin vermemelidir. Turizm, Tarım ve Çevre İl müdürlükleri başta olmak üzere bütün kurumlar Bartın’ın geleceğini tehtit eden santrale izin vermemelidir.

http://www.amasra.net/amasra-da-termik-santral-karsiti-mucadele-suruyor.html

 

45-Şelale Deresi hidroelektrik santrali

NETT Enerji Şirketinin Hopa’da HES projesinden vazgeçmesini HES’lere karşı verilen mücadelenin kazanımı olarak değerlendiren Hopa Derelerini Koruma Platformu, “Su uyur, düşmen uyumaz. Derelerimize sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

h45

Hopa Derelerini Koruma Platformu NETT Enerji Şirketi’nin Hopa’da HES projesinden vazgeçmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, deresine, doğasına, geleceğine sahip çıkan Hopalıları ve tüm doğa dostlarını kutladı.

Platform adına yapılan açıklamada, Karadeniz’in cennet köşelerini tarumar eden, yaşamın en temel maddesi olan suyu birkaç şirketin tekeline veren HES illetine karşı verilen mücadelinin bir meyvesini daha verdiği ifade edildi.

Karadenizde 2 bini aşan HES projesi, Türkiye çapında ise 10 binleri bulan HES projesinin varlığına dikkat çeken platform, iktidarın enerji adı altında suların kullanım hakkını şirketlere sattığını ve tüm canlıların suya erişim hakkını ellerinden aldığını, ormanların yollarla, kanallarla parçalanarak tarumar edildiğini belirtti.

Birçok vadiye HES şirketlerinin sokulmadığının ve 200’e yakın HES projesi mahkeme kararı ile durdurulduğunun hatırlatıldığı açıklamayla platform, “Hopa’da yürüttüğümüz mücadelenin sonunda HES şirketini pes ettirmiş olmamız bütün bu mücadeleyle birlikte kazanılmış bir gelişmedir” dedi.

http://www.haberlink.com/haber.php?query=63699#.UglInxbEgdJ

 

46-Haydarpaşa yapılaşma

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kadıköy Meydanı ve Haydarpaşa Gar Projesi’ne dilekçe vererek itiraz eden Kadıköylülerin itirazını kabul etmedi. Kadıköy’deki Atatürk Anıtı’nın bulunduğu yerin Fuar ve Panayır alanı olarak belirlenmesi, Haydarpaşa Garı’nın otel, çevresinin ise yapılaşmaya açılmasını da içeren Haydarpaşa Garı ve Kadıköy Meydanı Planı’na itirazları görüşen İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi, aralarında Kadıköy Belediyesi’nin de dilekçesinin bulunduğu 5379 itiraz dilekçesine ret kararı verdi. Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, konuyu yargıya taşıyacaklarını söyledi.

h46

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı Haydarpaşa Garı ile Kadıköy Meydanı ve Çevresi Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı bir süre önce gündeme gelmiş, ancak birçok kesimin tepkisine neden olmuştu. Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı Planda, milli bayramlarda çelenk koyma törenlerinin yapıldığı Kadıköy Atatürk Anıtına ve meydana yer verilmemiş, aynı bölgeye fuar ve panayır alanı konulmuştu. Haydarpaşa Tren Garı ise otel yapılmasına imk?n veren konaklama alanı ve kültürel tesis alanı olarak belirlenmişti.

Kamuoyuna Atatürk Anıtı’nın kaldırılmak istenmesiyle yansıyan Haydarpaşa Garı ve Kadıköy Meydanı Planı’na hem Kadıköy Belediyesi’nin hem de Kadıköylülerin itirazı olduğunu kaydeden Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, Kadıköylülerin itiraz dilekçeleriyle plana itiraz ettiğini söyledi. Konunun hem basında hem de kamuoyunda çok tepki gördüğünü, 5 bin 379 vatandaşın dilekçe ile itirazını somut hale de getirdiğini vurgulayan Öztürk, itirazların dikkate alınmadığını belirtti.

http://t24.com.tr/haber/kadikoylulerin-haydarpasa-gar-projesine-itirazi-kabul-edilmedi/224069

 

47-Sugözü termik santrali

Adana’nın Yumurtalık ilçesindeki Sugözü Termik Santrali’nin çevre ve sağlık sorunlarına neden olduğunu iddia edildi. Sugözü Köyü Çevre Koruma Derneği Başkanı Kemal Özbenli, yaptığı açıklamada, santralin kurulmasından sonra sakat ve ölü buzağılar ile kuzuların doğmaya başladığını, yetkililerin de sorunlarına sahip çıkmadıklarını iddia etti.

h47

Sakat doğan hayvanlarda yaptırdıkları tahlillerde hiçbir hastalığın çıkmadığını aktaran Özbenli, “Bu durum ise bizi daha da endişelendirdi. Termik santralden çıkan zehirli gazlar nedeniyle, hayvanlarımızın genetik yapısının değiştiğini düşünüyoruz. ve yakın gelecekte çocuklarımızın da sakat doğacağından endişe ediyoruz.”dedi.

