Et ürünlerde bulunan antibiyotik kalıntıları insanların kilo almasına yol açıyor olabilir

Hayvancılık sektöründe hastalıkların önüne geçmek için antibiyotik kullanıldığı uzun zamandır bilinen bir gerçek ama bu ilaçların aynı zamanda hayvanların büyümesi için de kullandıkları genelde odak dışı kalıyor.

Bu ilaçlar hayvanların iştahını açarak daha fazla yemesine ve böylelikle hızlı bir şekilde kilo almasına yol açıyor. Böylelikle hayvanların “olgunluğa” erişmesi için gereken günler de kısalıyor.

Bu uygulama özellikle ABD’de 1950’lerden beridir devam etmekte ama 1970’lerde ise antibiyotikler direkt olarak hayvan yemlerinin içine ekleniyor. Bu durumun ne kadar etik olduğu ayrı bir tartışma konusu ama antibiyotik kullanımı hem hayvanlar için hem de insanlar için ciddi sağlık problemleri de söz konusu.

Biliminsanları dengesiz antibiyotik kullanımının enfeksiyonlardaki antibiyotik direncini daha da artıracağını düşünüyor. Bu konudaki içeriğimize buradan ulaşabilirsiniz.

Biliminsanlarının aklındaki ikinci soru ise antibiyotik kullanılan hayvanlardan gelen et ürünlerinin aynı şekilde insanların kilo almasına yol açıp açmadığı.

Uzmanların geliştirdiği hipoteze göre antibiyotikler bağırsaklardaki yararlı bakterilerin ölümüne yol açıyor ve besinlerin sindirilme şeklini değiştiriyor.

 

Kaliforniya Üniversitesi Berkeley Wellness Merkezi’nin yaptığı açıklamaya göre besinlerin sindirilmesine yardımcı farklı bakteri türlerinin dengesinin bozulması ile yediğiniz besinlerden daha yüksek oranda kalori alınma olasılığı görülmüş. Yararlı bakterilerin oluşturduğu mikroflora yapısının insan sağlığına etkisini uzmanlar tam anlamı ile keşfetmiş değil.

TIKLAYIN: Sindirim sistemi bakterileriniz ve akıl sağlığınız arasındaki bağ sizi şaşırtacak

Yapılan bir araştırma, son dönemlerde yapılmaya başlanan dışkı nakline ait bir testte, zayıf bir insanın kaynağı obez bir insandan gelen nakilden dolayı kilo aldığını gösteriyor.Bu durumun tam tersinde ise obez insanların insulin direncinde artış görülmüş.

 

Aslında hayvanlarda kullanılan antibiyotiğin insanların kilo olmasına yol açtığı fikri son 20 yıldır araştırılıyor. Tabii ki farklı nedenlerden dolayı kilo alma olasılığı da mümkün. Özellikle modern zamanlarda sağlıksız beslenme büyük bir sorun olarak görülse de, uzmanlar 1950’lerin ABD’sinde de benzer oranlarda sağlıksız beslenmenin görüldüğünü belirtiyor.

Bu konuda araştırmalara destek veren Dr. Lee Riley, beslenmemizin ve yaşam tarzımızın obezitenin artışında bir faktör olduğunu ama tek neden olmadığını belirtiyor. Riley, 1900’lere nazaran daha fazla kalori tükettiğimizin doğru olduğunu ama obezite rakamlarının özellikle 1970’lerden sonra ciddi oranlarda artış gösterdiğine dikkat çekiyor.

Riley bu dönemlerde değişen en belirgin şeyin su ve besinlerimizdeki antibiyotik oranları olduğunun altını çiziyor. Hayvanların antibiyotikler yüzünden kilo aldığını belirten Riley, bizimde bu hayvanlardan çok farklı bir yapımız olmadığını söylüyor.

 

Özellikle 2009 ve 2013 yılları arasında hayvancılık sektöründeki antibiyotik kullanımında ciddi bir artış görülmekte. Sadece ABD’de değil, Portekiz, Macaristan, İtalya, İspanya ve Kıbrıs Rum Kesimi’nde antibiyotik kullanım oranları ABD’den daha yüksekte.

Türkiye’de ise bu konuda ciddi bir takip sorunu var. 2009’dan itibaren yurt dışından kaçak yollarla “sarı toz” ismi altında getirilen antibiyotikler verimlilik artışı için ülkemizde kullanılmakta. Bununla beraber, Dr. Yavuz Dizdar özellikle tavuk sektörünün verimlilik artışı için ciddi oranlarda antibiyotik kullanıldığına yönelik açıklamalar yapmıştı.

Bu sorunu çözümü için özellikle Kanada, hayvanlara verilen antibiyotiklerin reçete ile verilmesi kararını yürürlüğe koyarken, hayvancılık ve ilaç lobisinin güçlü yapısının diğer ülkelerde alınacak kararlarda etkili olacağı düşünülüyor.

Tüketiciler için et tüketimini azaltmak bir seçenek olsa da, bazı meyve ve sebzelerde de yüksek oranda antibiyotik kalıntıları da bulunmakta. Bu durumda değişime yol açacak en güçlü hareketin üreticilerin üzerindeki tüketici baskısı olacağı belirtiliyor.

Küresel etkileri olan bu durum oldukça karmaşık ama tüketicinin gücünü küçük görmek de üreticiler tarafından yapılacak en büyük yanlışlardan biri. Türkiye’de de sivil toplum kuruluşları bu konuda çalışmalar başlatmış durumda. Greenpeace Akdeniz uzun zamandır tavuk sektörünün üretimi hakkında toplumu bilgilendirmekte.

Son dönemlerde ise Buğday Derneği’nin “doğal” teriminin düzgün ve bilinçli bir şekilde kullanılması için çalışmakta. Bu imza kampanyasına buradan destek verebilirsiniz.

Yeşilist bundan böyle okuyucularının desteğiyle ayakta kalacak.

Siz de Yeşilist’i beğeniyorsanız bize Patreon’dan destek olun.

Yeşilist Patreon Destek Ol

Kaynak Treehugger Review on Antimicrobial Resistance
Önceki yazıyı okuyun:
Avrupa’nın birbirinden güzel dört sıfır atık marketi

Tüketim alışkanlıklarının yavaş yavaş değişmeye başladığı şu dönemde, yeni bir trendle karşı karşıyayız: Sıfır atık (zero-waste) marketler. Özellikle Avrupa’da hızla...

Kapat