Durban Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Toplantıları’ndan gözlemler-1

Günay Afrika’nın Durban şehri bu günlerde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Toplantıları’na ev sahipliği yapmasından ötürü sıkça duyulur oldu. 28 Kasım sabahında açılış toplantısıyla başlayan bu konferans hakkında güncel bilgileri Durban’da bulunan TEMA Bilim Kurulu Üyesi ve ÇOMÜ Coğrafya Bölümü (Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı- Klimatoloji ve Meteoroloji) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş‘ten aldık.

Açılış toplantısı, Güney Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı Jacob Gedleyihlekisa Zuma, GAC Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanı ve Konferans Başkanı olarak seçilen Maite Nkoana-Mashabane ve geçen yıl Cancun’da gerçekleşen COP16/CMP6 Başkanı Patricia Espinosa Castellano ile BMİDÇS Yürütme Sekreteri Christiana Figueres’in katılımıyla ve konuşmalarıyla gerçekleşti.

Güney Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı Zuma, konuşmasında, iklim değişikliğinin gelişmekte olan ülkelerde yaşayan halklar ve Afrikalı’lar için bir ölüm kalım konusu olduğunu belirtti. Zuma konuşmasının devamında, özetle, gelişmekte olan ülkelerin ve Afrika halklarının son zamanlarda kıyı bölgelerinde olağan dışı ve şiddetli taşkınlara uğradığını ve bu afetlerin insanları evlerini, işlerini ve yaşamlarını kaybetmeleri yoluyla etkilediğini belirtti. Zuma ayrıca, çoğu Afrika halklarının iklim değişikliğiyle savaşım yetilerini kısıtlayan yoksulluk yüzünden, Afrika’nın iklim değişikliğinin etkilerine daha açık olduğunu vurguladı.

Konferans Başkanı olarak seçilen Maite Nkoana-Mashabane ise, konuşmasında, özetle, Durban’ın çok taraflı kurallar temelli bir iklim değişikliği düzeninin geleceği için bir karar anı olmasının üzerinde durarak, Durban’da iklim değişikliğiyle ilişkili gerçek sorunlarımızın pratik olarak ele alınması ve çözülmesi konusunda dünyaya hazır olduğumuzu göstermemiz gerektiğini söyledi.

BMİDÇS Yürütme Sekreteri Christiana Figueres, hükümetlerin Durban’da başlıca iki önemli konuda kararlı adımlar atmaları gerektiğini söyledi. Ona göre, birinci adım, özetle, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine uyum çabalarına yardımcı olmaya yönelik bugüne değin ulaşılan en kapsamlı finansman ve fon paketinin tamamlanması ve 2010 yılının sonunda Meksika’nın Cancun kentinde gerçekleştirilen BMİDÇS toplantılarında kararlaştırılan sera gazı salımlarının artışını sınırlandırmak ya da azaltmak ile ilgili olmalıdır. Örneğin, bu kapsamda, Yeşil İklim Fonu’nun birinci evresi Durban’da kabul edilebilir. Ayrıca, hükümetler, iklim değişikliğiyle savaşım, iklim değişikliğine uyum ve etkilerin azaltılması gibi eylem ve etkinliklerde kullanılmak üzere ve 2020 yılına kadar sağlanması öngörülen uzun süreli iklim finansmanı için belirlenen 100 milyar ABD Doları’nı da ivedilikle kullanılabilir kılabilir. Durban’da atılacak olan ikinci önemli adımsa, küresel sıcaklık yükselmesinin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin yaşanmasını önleyecek bir düzeyde, ki bu düzey küresel ortalama yüzey sıcaklığının 2 C°’nin altında (örn. tam olarak 1.5 C°’yi geçmeyecek biçimde)tutulmasını içerir, sınırlandırılmasına yönelik ortak hedeflerine ulaşmak için hükümetlerin birlikte nasıl çalışacaklarının belirlenmesiyle ilgilidir.

Gerçekten de, Durban Konferansı’nın en önemli temel görevi, ötekilerin yanı sıra, Kyoto Protokolu’nun geleceğinin nasıl olacağı ya da geçmiş yıllarda yazdığım bir yazının başlığında sorduğum gibi “Kyoto Protokolu’nun Bir Geleceği Var mı?” şeklindeki yaşamsal önemi olan bir sorunun yanıtlanmasıdır. Bu aynı zamanda, hükümetlerin BMİDÇS kapsamındaki sera gazı salımlarını azaltmaya yönelik daha geniş kapsamlı bir antlaşma konusunda uzlaşmaya hazır olup olmadıklarıyla da yakından ilgilidir. Böyle bir küresel uzlaşma, yalnız iklim değişikliğinden daha çok etkilenme eğilimde olan gelişmekte olan ülke halklarının refahı ve gelecekleri için değil, gelişmiş ülke halkları için de yaşamsal bir öneme sahiptir.

Bu yüzden, bu aşamada önemli olan, Durban Konferansı’na, özellikle toplantıların ikinci haftasında yapılacak olan yüksek düzeyli bakanlar (devlet başkanları, başbakanlar ya da bakanlar) toplantılarına katılacak olan devlet adamlarının, küresel iklimin korunmasına ve iklim değişikliğiyle savaşım ve uyum konusunda gelişmekte olan ülkelere ciddi finansman ve teknolojik yardımlar yapılmasını ve belki de daha da önemlisi küresel iklimin korunması ve Yerküre’nin her zaman yaşanabilir bir gezegen olmasına yönelik her düzeyde ortak çabaları ve işbirliklerini içeren, sağlayan ve öngören küresel bir uzlaşmaya ulaşabilmeleri olmalıdır.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.
Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.
Yeşilist Patreon Destek Ol


Bir cevap yazın

Daha fazla Ekoloji, Gündem, İklim Değişikliği, Kent, Yenilenebilir Enerji
Başa dönsek?

Chipotle Mexican Grill için Johnny Kelly'nin çektiği "Back to the Start" isimli reklam filmi konvansiyonel tarımla eski usül yerel tarım...

Kapat