Sugözü’nde olduğu gibi Afşin–Elbistan, Yatağan gibi termik santral kurulu diğer yörelerde de kanser vakalarının, sakat ve ölü hayvan doğumlarının arttığını, üzüm bağlarının kuruduğunu öne süren Özbenli, bu olumsuzlukların bir tesadüf olmadığını savundu.

Sivil toplum örgütü olarak çevre koruma konusunda faaliyet gösterdiklerine işaret eden Kemal Özbenli, nedenini anlayamadıkları bir şekilde Yumurtalık ilçesindeki idari makamların termik santrali protesto etmelerine izin vermediğini ifade etti.

http://www.haberler.com/ozbenli-sugozu-nde-kimse-cevre-ve-saglik-3051244-haberi/

 

48-Sorgun Ormanı’nın golf sahasına dönüştürülmesi

Kültür ve Turizm Bakanlığı bu konuda yanlışından dönmeli, Çevre ve Orman Bakanlığı yaptığı tahsisi iptal ederek Sorgun Ormanı’nı yeniden devralmalıdır.

AKDENIZ UNIVERSITESI MANAVGAT MESLEK YUKSEKOKULU MUDURU PROF. DR. ALI ERDOGAN, TITREYENGOL-SORGUN TURIZM YATIRIMCILAR BIRLIGI DERNEGI (TISOYAB) ILE ORTAKLASA HAZIRLADIKLARI SORGUN ORMANI KORUMA AMACLI IMAR PLANI'NI TANITTI. MANAVGAT BELEDIYESI, AKDENIZ UNIVERSITESI, TISOYAB'IN ORTAKLASA YURUTTUGU CALISMADA ORMANA SADECE 7 NOKTADAN GIRILEBILECEGINI ANLATAN ERDOGAN, ITFAIYE VE COP ARACLARI HARICINDEKI DIGER ARACLARIN ISE ALANA GIRISINE IZIN VERILMEYECEGINI KAYDETTI (ANADOLU AJANSI - MUSTAFA TAS) (20101108)

Antalya İli Manavgat İlçesi sınırlarında bulunan “Side Sorgun Kumul Ormanı, komşusu Side-Antik Kenti gibi yüz binlerce yılın özgün değeridir. Nasıl ki Side vazgeçilmesi mümkün olmayan mutlaka korunması gereken kültürel değer ise, benzer özgünlüğe sahip bir doğal değer olan Side – Sorgun Kumul Ormanı da ayni anlayışla mutlaka korunmalıdır. Aksi uygulamalar, üstün kamu yararına aykırıdır.

Sorgun Ormanı, Manavgat – Side yöresi kıyı şeridinde; üzerinde yapılaşma olmayan, bölünmeden korunmuş, kendine özgün bir ekosistem ve zengin biyolojik çeşitliliğe sahip tek doğal yaşlı ormandır. Kumul önleme maksatlı ağaçlandırma sahalarına sahip olan Sorgun Ormanı, bitişiğindeki Titreyen göl ile önemli bir sulak alan ekosistemi oluşturmaktadır. Bu alan ülkemizin 4 önemli kuş halkalama merkezinden birisidir. Kızılçam, fıstıkçamı asli orman ağacı türleriyle birlikte ağaççık ve çalı formundaki türler, otsu bitkiler, sulak alan kuşları ve diğer hayvan türleri ile çok zengin biyolojik çeşitliliğe sahiptir. Kumul toprak yapısı ve özel iklim koşullarıyla insan eliyle yetiştirilmesi mümkün olamayacak olağanüstü estetik özelliklere sahip çam ağaçlarıyla üstün bir peyzaj yapısına sahip olan Sorgun Ormanı içerisinde yüzlerce anıt ağaç mevcuttur. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından Turizm alanı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilen Sorgun Ormanı’nın tahsisi iptal edilerek halen kullanıldığı gibi ev sahibi kültürle konuk kültürlerin buluştuğu yeri olarak değerlendirilmelidir.

http://www.tema.org.tr/web_14966-2_1/entitialfocus.aspx?primary_id=731&type=2&target=categorial1&detail=single&sp_table=&sp_primary=&sp_table_extra=&openfrom=sortial

 

49-Elmalı taş ocakları

Finike’deki taş ocaklarına çevreyi tahrip ettiği gerekçesiyle tepki gösteren çevreciler, taş ocaklarına karşı toplumsal eylem kararı aldı.

