Dünyanın dört bir tarafından çok sevdiğimiz 5 yerel pazar

Bir şehri veya ülkeyi tanımanın en iyi yollarından biri onun yemek kültürünü tanımaktan geçiyor. Yemek kültürünü tanımanın en kolay yollarından biri de bulduğunuz şehrin yerel pazarlarını ziyaret etmekte gizli olduğunu söyleyebiliriz. Hangi çiftçi nasıl bir ürün yetiştiriyor, arkasındaki üretim hikayesi ne şekilde gelişmiş, zorlukları neler ve nasıl tariflerde kullanabileceğinize dair üreticilerle konuşma fırsatı bulduğunuzda o kültüre dair çok fazla bilgi sahibi olacağınızı söyleyebiliriz. Dünyanın dört bir yanından çok sevdiğimiz beş yerel pazarı paylaşıyoruz. 

#1 La Boqueria, Barselona – İspanya

Girdiğiniz anda dinamik enerjisiyle sizi hızlıca içine alan La Boqueria, Barselona’nın en merkezi caddesi La Rambla’da konumlanıyor. İçerisinde sebze, çok değişik çeşitlerde meyveler, peynir çeşitleri bulabileceğiniz bu pazar 1200 yılından beri şehir dışında üretim yapan üreticilerin ürünlerini satışa sundukları bir market. Aynı zamanda bu pazarın içinde Pintxos ismiyle bilinen bar üzerinde servis edilen ekmek üstü mezeleri olan köşe barları yer alıyor. Bu barlarda hızlı bir atıştırma yapmak İspanyol yemek kültürünü tanımak için harika bir yol.

#2 Souk el Tayeb, Beyrut – Lübnan

2004’te Lübnan’da açılan ilk yerel pazar olan Souk el Tayeb yiyecek, gelenek ve misafirperverliği paylaşan toplulukları bir araya getirmeye yardımcı olacak şekilde paylaşan bir forum haline dönüştü. Souk el Tayeb, gıda, toprak ve tarımsal geleneklere olan ortak saygı çerçevesinde birliği teşvik ediyor. Lübnan’daki gıda geleneklerini ve küçük tarım kültürünü korumayı, küçük çiftçilerin ve üreticilerin çıkarlarını korumayı ve endüstriyel ve küreselleşmiş gıda ticareti ile rekabet edebilmelerini amaçlıyor.

#3 Grand Army Plaza Greenmarket, New York –  Amerika

1989 yılında kurulan Grand Army Plaza Greenmarket, Union Square’in arkasında yer alan New York’un en büyük ikinci pazarı. Prospect Park’ın kuzeybatı girişinde yer alıyor ve Brooklyn Halk Kütüphanesi, Brooklyn Müzesi ve Brooklyn Botanik Bahçesi’ne sadece birkaç adım uzaklıkta konumlanıyor. Bu pazar sayesinde yakındaki Park Slope, Prospect Heights, Crown Heights ve diğer semtlerden alışveriş yapan müşteriler bir araya geliyor. Koşucular, köpek sahipleri, aileler, bekarlar ve geri kalan herkes, tüm çiftlik taze ürünlerinden satın almak için birleşiyorlar ve her yıl cumartesi günü yapılan programlama ve yemek pişirme gösterilerine katılmak için bir araya geliyorlar. Pazarın en ilginç yanlarından biri organik çöpleri kompost için kabul etmeleri.

#4 The Company’s Garden, Cape Town – Güney Afrika

The Company’s Garden, Cape Town’un ​​en sevilen miras alanlarından birinde yer alıyor. The Company’s Garden, Paddocks Bölgesi’nde, Ulusal Galeri’nin yanında yer alan antik meşe ağaçlarının altındaki gölgeli alan, bir pazar günü pazar alışverişi için mükemmel bir yer sağlıyor. Yemek, zanaat ve eğlence, Good Company Market’te bir araya geliyor. Tarihî İziko Güney Afrika Müzesi ve Güney Afrika Ulusal Galerisi arasında yer alan ve muhteşem Masa Dağı manzarasına sahip olan Good Company Market, günü dışarıda geçirip ailenizle dinlendirici bir pazarın tadını çıkarmak için mükemmel bir yer olduğunu söyleyebiliriz.

#5 Asoproorganicos, Cali – Kolombiya

Kolombiya’nın en güzel organik pazarlarından biri olan Asoproorganicoscuma sabahları, Comfandi Guadalupe’nin otoparkında konumlanıyor. Asoproorganicos adı altında yeşil ürünlerin büyük bir gururla sergilendiği köylü pazarını oluşturan üreticiler ve alıcılar arasındaki yoldaşlık ve birbirine destek olma bu alanın ana özelliği. Tüketiciler arasında bu sadece bir pazar değil, bir buluşma ve değişim noktası olarak görülüyor. Öte yandan fiyatlarda dalgalanmalar yaşanabilmesi pazarın tek kötü özelliği olarak gösterilebilir. 

Kaynaklar:
Cape Markets
Cali Adventurer
Mercadoverdavida

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Sinem Uğurdağ

Istanbul’da başlayan hayat yolculuğum farklı kıtalarda yaşadığım uzun soluklu deneyimlerle birlikte tüm heyecanıyla devam ediyor. Yoga, kamp, fotoğraf, müzik festivalleri ve yemek yapmak vazgeçemediğim ve nerede olursam olayım hayatıma renk katan ilgi alanlarım. Bunların yanı sıra, doğayla ilişkimi her geçen gün daha da güçlendiriyorum; farklı coğrafyaları gözlemledikçe dünyamızın tabiatına hayranlığım artıyor. Herkesin önce kendi bedenine sonra etrafındaki canlılara karşı sorumlu olduğuna ve bunun bilincinde olan her bireyin farkındalık yaratması gerektiğine inanıyorum.

Yorumlar kapatıldı.

Daha fazla Ekoturizm, Gıda, Kent, Yeme İçme
Ofise kendi öğle yemeğinizi götürmek için 6 neden

Hem sağlıklı beslenmek hem de daha az atık üretmek istiyorsanız ofise evde hazırladığınız kendi öğle yemeğinizi götürerek bu amacınıza en...

Kapat