ANTALYA'NIN FINIKE ILCESI'NE BAGLI ALACADAG KOYU SINIRLARINDAKI KIZILCIK YAYLASI'NDA SEDIR AGACLARINDAN OLUSAN ORMANLIK ALANDA TAS OCAKLARININ ORTAYA CIKARDIGI GORUNTU, HEM BOLGE HALKI HEM DOGASEVERLERIN TEPKISINE YOL ACTI.(FOTO:ANTALYA-DHA)

Finike’de bulunan taş ocaklarından bazılarını inceleyen çevreciler, düzenledikleri toplantıda taş ocaklarına karşı toplumsal eylem kararı aldılar. Finike belediye binasında gerçekleştirilen toplantıya CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan, Antalya Kent Konseyi Tüketici Hakları Grubu Başkanı Ali Ulvi Büyüknohutçu, Antalya, Isparta,Burdur, Denizli, Kaş, Platformu sözcüsü Hediye Gündüz ve doğa severler katıldı.

Toplantıda konuşan CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan, mecliste yaptığı konuşmalarda taş ocakları sorununu sürekli gündeme getirdiğini, ancak taş ocağı sayısının arttığını söyledi. Taş ocakları nedeniyle Antalya’nın köstebek yuvasına döndüğünü iddia eden Kaptan, “Maalesef taş ocakları sebebiyle Finike’de portakal bahçelerimizdeki verim düştü. Biz ne kadar söylersek söyleyelim, hiç kimse bizi anlamıyor. Eskiden Orman ve Çevre bakanlıkları ayrıyken çevre korunmaya çalışılıyordu, ama şimdi ikisi bir arada, bu da mümkün değil. Adete taş ocağı, maden ruhsatı vermek için çalışıyorlar” dedi.

Antalya Kent Konseyi Tüketici Hakları Grubu Başkanı Ali Ulvi Büyüknohutçu da Finike’de tonu 120 dolara satılan bir taş için portakal ağaçlarının, bahçelerin yok edildiğini ileri sürdü. Sadece portakal ağaçları değil, başka bölgelerde sedir ağaçları, çam ağaçlarının yok edildiğini iddia eden Büyüknohutçu, “Buralarda hayatımız yok ediliyor, geleceğimiz yok ediliyor, çocuklarımız yok ediliyor. Biz şu anda burada portakalımız, narımıza, çamımıza, sedirimize, çocuklarımıza, çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak için bir araya geldik” diye konuştu.

http://www.sondakika.com/haber/haber-doga-severlerden-tas-ocaklari-tepkisi-4338201/

 

50-Erzin termik santrali

Çevre ve Orman Bakanlığı, Erzin Aşağıburnaz mevkisine kurulması düşünülen kömür termik santraline çevrede bulunan narenciye bahçelerini gerekçe göstererek onay vermedi. Konunun uzmanları tarafından yapılan araştırmalar sonucunda kömürle çalışacak bir termik santralin bölgenin zengin tarım arazileri ve çevreyi olumsuz etkileyeceği öngörüldü.

h50

Kömürle çalışacak termik santrallerin bölgeye zararlarının olacağını söyleyen TBMM Çevre Komisyonu Başkan Vekili ve Hatay Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Öztürk, “Aşağı Burnaz Köyünde narenciye bahçelerinin olduğu, 1. Sınıf tarım arazilerinin içinde yapılmak istenen kömüre dayalı termik santralle ilgili aylardır süren araştırmalar ve girişimler şu aşamada ilk burgulara dayalı olarak Çevre ve Orman Bakanlığınca ÇED sürecinin açılması uygun görülmemiştir.” diye konuştu.

Bölge halkının, üreticilerin ve bölge milletvekillerinin yoğun çalışmaları sonucunda kömürle çalışacak termik santrale onay verilmediğini ifade eden Meclis Çevre Komisyonu Başkan Vekili Mustafa Öztürk, “Konu ile ilgili ısrarlı takiplerini sürdüren Aşağı Burnaz Köyü ve civar köylerin sakinlerine çabaları için teşekkür ederim. Bölgede yaşayan insanlarımızın yegane geçim kaynağı olan narenciye ve doğal güzellikleri ile sabit Aşağı Burnazda, kömürle çalışan bir termik santral yapımının dikkate alınmadığı konusunda bütün hemşerilerimi memnuniyetle bilgilendiririm.” dedi.

http://www.habererzin.com/bakanlik-komure-onay-vermedi/

 

Haritadan silinenler (01-10)

Haritadan silinenler (11-20)

Haritadan silinenler (21-30)

Haritadan silinenler (31-40)

Haritadan silinenler (41-50)

Haritadan silinenler (51-60)

Haritadan silinenler (61-70)

Haritadan silinenler (71-80)

Haritadan silinenler (81-90)

Haritadan silinenler (91-96)

 

Haritaya dön

 

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Deniz Aytekin

Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe okudu. Müzik, edebiyat, felsefe ve çevre konularında yazarlık ve editörlük yapıyor.

Bir cevap yazın